# Tarafını Seçme ve Belirleme Zamanı!

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/tarafini-secme-ve-belirleme-zamani
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-08-15T14:30:01+03:00
- Güncelleme: 2013-08-15T14:30:01+03:00
- Yazar: M.BURHAN HEDBİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Düşmanın ettikleri unutulabilir ama dostların sessiz kalması
asla unutulmaz.
Birileri istiyor diye Müslüman kanının Müslüman eliyle
akmaması için artık bir şeylerin yapılması gerekiyor. Yapılması gerekenlerin başında "Kardeşlik Hukukunun" aslına rücu etmesi geliyor. Medine’de temeli atılan İslam kardeşliğinin aslına rücu ederek bizzat
o dönemde işlendiği gibi günümüzde de o hukukun edebiyatını değil de pratikte
işlevselliğini yerine getirmemiz için neler gerekiyorsa artık yerine getirmemiz
gerekir. Yoksa hiçbir problemimiz çözülmez! Zira bu kardeşlik felsefesini
pratikte uygulayan Caban el-Kürdî, Suheybî Rûmî, Selmanı Farısî, Bilalı Habeşî ve Ebabekrı
Arabî, isimlerine gelen Kürdî, Rûmî, Farısî, Habeşî ve Arabî takılarına takılmadan ve
bu takıları tearüf ve tekasür sebebi ve vesilesi olarak algılayarak ümmetin huzuru ve
selameti için yan yana durmayı başarabilmişlerdir.
Müslümana lanet okumak yakışmaz... Müslüman, insanın ne denli
değerli olduğunu, ona değer verenin Allah olduğunu bilir ve öyle davranır.
Allah katında insan en değerli varlıktır. Zira İblisi bile ona secde etmedi
diye rahmetinden kovdu. 
Uzun cümleler, hedefi saptırmak isteyenlerin
özelliklerindendir. Sorunlarımız nasıl ki iman eksikliği veya yokluğundan neşet
ettiyse onun tekâmüle ermesi ile de çözüme kavuşacak yok olacaktır. Tarih buna bu
şekilde her zaman şahitlik etmiştir. İmanın ne olduğunu, bize ne gibi
sorumluluklar yüklediğini bilip gereğince hareket ettiğimiz takdirde
çözülmeyecek hiçbir problemimiz kalmaz, aksi davrandığımızda ise günümüzde
yaşanılanlar söze gerek bırakmayacak kadar meseleyi yansıtmaktadır. Öncelikle
kaybedilen güven duygusunu tamir edecek pratik adımlarla başlamalıyız. Artık bu
işin edebiyatını değil, hukukunun gereğini pratik ile alanda göstermeliyiz. İslam
'iştir' ve her iş gibi o da sadece söz ile olmaz!
Din Allah'ındır ve Allah,
onu insanlar için göndermiştir. Yaşadığı coğrafyayı cehenneme çevirerek
cehennemi bir coğrafyada yaşayanlar, cennete gitmeye layık olduklarını nasıl
düşünürler. Uzun cümleler yanlış anlaşılmalara da neden olabiliyor, elinizden
geldikçe az kelime kullanmaya çalışın! Kendilerine dilsiz şeytan denilmesin
diye dilli şeytan olmanın ne anlamı var! Gerçek
dost, hoşunuza gitmediğini bildiği halde size hakkı tavsiye edendir. Asrımızda “dahi”
olmak gerekmez, insan kalabilmek başlı başına bir maharet zaten. 
İnsan iki kısımdır. Bir
kısmı ölümlü bir kısmı da ölümsüzdür. Fakat bazı insanlar ölümlü kısmına
verdiği değeri ölümsüz kısmına vermemektedir. Değişim iyidir. Mesele benim
değişmem değil, herkes değişebilir; mesele insanları doğruya doğru
değiştirebilmek veya yönlendirebilmektir! İnsanlar bazen farkına varmadan bile
birilerine iyilik yapabildikleri halde bazen bunun tam tersini de
yapabiliyorlar! Meşruiyetin bir kıstası da; yaptığınızı toplumdan gizleme ihtiyacı
duymamaktır. Gizleme ihtiyacı hissediyorsanız bir problem vardır. 
Nil, Fırat ve Dicle gözyaşlarıyla
çağlamaya alışmıştı, fakat bugün gözyaşlarına kan da eşlik ediyor! Günümüzde zalim
ve zulüm Allah’ın belirlediği kıstaslara göre değil de ‘muktedirlerin’
menfaatine göre belirlendiği için işlenen zülüm öyle bir hal aldı ki, asrımız;
Firavun, Nemrud ve Haccac'ı aratır olmuş! Suçluyu tanımak
kadar suç ortağını tanımak da önemlidir. Hz. İbrahim ateşe atıldığında, karınca/semender
ağzıyla su taşıyormuş ateşi söndürmek için. Kertenkele ise daha fazla yakıcı
hale getirmek için ateşi üflüyormuş. Karıncaya, taşıdığın su bu cehennemî ateşi
söndüremez denildiğinde; karınca, bunu ben de bilirim ama maksat tarafın
belirlenmesidir der. Safımız belli olsun. Nemrud’un değil İbrahim’in safında
olmak. Tarafını seçerken bağlı kalacağın düsturlar ve dikkate alacağın
kriterler olmalı. Bu düstur ve kriterlerin neler olması gerektiği ve neye göre
belirlenmesi de çok önemlidir.  Nemrudî
değil İbrahimî olabilmek! Zalimi tayin ve belirlemede uyacağın kriterler ne
kadar önemliyse mazlumu belirleyen kriterler de o denli önemlidir. İşte, bu
noktada bağlı kalacağın düstur ve kriterlere büyük rol düşmektedir. “Eğer Allah'ın insanlardan bir kısmının kötülüğünü
diğerleriyle savması olmasaydı yeryüzünün düzeni bozulurdu. 2/251” Bizler,
savanlardan mıyız yoksa savılanlardan mıyız? Unutmayın! Nemrud ve Firavun
sayılmayacak kadar çocuk öldürdü ama onların sonunu getiren İbrahim’i ve
Musa’yı öldürmeye muvaffak olamadılar. Ne Firavun Musa’nın doğumuna engel
olabildi ne Nemrud İbrahim’in doğuşuna!
Habil ve Kabil hikâyesinde;
Habil’in mirasçısı olmak, Kabil’in değil. Zulmün işlendiği ve birilerince
birilerine reva görüldüğü bir coğrafyada: Haktan ve haklıdan taraf olmak
erdemdir, tarafsız kalmak değil. Bir insan adil olduğu kadar değerli olmalıdır.
Adaletle eşitliğin bu kadar karıştırıldığı günümüzde adaleti tesis etmek adına
çaba göstermek de erdemdir. Adalet eşitliği de sağlar ama eşit kılmak adaleti
sağlamayabilir. Ümmet, ancak Kur’anın pratiği olan sünnetin pratiğine sarılarak
her sorununun üstesinden gelebilir. Unutmayın! Birbirimizden umudu kestiğimiz
an bittiğimiz andır.



















15.08.2013  @/MBHedbi

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/tarafini-secme-ve-belirleme-zamani)