Özgürlük...

12 Ağustos 2014 Salı Saat 22:22

Herkesin kendince bu soruya vereceği cevabı bulunmaktadır.Özgürlük kendi hareketlerini kontrol edebilme niteliğidir.Genellikle tatmin edilememiş bir kavramdır.Benim içimde Liberallik bulunmadığı için özgürlüğü de kaba güdülerin serbest olarak dolaşımı da ele almak mümkün değildir.Müslümanın,Hristiyanın,Hindu,Yahudi,Musevinin veyahut ona ne din denilirse denilsin ruhlarımızı kurtarmak adına bedenlerimizi yadsıyan soyut bir tanrıçaları hiç değilim.

Arsız olan bir varoluşçunun ve ters taraftan bir anarşist olunduğundan gerçek bilim ile ışığa varmak doğal halimizdir.Aslında hepimiz hali budur.Herkeste olan şeylerdir.

Tüm insanların da en çok istedikleri ve fakat paradoksal olarak en çok korktukları ve kaçındıkları şey özgürlüktür.Modern olan Batı zihniyeti belki de daha uzun yıllar boyunca bunu kavramayacaklardır.

Özgürlük,öncelikle kişilerin kendilerini bilmeleridir. Özgür olan kişinin kendi içerisinde daha çok sessizlik,sadelik,sakinlik bulunur.Özgürlük,saf,temiz ve basit olan bir zekadır.Özgürlüğü,Budistler 3000 yıldır biliyorlar.Ama;onlar da kendi bedeni yadsıyarak dinciliğin pençelerine düşmekten kendilerini kurtaramıyorlar ve özgürlüğü bulamıyorlar.

Dinginliklerin aynı zamanda da doğanın da şarkılarını söylemek inanılmaz eğlenceler yaratmaktadır.Ama bu nasıl olacak ki?Analitik olan zekalarımızın ve zihinlerimizin her dakikasında,her saniyesinde gürültü,patırtı çıkartması,planlar ve projeler yaparken,sorunlar üretirken,duygularımızın da her saniyede güdülerimizi dürtüklerken,egolarımızın da sürekli olarak zıplarken bu nasıl olacak ki? Özgürlüğü isteyen bu fetbaz ve kurnaz zihinlerimizi nasıl dizginleyeceğiz? Her zaman ve süreli olarak geçmiş ve gelecek arasında zikzaklar çizen, korku ve kaygılar üreten zihin özgür olabilir mi?Yapmamız gereken kariyerlerimizi,yapışması gereken kişiliğimizi,ödememiz gereken faktörlerimizi,özdeşleşmemiz gereken karakterlerimizi,edinmemiz gereken mal ve mülklerimizi,kurmamızı gereken devletimizi,oluşturmayı istediğimiz demokrasiyi ve daha bir çok hikayeler varken özgürlük nasıl olur da öylece avuçlarımızın içine konu verecek ? Bizlere bu özgürlüğü kim verecek?Bir lider  mi,bir parti mi,bir isyan mı,bir devrim mi yoksa bir devlet mi?Öğütleyicilerin hepsi her gün bir şeyleri yumurtluyorlar…Peki bizler hangisinin peşinden yol alacağız?

Evet !

Filozoflar vardı.Filozoflar meşrep insanlardır,iyi dinleyicidirler,keyiflidirler fakat onların takıntılarını ne yapacağız?Özgürlük nasıl olacak?Platon devletçiliktedir,Sokratos’un da erdemcilikte,öteki de hazcılıkta diğeri de şüpheciliktedir,kimileri evrimcilikte,birileri devrimcilikte,olguculukta ve saymakla da bitmez…Acaba özgürlük hangisinde bulunuyor? Hangi olasılık?

Tekrardan Evet !

İmamlar var,imamların da ruhlarını bedenlerini sakını vermekle meşguller,hoş olan imamlarında nesilleri tükendi neredeyse,artıkları olanlar da durmak yok,yola devam ve faşizme tam gaz ile devam diyorlar.

Özgürlük bu mu? İstemediğiniz partiyi destekliyorsunuz,istemediğiniz halde istemediğiniz işi yapıyorsunuz,istemediğiniz halde bin bir kılığa giriyorsunuz,istemediğiniz evliliği yapmak zorunda kalıyorsunuz. İstemediğiniz halde her zaman yapıyorsunuz da yapıyorsunuz.Her zaman umutsuz,huzursuz  ve mutsuzsunuz.İstersen zengin olunsun,isterse fakir ama hep kaygılı ve telaşlı birer tuhafızdır.

Bir Kızıldereli’ye sormuşlar;Beyazlar hakkında ne düşünürsünüz? Kızıldereli şef “Doğrusunu isterseniz bizler bu beyazları anlayamadık.Her zaman telaşlılar,huzursuzlar,hep bir şeyleri istiyorlar…Bu anlamda bizlerde onların deli olduklarını düşünüyoruz” demiş.Gerçekten de beyazların durumu bir deliliktir.Avusturyalı nörolog olan Sigmund Freud bilinçaltı,bilinç ve bilinç üstünü keşfetmekle doğru bir iş yapmıştır fakat hepsinin de bu olmadığı ortadadır.Doğrusu bu kavramların da illüzyon dünyasında vuku bulan olayların da sahte zihinlere yansımasından başka bir şey olmadığını belirtmek isterim.Analitik zekanın ve zihnin sahtedir.Gerçek olan zeka başka bir şeydir ve o da özgürlüğün kendisidir.Bu sebeple mevcut olan bilimin de hurafelikte başka hiçbir şeyin olmadığıdır.Psikologların da yaptıkları çok şey yanlıştır.Onlar geçmişle ilgilenirler.oysa geçmiş diye bir şeyin de var olmadığını biliyoruz ve bu da bir illüzyondur.

Sizler her ne yapmış olursanız olun veyahut yapıyor oluyorsanız da rahat olabilirsiniz çünkü bunları yapanlar da gerçekte sizlerin olmadığıdır.Tersini de düşünebilirsiniz.Çünkü; Kendi özgürlüğünüze pranga vuran kendinizden başka birileri değildir.Peki bu noktada sizlerin özgürlüğünü kimler sunabilir?Sizlere ustalar yardımcı olurlar ama sadece o kadarla sınırlı kalırlar,gerisi de sizlere kalmıştır.

Ormanda,yeşilliklerin arasında yol aldığınız da çimenlerin,yaprakların,böceklerin aynı zamanda doğanın da nasıl telaşsız ve dingin olduğunu görürsünüz,onlar her zaman fevkalade kendileridir,çünkü onlar zihinsizdirler.Evet onların da yüksek bir kolektif zekaları vardır.İnsanların doğası da böyledir.İnsanlar büyük bir zihne sahiptirler fakat zihinlerini kullanmazlar.Çünkü onlar zihinlerinin kölesi olurlar.

Yaratıldığınız günden ve doğduğunuz andan itibaren kendinizi doğmaların ortasında bulursunuz.Aile,çevre,toplum,eğitim,görgü,ahlak,yasalar ve daha birçok saçmalıklar ile baş etmek zorunda kalırsınız.Herkesin sizlere ne yapmanızı gerektiğini söyleyip dururlar.Tabi ki öğretilmiş olan algılar,bilgiler,tepkiler ile kendinizi sandığınızdan çok şekillenmeyi,biçimlenmeyi sağladığınız kadar sağlarsınız,uyumlu olduğunuz kadar da yaşanabilir bir çizelge ile döngülerinizin içine girebilirsiniz.Hiçbir zaman kendinize bırakılmazsınız.

Sizlere de verilenler gerçekte olan kolektif zekadan kaynaklı edinilmiş deneyimler değildir.Tabi ki bizler de bunlara zincirleme öz yapı sakatlanması da diyebiliriz.Neden diyeceksiniz ?

Çünkü; Özgürlük öğretilemez.

O da zaten insanın kendisi olmasıdır.İşlerin de aşırı kötü gittiği zaman analitik tepki gösteririz devrimler yaparız ve farklı olan her türlü yasalar yaparız.Farklı türden doğmalarla teselli oluruz.Bu teselliler uzun sürmez çünkü her şey geçicidir.Aynı şekilde farklı türden bir köleliğin içerisindesiniz.Tabi bunların da çetelesini tutmak tarihçilerin de işidir.

İnsanların,çocuklarının kaç evrim ve devrimlerden geçtiklerini ama bir türlü özgürleşemediklerini görmek için çokça zeki olmalarına gerek duyulmamaktadır.

Tersine gösterilen her tepkilerin köleleşmeyi derinleştirmesidir.İnsanları kendi doğalarına daha da yabancılaştırılıp ölüm makineleri haline dönüştürmüşlerdir.

Paradoksal olarak da göreceli ve ya psikolojik zamanda hurafe bilimin de iddia ettiği gibi iyileşmeleri değil ancak hastalıkları derinleştirmektedir.

İnsanların çıldırmaması için her geçen gün ve zaman içerisin de ilaç,uyuşturucu ve alkol bağımlısı haline gelmek durumunda kalıyorlar. Özgürleşmeyen analitik aklın oldukça yıkıcı olduğunu biliyoruz.Salt egodur.

Ego  köleliğin efendisidir !..

Peki sorun nedir? Neden o kadar bilgi,deneyim,tecrübe sahibimi olmamıza karşın özgürleşemiyoruz?

Özgürleşmeyi engelleyen dış koşulların olduğunu sanarak'tan devrimler yapıyor ve koşulları da değiştiriyoruz.Yine de hiçbir zaman olmuyor.Her zaman ve yine her şekilde köle kalıyoruz.Özgür olamıyoruz.Evrimcilik ve Devrimcilik her zaman iyidir fakat sizleri özgürleştirecek olan da bilgelikten başka hiçbir şey değildir.Bilgelik,kendiniz olmaktır.

