# Var Olma Ve Gezi Parkı

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/var-olma-ve-gezi-parki
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-07-04T15:12:30+03:00
- Güncelleme: 2013-07-04T15:12:30+03:00
- Yazar: DR. MURAT EMİR
- Kategori: KÖŞE YAZISI

         İnsan sahip olduğu hiçbir varlığa
aslında malik değildir. Ona verilen beden bile bir emanettir. Dünyaya gelmesi
iki pis su ile doğmasına vesile olan anne babası da birer aracıdır. Başlangıcı
böylesine basit ama bir o kadar harikulade olan insan yaşamının her evresinde
bu durum gözlenir.


Doğar, o en muhteşem gıda olan anne
sütü ile beslenir, büyür, konuşur, beceri elde eder; toplum hayatında yer alır
ve o asıl aleme gider.


Hiç kendimize dışarıdan bakabildik
mi? Bir baş, iki kol ve iki bacaklı olan bir varlık. Bazen olur bu varlık öyle
sözler söyler ki sanılır bu Tanrı, bazen olur sahip olduğunu sandığı dünya
nimetlerini öyle kutsar ki olur Karun, yine öyle çalımlı (İsra,17/37) ve topuklarını
vura vura (Nur,30-31) yürür ki sanar yeri delecek.


Oysa bu varlığın dünyaya gelişinin
tek amacı Allah’a kul olmaktır (ibadet etmektir). Ne birilerini kendine kul
etmek ne de birilerine kul olmak. Halihazırda dünya hayatında kendine en dar
dairede -bu bazen evi olabilir- idarecilik görevi verilenin bunun bir emanet ve
hesabının olduğunu unutmamalıdır. Yönetilen de öncelikle kendi yaşantısında
aslolan kulluğunu eda edip etmediğine bakmalıdır. Aslında ne yönetici ne de
yönetilen vardır, her birimiz ömür sermayesindeki rolünü oynamaktadır. Asıl hesap
yerinde bize ne verildi, hangi konumda isek o konumun hesabı sorulacaktır. 


Tarih boyunca insan ilişkilerinde en
önemli konulardan biri üslup olmuştur. Günümüzde de gerek en alt kademelerde
gerekse de ülke yönetenler arasında üsluptan kaynaklanan problemler yaşanıyor.
Kainatın kendisi için varedildiği Efendimiz (SAV) Taif’te taşlandığında O’nu
taşlayanlara beddua değil dua, doğduğu yer olan Mekke’den hicret etmek zorunda
kaldığında da O’na emanetlerini bırakanları düşünerek o emanetlere kendisinden
sonra en eminlerden olan Hz.Ali’yi(r.a) bırakmış ve bir kez daha ümmetine olan
düşkünlüğünü ortaya koymuştur. Ya Mekke’yi fethi. Kendisine ve Müslümanlara
nice eziyetler çektiren Mekkelilere eman vermiş, bağışlamış ve bugün size
kınama yoktur diye ilan ettirerek sinenin nasıl ummanlar gibi açılabileceğinin
örneğini en üst düzeyde sergilemiştir. Günümüz Müslümanı, Efendimiz (SAV)
dönemindeki eziyetlerin ne kadarını çekti -çeksin demiyorum- ve nasıl karşılık
verdi/veriyor?


Gelelim Gezi Parkına -haklılık veya
haksızlık değil mesele-. Olayın başlangıcı ve gidişatına bakalım. Ölçü her
konuda ölçü olmalı değil miydi? Başka bir ülkemiz mi var oraya gidelim veya bu
topraklar sadece kendi kesiminden /düşüncesinden olanların hayat tarzına göre
mi yaşanacak? Bu toprak ve kainat Allah'ın. O dilediğini dilediği yerde
yaşatır. Kimsenin kimseye sınır çizmesine gerek var mı ve bu durum ne kadar
anlamlı? Bu sınırı sadece Yaratan çizer. Birçok hatası ve eksiği olan bir
Mahluk (Yaratılan), Yaratıcı değil. Herkes herkesin konuma saygı gösterirse
anlaşılmayacak nasıl bir ortam oluşabilir?


Tepkinin boyutu genişledikçe ülkeye
zarar veriyor. Olayın başlangıcı Gezi Parkı ile ilgili hükümetin projesi ve
söylemleri neticesinde başlayan o an ve gün için masum eylemlerdi. Sonrasında
olay zaten tahmin edildiği üzere provokatörler tarafından kullanıldı. Tarafların
da daha başlangıcında yumuşak üslup yerine buyurgan sözleri her ne kadar kendi kesimleri
tarafından benimsense de her iki kesimi de hepten onaylamayan, bazılarına göre
evinde oturan HALK benimsemedi/benimsemeyecek. Sonrasında -belki ilk başından
beri- anlaşıldı ki, olay gezi parkı değil arkadaşlar sözleri başladı ve bir
anda mevcut hükümeti devirme eylemlerine dönüştü. En arka planını idrakten
yoksun biri olarak özü itibari ile düşüncelerim bu şekilde. En arka planını
Planlar üstü plan yapan Allah bilir. Mülk Allah’ın mülkü tasarruf O’nun. Hem
Gezi Parkı hem kainat üzerinde her kim ki salt kendi çıkarı için ister, O’nun
hesabını verir, her kim ki bu toplumun özünü kendi tornasına sokmak ister
o/onlar da toplumun tornasına girer. 


Amaç ve kullanılan araçların birbiri
ile örtüşmediği bu eylemler, toplum tarafından kabul görmemiş ve rahatsızlık
uyandırmıştır. Dünyaya asıl gelişimizi ve hesabımızı tekrar gözden geçirmemizin
gerekliliği aşikar ve basitliğimiz ortada iken, ortak noktada buluşulacak
birden bine kadar husus var iken, ayrıştırılma ve kutuplaşmaya sürüklenen bu
tip girişimlere karşı daha dikkatli olmalıyız. Bu kutuplaşmalara zemin
hazırlayanlara ve bunlar için var güçleri ile çalışan şer odaklarını gösteren
bu eylem, ülkesini gerçekten sevenleri bu yönü ile kendine getirerek şer
gözüken durumdan bir hayır kapısı açsa da ülkemize son günlerde kaybettirdiği
vakit kaybı ortadadır. Yapmanın ne denli zor, yıkmanın ise ne denli kolay
olduğu acı bir tecrübe olarak hesabımıza tekrar yazıldı.


 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/var-olma-ve-gezi-parki)