# ÜÇ ‘M’NİN HAZİN HİKÂYESİ: MÜCAHİT, MÜTEAHHİT, MÜSAİT”

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/uc-m-nin-hazin-hikayesi-mucahit-muteahhit-musait
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2026-10-01T13:51:16+03:00
- Güncelleme: 2026-10-01T13:50:00+03:00
- Yazar: MEHMET KIZILKAYA
- Kategori: KÖŞE YAZISI

ÜÇ ‘M’NİN HAZİN HİKÂYESİ: MÜCAHİT, MÜTEAHHİT, MÜSAİT”


Önce MÜCAHİT olduk.
Sonra MÜTEAHHİT olduk.
En sonunda da her şeye MÜSAİT olduk.

Belki de çağımızın en ağır muhasebesi, bu üç kelimenin arasına gizlenmiştir.

Bir zamanlar mücahit olmak; hakikatin, adaletin ve hakkaniyetin yanında durmak demekti. İnsan, nefsine rağmen doğruyu savunur; menfaatini değil, mesuliyetini düşünürdü. Makamın değil, davanın peşinden giderdi.

Sonra müteahhit olduk.

Kazanmayı, sahip olmayı, yükselmeyi ve daha fazlasına ulaşmayı hayatın merkezine koyduk. Helalinden kazanmak elbette güzeldir; fakat kazancın kalbe hükmetmeye başladığı yerde insan, sahip olduklarının sahibi değil, mahkûmu olur.

Derken en acı merhaleye geldik:

Müsaade ettik.

Değerlerimizin aşınmasına müsaade ettik.
Haksızlığın normalleşmesine müsaade ettik.
Riyanın, nifakın ve menfaatperestliğin hayatımıza sızmasına müsaade ettik.
Bir zamanlar karşısında durduğumuz yanlışlara, bugün sessiz kalmaya başladık.

Çünkü insan bazen kötülüğü yaptığı için değil, iyiliğin karşısında sustuğu için kaybeder.

Bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru şudur:

“Ben ne zaman değiştim?”

Ne zaman makam, hizmetin önüne geçti?
Ne zaman alkış, hakikatten daha kıymetli hâle geldi?
Ne zaman insanların ne diyeceğini, Allah’ın ne gördüğünden daha fazla önemser olduk?

İşte asıl mesele burada başlıyor.

Yeniden Müslümanlaşmak, sadece dilimizde güzel sözler çoğaltmak değildir. Namazımızı, ahlâkımızı, ticaretimizi, komşuluğumuzu, ailemizi, dostluğumuzu, sözümüzü ve susuşumuzu yeniden gözden geçirmektir.

Çünkü Müslümanlık yalnızca ibadet değil, istikamettir.
Yalnızca secde değil, kul hakkından sakınmaktır.
Yalnızca tesbih değil, dilini gıybetten korumaktır.
Yalnızca camide saf tutmak değil, hayatta da hakkın safında durabilmektir.

Kendimize yeniden bir muhasebe-i nefs yapmanın vakti gelmiştir.

Kimse başkasının kusurunu saymadan önce kendi defterine bakmalıdır. Zira insanın en zor yüzleştiği kişi, çoğu zaman aynadaki kendisidir.

Belki de ihtiyacımız olan şey yeni insanlar, yeni makamlar, yeni sloganlar değildir.

İhtiyacımız olan, eski güzel hâlimize yeniden dönmektir.

Kanaate…
Vefaya…
Merhamete…
Adalete…
Edebe…
Hayâya…
İhlas ve samimiyete…

Çünkü toplumlar önce meydanlarda değil, insanların vicdanında değişir.

Bir milletin gerçek zenginliği kasasındaki serveti değil, insanlarının ahlâkî servetidir. O servet tükenirse saraylar yükselse de gönüller harap olur.

Öyleyse artık birbirimizi suçlamadan önce kendimize dönelim.

Ben neye müsaade ediyorum?
Neyi normalleştiriyorum?
Hangi yanlışa susuyorum?
Hangi menfaat uğruna vicdanımı susturuyorum?

Bu soruların cevabı, aslında kim olduğumuzun da cevabıdır.

Ve belki de yeniden başlamanın en güzel zamanı şimdidir.

Mücahitlikten müteahhitliğe, müteahhitlikten müsaadeliğe savrulduysak; yeniden istikamete dönmek yine bizim elimizdedir.

Çünkü insan, kendisini değiştirmeye karar verdiği gün yeniden doğmaya başlar.

Önce kendimizi düzeltelim.
Sonra ailemizi.
Sonra çevremizi.
Sonra toplumumuzu.

Ve unutmayalım:

Dünyayı değiştirmek isteyen insan, önce kendi nefsinin kapısını çalmalıdır.

Belki de bugün hepimizin ihtiyacı olan en büyük devrim budur:

Kendimize yeniden Müslümanca bir çeki düzen vermek…

Çünkü kaybettiğimiz şey makam değil, para değil, itibar değil.

Kaybettiğimiz şey, kendimiziz.

Ve insan, kendini yeniden bulduğu gün; hayatının en büyük vuslatına kavuşur.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/uc-m-nin-hazin-hikayesi-mucahit-muteahhit-musait)