Nusaybin Cinleri Nedir? Cin Tepesi Nerede? Nusaybin Cinleri Ayet ve Hadisler

Mardin'in Nusaybin ilçesinde Müslüman olduğu rivayet edilen ilk cinlerden Kuran’ı Kerim’de bahsedilmektedir. Peki Nusaybin Cinleri nedir? Nusaybin Cinleri nasıl çağrılır? Nusaybin Cinleri ile ilgili ayet ve hadis var mı? 2021 Nusaybin Cinleri ile ilgili film çekildi mi? Film izleme linki var mı? Nusaybin Cin Tepesi nerede? İşte Nusaybin Cinleri ile ilgili merak edilen detaylar...

YAŞAM
PAYLAŞ:

Mardin’in Nusaybin ilçesinin 4 km kuzeyinde Çağçağ vadisinin batısında yer alan bir höyük bulunan Gırnavaz tepesi halk arasında cin tepesi olarak biliniyor. Buradaki cinlerin psikolojik ve bedensel özürlü hastalara şifa verdiği söylenmektedir.

Ayrıca bu tepede halk arasında cinlerin reisi olarak bilinen Mir Osmana ait olduğu söylenen bir türbe bulunuyor. Bu tepede yaşayan cinler Peygamber Efendimizin (SAV) döneminde kendi sesinden dinledikleri Kuran Kerim’den etkilenerek Müslüman olan ilk cinler olarak tarih sayfalarında yerlerini aldılar. İşte Müslüman olan ilk cinlerin isimleri: Bu cinler yedi kişi idiler. Üçü Harran’dan, dördü Nusaybin’den, isimleri Hassâ, mesâ, Şasır, Masır, Ellerdevanyan, Serme, el-Ahkam yahut el-Ahkab idi.

Nusaybin Cinleri Nasıl Müslüman Oldular?

Resulullah aleyhisselatu vesselam Taif dönüşü, Nahle’de geceleyin kalıp namaz kıldığı sırada Nasibin cinlerinden 7 (yedi)si oradan geçiyorlardı. Durdular. Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam’ın okuduğu Kur’an’ı dinlediler. Hz. Peygamber (sav) namazı bitirince cinler iman edip dinlediklerini kabul ettiler. Kavimlerinin yanına inzar edici, uyarıcı olarak döndüler.

CİNLER İLE İLGİLİ AYETLER

“De ki; Cinlerden bir topluluk Kur'an’ı dinleyip şöyle dedikleri bana vahyolundu: ‘Biz hârukulâde bir Kur'an dinledik. O doğru yola iletiyor. Ona inandık. Artık Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.' ” (Cin, 72/ 1-3)

“Bir zaman cinlerden bir topluluğu, Kur'an dinlemek üzere sana yönlendirmiştik. Gelip hazır olduklarında ; 'Susun!..' dediler. Kur'an tilaveti tamamlanınca da kavimlerine döndüler."

“Ey Kavmimiz; biz Mûsâ’dan sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan, gerçeğe ve doğru yola götüren bir kitap dinledik. Ey kavmimiz, Allah’ın davetçisine uyun ve ona inanın ki Allah günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi yakıcı azaptan korusun.” (Ahkâf, 46/ 29-31)

Söz konusu ayetleri dinleyen ve kavimlerine dönen cinlerin rivayetlerde “Nusaybin”li oldukları belirtilir. Meşhur bir belde olarak Araplarca bilinen Nusaybin, söz konusu rivayetlerde cinleri nedeniyle zikredilmektedir. O zaman Arapların inançlarında insanlar gibi cinlerin de yerleşim bölgeleri bulunmaktadır. Hatta aynı yerleşim yerlerini insanlar ile cinler müşterek olarak kullanmaktadırlar.

NUSAYBİN CİNLERİ İLE İLGİLİ HADİS

İbn Hişam’da (213/835) Cin Sûresiyle ilgili rivayetleri anlatırken konuyu Hz. Peygamber (asm)’in Tâif’ten dönüşüyle ilgili olarak anlatmaktadır. Hz. Peygamber (asm) Tâif’ten umduğunu bulamadan üzgün ve kederli olarak dönmekteydi.

Mekke’ye bir gecelik mesafeye gelince, gecenin karanlığında (ortasında) namaza durdu. Açıktan (cehrî) olarak Kur'an kıraat etmeye başladı. Bunun üzerine bir grup cin okunan Kur'an’a kulak verdi, dinledir. Daha sonra da kavimlerine giderek onlara bu dinlediklerine tâbi olmalarını istediler. Muhammed b. Ka’b el-Kurazî’den yaptığı bu nakilde İbn Hişam şu detayları da kaydetmektedir: Bu cinler yedi kişi idiler ve Nusaybin cinleriydiler.

Alkame’nin İbn Mesûd’dan naklettiği bir rivayet ise şöyledir: Alkame: Cin gecesi sizden hiç kimse Rasûlullah (asm) ile beraber miydi? İbn-i Mesûd: Hayır. Ancak bir gece onu Mekke‘de kaybettik. Her tarafta onu aradık, ama bulamadık. Acaba kendisine bir suikast mı yapıldı, yoksa onu cinler mi kaçırdı diye endişelendik. Çok kötü bir gece geçirdik. Nitekim gün ağarırken Hira dağı tarafından çıkageldi.

Kendisine çok endişelendiğimizi nereye gittiğini sorduğumuzda bize şu cevabı verdi:

“Bana cinlerin bir davetçisi geldi. Ben de gidip onlara Kur'an okudum.” İbn Mesûd devamla şunları anlatıyor: Rasûlullah (asm) sonra bizi cinlerle buluştuğu yere götürdü. Orada onların izlerini ve yaktıkları ateşlerin kalıntılarını bize gösterdi. Cinler o gece Hz. Peygamber (asm)'den neleri yiyip yiyemeyeceklerini sormuşlar, Rasûlullah (asm) da onlara; “Üzerine Allah’ın adının anılarak kesilen hayvanların kemiklerinin ve deve atıklarının (gübresi) kendilerine helal olduğunu.” söylediğini anlatmaktadır. Rasûlullah (asm) bunu söyledikten sonra ashabına; “Bunlarla taharetlenmeyiniz onlar cin kardeşlerinizin azıklarıdır.” buyurmuştur.

Tirmizî’nin naklettiği bu rivayette söz konusu cinlerin “Cezîre”li oldukları da belirtilmektedir. Bu rivayet cinlerin yurtlarının Cezîre olduğunu söylüyor ki, bu Nusaybin ile aynı bölge demektir.

Beyhakî, ed-Delâilü’n-Nübüvve adlı eserinde bu rivayetlerin bir çok farklı versiyonlarını zikretmiştir.

İbn Kesîr, İbn Ebî Hâtimin naklettiği mürsel bir rivayette İbn Mesûd’un yukarıda zikretmiş olduğumuz İbn Mesûd rivayetini, yani, “Cin Gecesi” olarak rivayetlerde zikredilen hadiseyi Ebû râfi’ tarikiyle nakletmiş ve gelen cinlerin sayısının on iki bin olduğunu ve cinlerin de Mûsul Ceziresi cinleri olduğunu ifade etmiştir. Hadis kaynaklarında daha çok “Kitâbu’l-Vudû” içinde zikredilen bu rivayet, Hz. Peygamber (asm)’in İbn Mesûd’dan abdest için su istediğini, su bulamayıp yanındaki “nebiz” (hurma / üzüm şırası, suyu) ile abdest aldığını, dolayısıyla nebizle abdest almanın caiz olduğu bağlamında, alimler ele almışlar ve nakletmişlerdir.

Yine İbn Kesîr, İbn Ebî Hatim’in, “Cin Sûresi”ndeki ayetlerle ilgili gelen cinlerin Ninovalı cinler, Ahkâf Sûresi’ndeki ayetlerle ilgili olan cinlerin ise Nusaybinli cinler olduğu şeklindeki yorumunu nakletmektedir.

Görüldüğü gibi, bu rivayette de Cinler Nusaybinli olarak belirtilmiştir. İbn Kesîr yine İbn Ebî Hâtim’den konuyla ilgili olarak, Mücâhid’in şöyle bir görüşte olduğunu nakletmiştir:

Ahkaf Sûresi’nde zikredilen bir grup cin, yedi kişi idiler. Bunlardan üçü Harranlı, dördü de Nusaybinli idiler. Mücahid bu yedi cinin isimlerini de sayar ki bunlar şöyledir: 1. Hayâ, 2. Hasâ, 3. Mesâ, 4. Şâsır, 5. Nâsır, 6. İbyân veya İnyât, 7. Ehkâm veya Ered’dir.(1)

Yukardaki ayet ve hadislerin ışığında meseleye baktığımız zaman, cinlerin de kavimlere ve memleketlere bölündüğünü çok rahatlıkla anlıyoruz.

Cinler Tepesi(Gırnavaz) Nerede?

Nusaybin Şehrinin kuzeyinde bulunan, yaklaşık 5 km uzağında bulunan bir tepecik üzerine kurulan Girnevas veya Gire’nevvas (cin tepesi) olarak bilinir. Gırnavas halk arasında ‘cinlerin başkenti’ olarak ün kazınmıştır.

Mardin’in Nusaybin ilçesinin 4 km kuzeyinde Çağçağ vadisinin batısında yer alan bir höyük olan Gırnavaz arkeolojik önemi nedeniyle de birçok bilim adamı tarafından araştırma konusu oldu. Yapılan ilk araştırma 1918 yılında A.T.Olmstead tarafından yapılan çalışma sonucunda Gırnavaz tarihinin Asur devrine dayandığı ve en az 5 bin yıl huriler Mitaniler Asurlar gibi birçok Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarına ev sahipliği yaptığı ortaya çıktı.

Ayrıca Prof. Dr Hayat Erkanal’ın 1982 yılında başlattığı kazı çalışmaları 1991 yılına kadar devam etmiştir. Bu kazılarda toplanan buluntulara göre Gırnavazın MÖ 4 bin sonlarında ve Mö 7. Yüzyıla kadar kesintisiz iskân edildiği anlaşılmıştır. Höyük üzerinde İslami dönemlere ait büyük bir mezarlık bulunmuştur. Gırnavaz’da bulunan kadim eserler şu anda Mardin müzesinde sergileniyor.

NUSAYBİN CİN TEPESİ İZLE

NUSAYBİN CİNLERİ EXXEN BELGESELİ İZLE

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle