Mardin'in de pek farkı yok Urfa'dan…

Türkiye'de iki bakan profili.

Biri "Şu mektepler olmasaydı, ben bu maarifi ne güzel idare ederdim" diyen Eski Maarif Nazırı Emrullah Efendi.

Diğeri ise "Siz ne iş yaparsınız? Para isteyip de para mı vermedik? Bu çocukları burada niye mağdur ediyorsunuz? Sayın müdür gezdirdiğiniz okul böyleyse gezdirmediğiniz okullar nasıl”diyen Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer.

Biliyorsunuz Sayın Mahmut Özer, gittiği Şanlıurfa’da, Halilurrahman Ortaokulu’nu ziyareti sırasında kamera ve öğrencilerin önünde Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürü Fevzi Kurt ve Eyyübiye İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Demir’e yönelik yukarıdaki sözleri sarf etmişti.

Bakanın bu sözleri üzerine birçok kişi ve kurum bakanın okul ziyaretinde öğrencilerin arasında idarecilerle yaşadığı diyaloğa tepki gösterdi. Bakan Özer'in yaptığı kimine göre şov, kimine göre yersiz kimine göre ise olması gereken bir hareketti.

Mardin'deki eğitimin içinde olduğu içler acısı duruma şahit olan biri olarak Bakan'ın çileden çıkaran tepkiye Hak vermedim değil.

Urfa'da eğitime duyarlı bir valinin olduğunu bilen biri olarak, Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürü biraz  gayret gösterseydi, üstesinden gelemeyeceği hiçbir sorun kalmazdı.

Ama Mardin'de görevden alınan İl Milli Eğitim Müdürü gibi insiyatif almamak için okulların onarım işlerini yaz tatili bittikten sonra başladığı için öğrenciler inşaat altında okula gidip geliyorsa tabii ki azarı hak etmiştir.

Okulların doğalgaz dönüşümü için kış aylarının gelmesini beklediği için öğrenciler soğuk sınıflarda ders görmeye başladıysa fırçayı tabi ki Hak etmiştir.

Biten 15 okulu inisiyatif almamak için teslim almadığı için öğrenciler 60 sınıflı okullarda ders görüyorsa tepkiyi tabi ki Hak etmiştir.

Koordinasyon eksikliğinden ötürü ilkokul birinci sınıf öğrencileri lise son sınıf öğrencileri ile aynı okulda eğitim görüyorsa, eğitim sıralamasında hem LYS hem de YKS'de son beş il arasında oluyorsa, zamanında talep edilmediği için hizmetli eksikliğinden okulları çöp götürüyorsa

Bu sorunlar uzadıkça uzatılabilir...

Sayın Bakanın öğrenciler arasında, kameralar önünde kendi müdüründen hesap sormasını çok da büyütmemek gerek. Her platformda en çok şikayet ettiğimiz konu denetimsizlik değil mi? Denetimler zamanında yapılsaydı bugün içinden çıkamaz hale geldiğimiz sorunların hepsine çözüm bulunmaz mıydı? Bir babayiğit hesap sorsaydı Kangrenleşen problemlerimiz bu halde mi olurdu?

Tarih sayfalarında denetimin ve hesap sormanın en güzel örneğini Hz. Ömer döneminde görebiliriz. Hatta bakanın bu tepkisi bana Hz.Ömer'in atadığı valilerden her yıl Mina'da halkın önünde hesap sorması talebini anımsattı...

HALİFENİN VALİLERDEN 5 TALEBİ

Hatırlayacağınız üzere Hz. Ömer atayacağı valilerde 5 tane temel prensip istiyordu.

Birinci isteği ve en önemlisi "Bir yıl içinde vali olarak ne yaptınız? Ne yaşadınız? Nerelere gittiniz? Beytulmalı nerede ve nasıl tükettiniz? Her şeyi yazacaksınız kayıt altına alacaksınız bana göndereceksiniz.  Her yıl Hacda Mina'da geleceksiniz o yazdıklarınız üzerinden açık alanda halka hesap vereceksiniz."talebi…

Hz Ömer'in valilerden istediği ikinci prensip asla kapıcı kullanmayacaksınız talebi. Halktan, yönettiği insanlardan kim ne iş için gelirse gelsin; aracısız, fasılasız ulaşacak. Derdini anlatacak ve çok rahat bir biçimde kendini ifade edecek.

Üçüncüsü asla lüks elbise giymeyeceksiniz, mübalağalı bineklere binmeyeceksiniz uyarısı. Halktan aykırı bir hayat standardınız olmayacak yönettiğiniz insanların seviyesinde olacaksınız.

Hz Ömer'in istediği 4 şart maaşınızla geçineceksiniz. Açlıktan ölseniz bile Beytülmâla el uzatmayacaksınız. Beytulmal Allah'ın malı demek değildir. Uzun süre sonra ona Allah'ın malı dediler sonra da halifeye de Allah'ın halifesi dediler. Allah'ın halifesi Allah'ın malını istediği gibi yiyip yiyebilirim uyduruktan bir fetva çıkardılar. Beytülmal milletin malıdır sen de orada milletine hizmet edeceksin. Milletten habersiz Hakkın olmayan bir tek kuruş alamazsın. Hz. Ömer'in anlatmak istediği bu. Dolayısıyla burada söylenen şey asla maaşın dışında tek bir kuruş beytülmalden almayacaksın.

Beşincisi ne olursa olsun beş vakit namazı şehrin en büyük camisinde halkla birlikte kılacaksınız. Bu şekilde halkla temas halinde olacaklar.

Tabi valilerin bu 5 şart içerisinde itiraz ettiği beşinci madde oluyor. Halkın arasında hesap vermeyi uygun görmüyorlar. Halkın arasında halka karşı hesap vermeyi kabul etmeyenler olsa da 10 yıl İslam Devleti'nin başında olan Hz. Ömer sonuna kadar bu hükümleri uygulamaya devam etti.

Nezir Güneş

Mardin Gazeteci ve Yazarlar Derneği Kurucu Başkanı Mardin Life Dergisi ve Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Şırnak AA-TRT Muhabiri 2000-2002 Şırnak İHA Muhabiri 2002-2004 Mardin İHA Temsilcisi 2004-2

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle