# Zeki Müren de Bizi Görecek mi?

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/zeki-muren-de-bizi-gorecek-mi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2019-04-14T12:07:11+03:00
- Güncelleme: 2019-04-14T12:07:11+03:00
- Yazar: TEKİN ORUÇ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

       Yılmaz Erdoğan’ın “Vizontele” filmini bilen bilir; bilmeyen okuyucular varsa da
yazının tamamını okumalarını öneririm, zira yazının başlığı, birilerinin
bilmediğini öne sürmek ve mana itibarı ile okuyucuyu ters köşeye “sıkıştırma namlusu” ile kuşatma
amacını gütmediğimi en başta belirteyim.


        İnsanoğlu sosyal, kültürel ve politik
argümanlarla donatılmış bir yaşam alanın cazibeleri ile hüküm sürdürdüğünde; en
sıra dışı, en eksantrik ve enin en ensesinde olmayı hedeflediğini biliyoruz.
Hal böyle iken; daha fazla felsefik girizgâhlarla hemhal olmadan ve okuyucuyu da
sıkmadan meselenin tam taslağına başlayayım diyorum, zira öyle/böyle devam
edersek; işi/işleri yokuşa ve anlamamışlığa sürenlerin; kulak ve zihin
mekanizmalarının ahenkli çalışmasına ket vurulabiliriz.


      Tüm eğlencesi ve eğlence kaynağı yazlık
sinema olan küçük bir kasabaya, belediye başkanı tarafından televizyon
getirilir, her türlü sosyolojik baskıya, Deli Emin’in televizyonu ara ara
çalıştıramaması, Cem Yılmaz’ın belediye başkanını ti’ye alması, yazlık sinema
sahiplerinin bu yeni icada olan kinleri, televizyonun çalışmadığı zamanlardaki
insan kışkırtmalarına, rant gelirlerinin artık gerileyeceği ve hatta tümden
ortadan kalkacağına rağmen; bir belediye başkanın tüm bu baskıları törpüleyerek
toplumsal vizyonu geliştirme ve belki de çağı yakalama isteği ve arzusu;
çalışma azmini bir kat daha kuvvetlendirmiştir. Zira tüm olumsuzluklara rağmen
televizyonu çalıştırmayı başarabilmiştir.


      Evet, her yeniliğe, her yeni şeye
birileri hep karşı çıkmış ve reçeteyi başka ulusların doktorları tarafından
yazılması için hep “haz’rol da” beklemiş/bekletilmişlerdir. Oysa reçete anlam
itibari ile dışarıdan dayatılan bir şeydir, bir “öteki” akla müracaat etmeyi
farz kıldırır, yani çare dışarıdan bir otoritenin bizi hizaya getirmesidir, aslında
bizim içsel bir uzlaşıya ihtiyacımız var, tek varlığımız ve tek reçetemiz içten
gelen formüller olmalıdır. İlahi kudret sevdamız, millet sevgimiz, hak ve
hakkaniyette olan açlığımız ve birlikte yaşadığımız yüzlerce yılın aşkı gibi
unsurlar; bizi bir birimize daha sıkı sıkıya bağlar/bağlamalıdır.


     Toplumu yönetenler, liderlik yapanlar,
seçilenler, milletin malını başka mecralara değil de millete harcayanlar, küçük
kasabadaki başkan gibi her yeniliği milletle buluşturanlar, daha önceki
liderlerin/yöneticilerinin ördüğü her güzel duvara bir tuğlada kendisi koyan,
her başarılı çalışmayı bir adım daha ileriye götürenler, geçmişte milletin
faydasına yapılan her doğru çalışmayı devam ettirenler; yaşadıkları kenti
mamur, kentte yaşayanları da memnun eder.


       ***


  
“Vizontele” filmin can alıcı sahnelerin birinde hikâye şöyle devam
etmektedir. Kasabaya televizyon getiren belediye başkanı konuşma kürsüsünden
halka seslenirken: “Artık şarkı - türkü söyleyenleri bu cihazdan/televizyondan
göreceklerini, Zeki
Müren’in de şarkı söylerken herkesin onu görebileceğini söylüyordu, tam o
sırada Cem Yılmaz’ın; “Peki Zeki Müren de biz görecek mi?”
sorusu/deyişi, aslında meselenin tüm fotoğrafını aşikâr hale getiriyordu,


 
     Kanaatim odur ki milletimiz;
ülkemiz ve memleketimizin refah ve huzuru için şehir yaşamını rahatlatacak her
kadirşinaslığa, her güzel işe, insanlara yapılacak her iyiliği ve her güzel
yeniliği kendine şiar edenlere  “Peki
Zeki Müren de bizi görecek mi” “ti” sine kolayca başvurmayacaktır….


      Vesselam…

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/zeki-muren-de-bizi-gorecek-mi)