Mardin'de Herkesin mutlaka görmesi gereken 10 yer!

Dünyaya açılmadan önce tarihi kentimizdeki güzellikleri keşfetmeye ne dersiniz? Beş bin yıllık tarihi ile bir çok farklı medeniyete ev sahipliği yapan, stratejik yapısı ile Ortadoğu'nun en önemli geçiş güzergahlarından biri olan Mardin, sayısız medeniyetlere beşiklik etmiş bir yer.

KÖŞE YAZISI

              Tarihi kenti ziyaret etmeyi düşünen ya da etmeyi gezi programı ajandasına yazan herkesin arayıp sorduğu ilk soru Mardin'de nereleri ziyaret edelim?

              Mardin'de yaşıyor olmanın yanında gazeteci kimliğimizi de bilen il dışınaki birçok eş dosttan aynı soruyu alınca kendim de bir gezi notu oluşturayım dedim.

               Notlarım arasına aldığım ve Mardin'i ziyaret etmek isteyen herkesin muhakkak görmesi gerektiğini düşündüğüm 10 yeri sizler için hazırladım.

               İşte tarihi, kültürel ve mimari yapısı ile ziyaretçilerini büyüleyen Mardin'de görülmesi gereken 10 yer... 

Dara: Tarihte stratejik konumu ile Mezopotamya'nın en önemli askeri garnizon şehri olan Dara'nın üzerinde kurulu olan köy ile adeta ortaçağdan kalma bir köy görüntüsü veriyor.  UNESCO kültürel mirası koruma listesine girmek için başvuru dosyası hazırlanan Dara, Kaya içine oyulan yapılardan oluşan ve geniş bir alana yayılan Antik Kenti’nin çevresi 4 kilometrelik bir surla korunmuştur.

Kasımiye Medresesi: Günümüze kadar mükemmel yapısıyla ayakta kalabilen iki katlı, kubbeli, tek ve açık avlulu medresenin inşasında düzgün kesme taş kullanılmış. Rivayetlere göre medreseyi yaptıran Kasım Paşa burada katledilmiş. Yine aynı rivayete göre, Kasım Paşa’nın kız kardeşi, Kasım Paşa öldüğünde kanlı gömleğini ağıtlar eşliğinde bu eyvanın duvarlarına sürmüş ve günümüzde o duvarlara su döküldüğünde ortaya çıkan izlerin Kasım Paşa'nın kan izleri olduğuna inanılıyor.

Deyrulzafaran Manastırı: Beş bin yıldan beri her zaman dini ibadet yeri olarak kullanılan alan 5. yüzyılda Süryaniler tarafından manastıra çevrilmiş.   Deyrulzafaran Manastırı, muhteşem mimarisi yanında Süryani  Patrikhanesinin önemli merkezlerinden biri olarak da dünyaca biliniyor.

Mardin Müzesi: Kırk Haramilere ait ve bir kanalizasyon kazısında ortaya çıkan hazinenin de içinde sergilendiği bina ilk olarak Süryani Ortodoks Patrikhanesi olarak kullanılmış.

Sabancı Müzesi: Hamidiye Alayları için Süvari kışlası olarak inşa edilen, bir süre kışla olarak kullanılan ve daha sonra metruk halde duran bina Sabancı Vakfı tarafından restore edilerek müze olarak hizmete açıldı.

Kent müzesinde  içerisinde tarihi kentin tarihini, mimari yapısını, ekonomisini, içerisinde barındırdığı dinleri ve yaşam kültürünü yansıtan eserler, fotoğraflar ve canlandırma bölümleri bulunuyor.

Zinciriye Medresesi: Yüzyıllar öncesinde avlusunda yapılan havuza yansıyan gök cisimleri ile astronomiye ışık tutan bir medrese.

Mardin’in tarihi zenginliklerinden olan ve mimarî yapısıyla göz dolduran Sultaaan İsa(Zinciriye) Medresesi, Mardin Kalesi’nin önünde yer alıyor.  Mimarisinde kullanılan sıradışı tekniklerle hem hayranlık uyandırıyor hem de tarihe ışık tutuyor.

Bu dünyada ne ekersen, ahirette onu biçersin ve yaptığın her şeyin karşılığını alırsın manasında 1385 yılında tamamen simetrik bir mimari ile yapılan medresenin avlusundaki çeşme ve havuzun tasavvufi manası ise ayrı bir güzel.

