# Tek Millet!

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/tek-millet
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-10-21T13:38:44+03:00
- Güncelleme: 2013-10-21T13:38:44+03:00
- Yazar: M.BURHAN HEDBİ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Dünyada korunması gereken birçok değer
vardır; ama en önemlisi, peygamberlerin de korumak için gönderildiği insan
onuru olsa gerek. Küçümseyen, küçülmeye
mahkûmdur…
Bireyin haklarını
önemsemeyen milletler gerçek manada devletleşemeyeceği gibi, milletinin
isteklerini önemsemeyen devletler de dünya iktidarı arenasında söz sahibi
olmayacak ve küçük kalmaya mahkûm olacaktır. 
Madame Curie’ye göre;
“Bireyleri geliştirmeksizin daha iyi bir dünya kuramayız.”Bu gerçeklik,
devletler için de geçerlidir. Vatandaşlarının gelişmesini sağlayamayan
devletler hiçbir alanda ilerleme sağlayamaz. Toplumu ve devleti geliştirmek, bireyi
geliştirmekle doğru orantılı olduğuna göre devlet, toplum ve bireyin birbirini
iyi anlaması gelişmenin ilk ve en vazgeçilmez unsurudur. Artık doğru iletişim
olmaksızın değişimin mümkün olamayacağı gerçeği anlaşılmalıdır. 
Devlet, yurttaşıyla
anlayacağı veya anlaşacağı dil ile sağlıklı bir iletişim kurmalıdır. Bu
bağlamda devleti oluşturacak bireylerin iletişim tarzının, devletin işleyiş ve
yurttaşlarına yaklaşım tarzını belirleyeceği gerçekliğinin farkına da
varmalıyız. 
Bu konuda Stuart Mill: “Bir devletin değeri,
onu oluşturan bireylerin değerine eşittir.” 
derken; Sokrat ise, “Devlet, erdemli kişilere dayanmak zorundadır.”
demektedir. Bu konudaki İlahi buyruk ise şöyledir: “Bir
millet (halk) kendini değiştirmedikçe, biz onları değiştirmeyiz.” Burada Allah,
değişmek isteyen bireylere bu anlamda sebepler yaratacağını, pozitif yönde
değişimin nasıl mümkün olacağını ve bunun felsefesini vahiy yolu ile insanlara
iletmiş olduğunu, fakat pozitif yönde olsa dahi değişimi bireyin kendi öz
iradesine bıraktığını aktarmıştır.
Evet, geç olmadan kendimizi değiştirmeliyiz artık, yoksa
birileri istedikleri şekilde bizleri değiştirecektir. Bu gerçeğin farkına
varmalıyız artık… Bahaneleri kalkan sayanlar,
ilerlemeden yoksun yaşarlar. 
Artık yaşadığımız acıların, daha da
güzel bir istikbali inşa etmek için bizlere bir şeyler katmasının zamanı
gelmiştir. İki defa aynı hataya düşülmemesi gerektiğine inanan bir kültürden
gelen bizlerin,  artık tarihin kendi
başına tekrar etmediğini, aynı hataların tekrar edilmesinden oluştuğunu bilmesi
gerekir. Bunun için de doğru iletişime ve eğitim anlayışına dikkat etmeli ve
bunu önemsemeliyiz…
Her konuda olduğu gibi kelimeleri
kullanırken de dürüst olmalıyız.  Zira
kullanacağımız kelimeler, zihin dünyamızda veya bilinçaltımızda yerleşen
manaları ile değil, muhatabımızın zihin dünyasında ve bilinçaltında karşıladığı
manaları açısından sağlıklı bir iletişime katkıda bulunacak veya kargaşaya
neden olacaktır. Muhatabımızın kelimelerimize hangi manayı yüklediği önemlidir.
Bunun için de muhatabımızın seviyesini öğrenmeye ve kelimelerimizi o ölçüde seçmeye
gayret göstermeliyiz. Bu şekilde davranmaya özen gösterirsek, problemlerimizin
%50’sini baştan çözmüş oluruz. Bir problemin çözümü için samimi isek; işe
muhatabımızı tanımaya/anlamaya gayret göstererek başlamalıyız. 
Akıl, elbette ki önemli ve gereklidir
ama dürüstlük çok daha önemlidir. Warren Buffett’in de söylediği gibi;
“İnsanlarda üç özellik ararım: Dürüstlük, Akıl ve Enerji. Bunlardan birincisi yoksa diğer ikisi sizi mahveder.” Evet,
şayet dürüstlük bariyeri olmazsa; akıl ve enerji, çözüm üretmenin yerine
hayatımızı problemlerle donatabilecektir. Şayet bir devlet ilerlemek istiyorsa
kendisinden (Kurumlarından) başlayarak, iletişimde dürüstlük ilkesini topluma
aşılamalıdır. İletişimin sağlıklı olabilmesi için kullanacağımız kelimeler
önemli olduğu kadar, muhatabımızın zihninde hangi manayı karşıladığı da
önemlidir ve hesaba katılmalıdır. 
Doğru iletişimin bize ve toplumumuza
sağlayacağı mükemmel katkıyı günümüzün en önemli kavramlarından biri olan
“Millet”” kavramı üzerinde açıklamanın meselenin ehemmiyetini tam olarak
anlamamıza büyük katkı sağlayacağı kanaatindeyim.  
Bazen tek millet denildiğinde -söyleyen
bunu kast etmese bile- tek ırk olarak algılanmakta ve bu söylem duygusal da
olsa kırılmalara yol açabilmektedir.  İşte,
bu yüzden millet kelimesine/kavramına kısaca da
olsa değinmek istedim…
Millet sözcüğü; ilk başta her ne kadar
birleştirici olan İlahi ve Kur’ani bir kavramsa da, zamanla dünyevileştirilmiş
ve bu son haliyle ayrıştırıcı bir mana ihtiva eden bir kavram olmuştur.
Yanıltıcı benzerliklere dikkat
edilmelidir. “İkisi de mantardır. Fakat zehirlisiyle zehirsizini ayırt edebilme
kabiliyeti gerekir.”
“Millet” kelimesi Türkçe ve Farsça dillerine
geçtikten sonra kendisine sosyal ve
tarihsel bakımdan yükle­nen anlamdan da etkilenip modern dö­nemde Batı'daki
"nation" kavramının karşılığı olarak tamamen sosyolojik ve siyasal
bir içerik kazanmışsa da; aslında Millet kelimesi: “İbrânîce ve
Ârâmîce'de melel "konuş­mak, söylemek", mille de "kelime,
söz" mânasına gelir. Bununla da ilişkili olarak Arapça'da "ezberden
yazdırmak, dikte etmek" anlamındaki imlâl (imlâ) kökün­den türeyen millet,
işitilen ve okunan bir şeye dayanması veya dikte edilmesi ve yazılması
bakımından "din" karşılığında kullanılmıştır. Bu çerçevede
"el-milletü'l-İslâmiyye, el-milletü'l-Yehûdiyye, el-mille-tü'n-Nasrâniyye"
veya "milletü'l-Mecûs, milletü's-Sâbie, milletü'l-hak, milletü't-tevhîd,
milletü'l-küfr" gibi tamlamalarda belli dinleri ifa­de eder.” (TDVİA C:30 S: 64)
Kur’an’da geçen Millet-i İbrahim söylemi, din ve ümmeti
karşılamaktadır. Bir ümmet; ayrı uluslardan oluşabilir. Millet keli­mesi; "izlenen,
gidilen yol" anlamını da karşıladığından: aynı yolun yolcusu veya
kendileri ayrı olsa da hedefleri aynı olanlar anlamına da gelebilmektedir… 
Hadislerde ise; Kur'an'daki anlamları yanında
"doğuştan getirilen özellikler, fıtrat" manasında da geçmektedir. “Küfür tek millettir” hadisi perspektifinden
bakılırsa, dünyada iki millet vardır; inanan ve inanmayan. Bu bağlamda Müslüman
bireyler açısından; “Tek milletten” kasıt, Millet-i İslam olmalıdır. Zira küfür
tek millet olduğu gibi İslam âlemi de kendi içinde huzuru ve barışı tesis etmek
ve dış etkenlerden korunabilmek için tek millet olmayı başarabilmelidir. Bunun için de yapmamız
gerekenleri yapmamız yeterli olacaktır.
Kendinizi
birilerine kanıtlamak için uğraşmayın. Kendiniz olmaya çalışın! Bu büyük
bir sorumluktur ve sizden istenen de budur. Bu yolda başarılı olabilmek için en büyük faktörlerin
başında: Bir şey olmak için değil; bir şey yapmak için çabalayanlarla yoldaş
olmak gelir.
Devir değişti; çağın ruhunu
okuyamayanlar ve değişim-dönüşümü yakalayamayanlar, ‘sürüleşerek’ geride
kalıyor…





































@/MBHedbi

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/tek-millet)