# Türkiyelileşme ile Hendek Arasında Kalan Siyasetçi

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/turkiyelilesme-ile-hendek-arasinda-kalan-siyasetci
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2015-10-05T21:05:22+03:00
- Güncelleme: 2015-10-05T21:05:22+03:00
- Yazar: FARAÇ ÇOBANOĞLU
- Kategori: KÖŞE YAZISI

HDP
Eşbaşkanı Sayın Selahattin Demirtaş’tan söz ediyoruz. 7 Haziran seçimleri
öncesi taraflı-tarafsız herkesin beğenisini toplamış, bir çok çevrenin de
takdirini kazanmıştı. Güzel saz çalıyordu; gittiği TV kanallarında espriler
uçuşuyordu. Laf aramızda, değerli eşi, hanımefendi duymasın ama genç kızların
da sevgilisi olmuştu.
İşin
esprisini bir kenara bırakalım ama gerçekten HDP’nin yüzde 10 gibi
“hendek”lerden de daha şılması güç olan barajın aşılmasında şüphesiz
lider-siyasetçi olarak Demirtaş büyük pay sahibi. 80 milletvekili ile HDP
TBMM’de idi. Kürtler yerel siyasi gücünü parlamentoya taşımıştı. Büyük bir
başarıydı, tarihi idi de. 
DEP zamanını
hatirlıyorum. Bir avuçlardı DEP’li vekiller. Kısa bir süre sonra aleyhlerinde
başlatılan siyasi kampanyalarla soluklarını cezaevinde almışlardı. Cezaevine
kadar gidiş süreçleri bile bin bir eziyet ve işkence ile oldu. Dönemin
başbakanı Tansu Çiler,mitinglerde yaptığı konuşmalarda “PKK’lileri meclisten
atalım mı?” diye sesleniyordu. Bir süre sonra yapacakları için meşru zemin
hazırlıyordu. Kürtçe bir söz vardır: Em têr bi we
şa nebun. Evet Kürt halkı vekilleri ile tam keyif çıkartamamıştı; zira
DEP’li vekillerin son durağı cezaevi olmuştu.
Ama bu kez
her şey farklıydı Kürtlere göre. 80 vekil vardı mecliste ve barış adına,
özgürlükler ve insan haklarının ülkede yerleşmesi adına siyaset yapacaklardı
HDP’liler. Ama bu da olmadı. HDP Eşbaşkanı Sayın Demirtaş’ın her açıklamasına
karşılık adeta “fırça” geliyordu Kandil’den yapılan açıklamalarla. 
İş bununla
da kalmadı. Daha önce Lice’de, Cizre’de veya başka yerlerde denenen özyönetim
girişimleri sıklaşmaya başladı 7 Haziran sonrasında. PKK’nin ve devletin
yarattığı çatışmalı ortamda giderek siyaset daraldı; daha çok da HDP’nin
faaliyet alanı daralmaya başladı. Deyim yerindeyse nefez alamaz bir duruma
geldi. 
Türkiyelileşme
politikasıyla nefes almayı başaran HDP ve başındaki Demirtaş, giderek kazılan
hendeklerle üzülerek ifade etmek gerekirse, şaşkına döndü. Sayın Demirtaş,
böylece uyguladığı Türkiyelileşme politikasıyla kazılan hendekler arasında
sıkışan bir siyasi lider olarak tarihe geçti.
Hali hazırda
Demirtaş’ın içerisinde bulunduğu siyasi sıkışma bütün özellikleri ile bölgede
varlığını sürdürüyor. 7 Haziran seçimlerinde partiler arasında koalisyon
hükümeti kurulamayınca 1 Kasım 2015 tarihinde seçmen olarak tekrar sandık
başına geçip oy kullanmak durumunda kaldık.
Bu seçimde
nasıl bir tablo çıkacağı net değil. Zira bölgede özyönetim ilanları ve devletin
sürdürdüğü operasyonlar bütün hızıyla devam ediyor. Halk çok zor durumda ve
giderek sivil ölümleri de çoğaldığı için kaygılı bekleyiş bölgede hakim. Bir
çok ilde valilerin aldığı kararlarla özel güvenlik bölgeleri ilan edilmiş ve
buralara siviller giremez. Yine Diyarbakır merkezin bazı yerlerinde, Silvan,
Varto, Lice, Cizre ve son olarak Nusaybin’de sokağa çıkma yasakları
uygulanıyor. 
Elbetteki
buralarda ve bu koşullarda seçim yapmak, seçim güvenliğini sağlamak çok zor;
hatta zaman zaman imkansız bile oluyor.
Türkiyelileşme
politikası HDP’nin elde ettiği bu büyük başarısının hemen ardından  hendekler kazılarak ve buralarının KCK’nın
gençlik yapılanmaları olan YDG-H tarafından silahla savunmak suretiyle neden
özyönetim ilanlarına geçildi, hala anlamış değiliz. Zaten bu gibi yerlerde
Demokratik Bölgeler Partisi olan DBP yerel anlamda iktidar ve belediye
yönetiyor. Buralarda Türkiyelileşme açılımları ile bezenmek suretiyle bütün
dünyaya örnek olabilecek yerel yönetim modelleri oluşturulabilirdi. Eğer böyle
olsaydı, bir sonraki seçimde HDP yüzde 20’yi bile bulabilirdi ve Türkiye’de bir
Çipras Vakası yaşanabilirdi. Ama şu anki manzaraya bakıldığında bu tarihi
fırsat kaçmış gibi. Buna kim yol açtı? Ne gibi siyasi ve tarihi etkenler bir
araya geldi de bu fırsat heba oldu? Bu konu ileride sosyal bilimcilerin
bilimsel yöntemlerle araştıracakları bir konu olarak şimdilik duruyor.
Peki hiç mi
çıkış yolu yok? Var tabiki. HDP ve Eşbaşkan Sayın Demirtaş, barış konusunda net
ve cesur tavır koymalı. Türk kamuoyunu inandıracak şekilde adım atmalı ve net
olamlı. Siyasi ve ideolojik kaygıları bir kenara atmalı. Biliyoruz, işi ve
bulunduğu pozisyon çok zor. Ama madem bu role soyundu o halde gereklerini
yapmalı. 
Daha ilk
adımda yanlış yaptı. “Biz AKP ile hiçbir seçenekte olmayacağız.” Oysa kendileri
çok iyi biliyor ki siyaset bir müzakere ve uzlaşı sanatıdır. Anlaşıldı ki sazı
iyi çaldı Sayın Demirtaş ama iyi siyaset yapamadı. Çünkü o açıklamayla
ideolojik kaygı taşıdı belliydi. İktidar partisi ile zaten Çözüm Süreci
kapsamında müzakereleri vardı ve bunun üzerinde hükümet kurma çalışmaları
sürdürülebilirdi. Hatta AK Parti istemeseydi, siyaseten onu zorlaması
gerekiyordu. Ne yazık ki bu olamdı ve ondan sonra giderek siyaseten sıkışmaya
başladı. Oysa Sayın demirtaş ile beraber 80 milletvekili vardı ve bu ona
siyaseten pazarlık yapma imkanını veriyordu. Fakat bu olanak kullanılamadı mı
kullandırılmadı mı, bu durum zamanla berraklık kazanacak.
PKK Genel
Başkanı Abdullah Öcalan, Türkiye’ye getirildikten sonra İmralı Duruşmalarında
yaptığı savunmada, devrim dilinin bittiğini bunun yerine evrim dilinin
geçtiğini ilan edince kendisine inananlar bu yaklaşımı şaşkınlıkla
karşılamıştı! Öcalan, aslında bu ilanla sivil siyasetin başladığını açıkladı.
Ve bu süreç bugün 80 milletvekili ile zirve yaptı. Ancak çok gariptir ki, bu
zirve devrimci halk savaşının hendeklerine düştü! Evet bir de “Erdoğan’a Olan
Nefret” tezinde,bunu da unutmamak gerekir.
Tarihi
fırsatlar iki defa oluşur: Bir defa kolay oluşur; değerlendirebilene. İkinci
defa zor oluşur; oluşturabilene. 































 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/turkiyelilesme-ile-hendek-arasinda-kalan-siyasetci)