Havuzlu sistemin anlamı:

Suyun akışı ile doğumdan ölüme kadar insan hayatı ve sonrası simgelenmiştir. Duvardaki çeşmeden çıkan su doğumu sembolize ediyor. Suyun ilk döküldüğü havuz bebeklik, ikinci döküldüğü havuz çocukluk dönemini simgeliyor. Sonrasında uzanan geniş kanal ise gençlik dönemini simgeliyor: sanki hiç akmıyormuş, sabit duruyormuş gibi görünen su, tıpkı zamanın durduğu, insanın hep genç kalacağını düşündüğü gençlik yıllarını andırıyor. Ardından gelen dar kanal ise yetişkinlik dönemini simgeliyor, hızlı ve çalkantılı akan su yaşlandıkça zamanın ne kadar çabuk geçtiğini hatırlatıyor. Suyun döküldüğü havuz ise ölümle birlikte herkesin girdiği mahşer yerini simgeliyor. Havuzun üst kısmındaki çıkış cenneti, alt kısmındaki çıkış ise cehenneme gidenleri simgeliyor. Ve de her ne olursa olsun akan her suyun mezopotamya ovasına ulaştığı ve orada bir bitkiye can verdiği düşüncesi ile, ölen her canlının da bir şekilde ovada can bulacağına inanılmış.)

Şhatana Konağı: 1890 Yılında Mardin'in ileri gelen ailelerinden olan Şhatana Ailesi Tarafından Ermeni Mimarbaşı Lole’ye yaptırılmış ve Mardin Konak Mimarisinin en güzel Örneklerinden biridir. Şehidiye Camii’nin Karşısında Zengin ve Görkemli Taş İşçiliğiyle Dikkati Çeken Bina 1950 Yılından İtibaren PTT Binası Olarak Kullanılmış daha sonra ise Mardin Artuklu Üniversitesi  Tarafından Restore Edilerek Uygulama Oteli Olarak Kullanılmaktadır.

Hatuniye Medresesi (Sıtti Radviye- Peygamberimizin ayak izi) : Gül Mahallesi’nde, şehri ikiye ayıran yolun alt tarafında yer alan medrese, Necmeddin Alp’nin hanımı ve Kutbeddin İlgazi’nin annesi Sıtti Radviye adına yapılan medresedir. 1177- 1185 yılları arasında yaptırılmıştır.
İki katlı, iki eyvanlı ve revaklı bir yapı olup Anadolu’da bu tür medreselerin öncülerinden sayılıyor. Camii içinde Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'e ait olduğu kabul edilen ayak izi'de bulunmaktadır. Yavuz Sultan Selim Mısır seferine giderken Diyarbakır ve Mardin civarlarından geçer. Mardin halkı kendi gönlüyle şehrin anahtarını Yavuz'un komutanlarına teslim ederler. Sultan Selim, Mardinlilerin bu davranışını çok taktir eder ve Mısır seferinden dönerken, kutsal emanetlerden bir kısmını Mardin emirine bırakıp Mardinlileri ödüllendirir. Buradaki ayak izi o zamanlarda bırakılan kutsal emanetlerin bir parçasıdır.

Kırklar Kilisesi (Mor Behnam): 569 yılında Süryaniler tarafından Mor Behnam ve kızkardeşi Saro adına inşa edilmiştir. 12. yüzyılda Mardin'deki asıl Kırklar Kilisesi Cami'ye(Şehidiye Camii) dönüştürülünce Mor Behnam Kilisesi Kırklar Kilisesi olarak isim değişikliğine uğramış ve halen bu isimle anılmaktadır. Kilise’de üç giriş kapılı ince taş işçiliği ile işlenmiş mihrapları, dört yüz yıllık ahşap mihrap kapıları, 1500 yıllık kök boya ile baskı perdeleri, geniş avlusu içinde çan kulesi evi ve adeta dantel gibi işlenmiş taş oymacılığı örneklerinin yer aldığı divan mevcuttur. 1170 yılında kırk şehitlere ait kemikler bu kiliseye getirilmiştir.

Mardin Ulu Camii(Sakalı Şerif): Artuklular devri mimari örneklerinden, Mardin merkezde bulunan tarihi cami. Yapıldığında iki minaresi olan yapı, kesme taştan yapılmıştır. Cami kubbesi dıştan yivleme tekniği ile oluşturulan dilimli yapıdadır. Bu yapı stili daha sonra Mardin mimarisinde gelenek haline gelmiştir. Enine gelişen yapı, mihrap önü kubbelidir. Dikdörtgen biçimli avlusu caminin kuzeyinde bulunur. Cami Timur istilasından zarar görmüş, yıkılan minare Memluklu ve Akkoyunlular devrinde tamir görmüştür. Mihrabın solunda duvar içerisinde bulunan Sakal-ı Şerif halk tarafından ziyarete edilir.

Nezir Güneş

Mardin Gazeteci ve Yazarlar Derneği Kurucu Başkanı Mardin Life Dergisi ve Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Şırnak AA-TRT Muhabiri 2000-2002 Şırnak İHA Muhabiri 2002-2004 Mardin İHA Temsilcisi 2004-2

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle