# Zulümler Bitsin Artık!

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/zulumler-bitsin-artik
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-01-11T17:39:16+02:00
- Güncelleme: 2013-01-11T17:39:16+02:00
- Yazar: M. BEŞİR GÜNEŞ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

   
İnsan varlıkların en kıymetlisidir. Öyle
demiş âlemlerin yaratıcısı. İnsan sadece bir deri yâda kemik parçası değildir.
Sıradan bir varlık, kullanılmak amacıyla yaratıldıktan sonra tekrar toprağa
döndürülecek bir varlık hiç değildir. 

    İnsanı
oluşturan düzenekler çok hassas bir biçimde seçilmiştir. Milyonlarca hücre, sinir sistemleri ve kasları oluşturan yapı, bağırsak,
mide, böbrekler ve kalp ile yaratıcısının zarif güzelliklerinin en güzel
örneğidir.


   
Bunları en güzel biçimde tamamlayan ruh,
maneviyat, iman, mukaddesat, Allah
ve peygamber inancı insanı en üst mertebeye iten hazine üstü özelliklerdir.


   
Ayrıca dünya üzerinde insan dışında hayvan ve bitki gibi gözle
görebildiğimiz canlılarda mevcuttur. Yüzlerce çeşit hayvanın yanında binlerce
de bitki şekilleriyle bu yeryüzü toprağı üzerinde insanın yararına ve emrine amade edilmiştir.


   
Bu kadar temiz ve geniş bir özellik kitlesine sahip olan insan, doğuştan
içinde barındırabildiği temiz ahlak ve birbirlerine olan bağlılık
hissiyatlarının kuvvetli olmasına rağmen bazen bu güzel bedeni ve üzerinde
yaşadığımız emanet toprakları içinden çıkılmaz bir hale sokabiliyor. 


    Savaşlar, ihanetler, zulümler, kölelikler,
hak yemeler, baskılar vs., vs.,vs. bütün bunları icat eden Allah’ın en yüce
varlık diye farzlandırdığı insanoğludur.


   
İşin en garip tarafıda, genel anlamda söylüyorum, tahrip edilen bir
ortamın onarımı konusunda son derece hain ve aciz kalışıdır.


   
Mesela Suriye sorunu, çözülecek diye, insanlar ölmeyecek diye, vatan
bölünmeyecek diye bir sürü laf ve zaman harcandı. Sözde insan olan bu
yöneticiler biz hallederiz dediler. Bizde insanız, bizimde yüreğimiz,
çoluğumuz, çocuğumuz var dediler. 


   
Ama ne oldu?


   
Yüz binden fazla insan katledildi. Binlercesi nereye gideceğini bilmeden
hangi sıfatla hangi topraklara gideceğini düşünmeden can havli ile göç ettirildi,
ülke kaosa sürüklendi. Kişisel zevkler ve menfaatler yüzünden ülkede taş
üstünde taş kalmadı. Her taraf yerle bir edildi. 


   
Ahlak ve iman sahibi olan bir insanı en çok etkileyen durum ise bu
girdabın bütün dünyanın gözü önünde
cereyan etmesidir.


   
Daha öncesinde de Mısır, Libya, Tunus gibi ülkelerde de halkın
egemenliği konuşulurken binlerce insan ölmeye, sakat kalmaya ya da göç etmeye mahkûm
ettirildi.


   
Sürekli insanlar üzerinden oyunlar oynandı. İnsanı yüceltelim derken en
aşağı sınıfa itildi. Yapılan, temenni edilen, gerçekten barış söylemleriyle
herkesin gözünü boyayan kişiler hiçbir zaman sözlerini yerine getirmediler.
Dikkat edin çiçekli, barışlı, çağdaşlı sözleri sarfeden kesimler sürekli halkın
önündeler. Sözde lider konumunda olan bu yaratıklar kendi arzularının dışına
çıkamamışlardır. 


    Gariptir, bu tür şahısları destekleyenler
nedense milyonları da buluyor.


   
Ülkemizde seksenli yıllardan kalma terör olayları, kan davasını andırır bir şekilde
günümüze kadar gelmiştir. Bu sebep nedeniyle ölenlerin sayılarını
ortalamayı baz aldığımızda günlük en az dört kişi istinasız bir şekilde
ölmüştür.


   
Bu sonu belli olmayan fitne ve fırıldaklar yüzünden nice evlatlar öldü,
aileler yıkıldı. Özellikle de bölgemizde onlarca köy, mezra boşaltıldı. 


   
İnsanlar sen şucusun, sen bucusun şeklinde fişlemelere maruz kaldı, bazılarını
da olur olmaz bir şekilde sınıflara ayırdılar. 


   
Nihayetinde bu olaylara durun, ne yapıyorsunuz? Diyenlerde oldu. Ama
sonuç hiçbir zaman değişmedi. Zulüm, vahşet, çirkinlik ve ölüm her zaman bir
adım önde ilerledi. İyilikler, güzellikler, Allah rızası, Peygamber aşkı hep
geriden yürütüldü.


   
Çünkü barış istenmiyor, kardeşlik istenmiyor, çıkarcıların koca popoları
koltuklarından yemeye, yerlerinden sömürmeye çoktan alışmışlardır. 


   
Hal böyle olunca çözümü gerçek noktadan yakalamanız gerekir. Bu tür
kişilerin kökünü kurutmanız gerekir. Yoksa bunlar ihanet etmeye çoktan
alışmışlardır. Bir hikâye anlatılır;


   
Akrebin biri yolda ilerlerken bir dere kenarına geldi. Şaşırdı, ne
geçmeye ne de geri dönmeye gücü yetmiyordu.


    Bu kaplumbağanın dikkatini çekmiş. Hemen
arkasına bindirip suya atıldı. Yüzmeye başlamış. O sırada kaplumbağanın
kulağına bir ses geldi. Akrep arkasına bir şeyler vuruyordu.


    Sordu: Bu ses nedir? Akrep: Bu benim iğnemin
sesidir. Her ne kadar beni sırtına almışsan da huyumun gereğini yerine
getiriyorum. Kaplumbağa kendi kendine; 


    Bu hain, zulümkar hayvanı kötü huyundan ve
iyi huylu kimseleri de onun şerrinden kurtarmaktan daha büyük bir iyilik
olamaz. Diyerek suya daldı. Ve onu bir daha dönmemek üzere uğurladı.


   
Gerçek iyilikseverlerin, ufku geniş kimselerin ortaya çıkıp insanlık
zulmüne dur demesi gerekiyor. Aksi takdirde gelecek nesillere sadece köhnemiş
bir kafa yapısı ile haşir neşir olmuş gençler türeyecektir.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/zulumler-bitsin-artik)