Bilgeliğin ön koşulu da farkında olmaktır.Kendinize tanıklık demek özgür olmanıza giden yolun da başlangıcıdır.Kendinizin farkında değilseniz,kendinize tanıklık edemiyorsunuz demektir.Çünkü; şu anda mevcut değilsinizdir. Zihinleriniz sürekli sorunlar üretmektedir,sizleri geçmişlerinizin çöplüğüne veya kaygılı geleceğinizin korkulu bilinmezliklerine sürüklüyor.Acılarınız bedenlerinizin üzerinde tepinik durmaktadır.Şimdi ve şu anda yoksunuz o nedenle aslında kendiniz,olmayan kendinizi tekrarlayıp duruyorsunuz.Sizler o zaman yaşamıyorsunuzdur.

Zaman canlıların formlar dünyasına,zihinlere ait bir kavramdır.Hayvanlar ve bitkiler için zaman yoktur.Sakindiler ve huzurludurlar. Zaman'a yapışan ve huzursuz olanlar insanlardır.Bu huzursuzluklar düaliteyi de beraberin de getirir.Talanlara,egolara,sömürülere ve ölümlere davetiye çıkarırlar.İnsanların zamanı bölmeleriyle,aslında kendilerini böldüklerini bilmeleri gerekir.Bu bölünmeler bölünmüşlükler gerçek olan zekaya ulaşmalarını da engeller ve hastalıkları yaratırlar.Gerçek olan zekaya gidilen yol şimdiki zamanın bilince çıkarılmasıyla mümkündür.Şimdi ki zamanın da zamansızlık,varlığınızın ve mevcudiyetinizin saf olan halidir.O yaşamdır,yaşama da kesinlikle evet demektir.Farkında olan insanın her şeyi değişir.Ne kadar öğretilmiş boş şeyler varsa tamamından kurtulup farklı boyutlara da ulaşır.Bu da yaratıcılığın ve insanlaşmanın önünü böyle açar.Bilinçli olan insan eylem yapmaktadır.Devrim bir tepkidir,farkında olmak ve farkındalık ise bütünlüklü olan bir eylemdir,bilgelikte bir eylemdir,o özgürleşmenin de yegane olan bir anahtarıdır.Onun eylemlerinin hepsinde saf yürekten iyilik vardır.Bedenin ve ruhun bütünlüğü vardır.Tanıklık vardır,bastırma yoktur.Kendine tanıklık ederek varlığının zekasını ve var olan yaratıcılığına kavuşur.Sevgi varlığın en güzel ve en doğal halidir.Gerçekten varlığını derinleştiren insanların insanların ihtiyaçların tanımı da değişir.Özel mülkiyete,egoya sahip olmaya ayıracak cahillikleri yoktur.Onun içindir ki canla formlar dünyası eğlencelerin,keyif ve sorumlulukların pozitif alanlarıdır.

Özgürlük sorumlulukların bilince çıkarılmasıdır.Sorumlu insanlar pozitiftirler.Her şeyin gerçek değerlerini bilirler.Eylemlerin de diktatörlük iktidarcılık ve hükmetme yoktur.Onların da doğanın bir parçası olduğunu unutmazlar,bütünü incitmezler o saf bilinçli ve yürektirler.

Canlı olan formlar aleminde her şeyin sürekli değişir,evrilir,dönüşür ve hızı vardır.İnsanların da bu akışkanlıklara zamana bölerek onlarında hafızalarında etiketlerler ve olmayan şeyleri ve geçmişleri yaratırlar.Olmayan şeylerle yaşamaya çalışırlar,bu başlı başına da bir hastalıktır.Olasılıkları ve olabilecekleri göremezler çünkü zihinleri de sahte olan algıları yaratmakta ustadırlar.Zihinlerinizin savunmaya,karşıtlığa,korunmaya,biriktirmeye ihtiyacı vardır,çünkü o gerçek olan bir yosmadır.Tapınak yosmalarının körelmiş olan zihinlerin yanında daha ahlaklıdır.Zihnin oligarşiye,devlete,aileye,ekonomiye devlete,partiye,liderlere ihtiyacı vardır.O zihin bunlar olmadan yapamaz.Çünkü;yaratıcı zekadan yoksundur.

Zeka yaşam ve ölümsüzlüktür,Zihin ise  yaşlılık ve ölümdür.O’da tanrının kendisidir.

Özgürlük özgürlüktür,eşitlik ya da tarafsızlık ya da adalet ya da insan mutluluğu ya da vicdanlılık değildir.

Özgürlük vazgeçmeniz için kışkırtıldığınız bütün hediyelerden daha değerlidir.


YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

DİĞER YAZILARI :::

Hepsini Gör
# YAZI TARİH
1. Biz Hep Birlikte Türkiye’yiz 17 Ekim 2019 Perşembe Saat 10:44
2. İpek Yolu=Cinayet Yolu! 03 Ekim 2019 Perşembe Saat 19:39
3. Kendinizi Terbiye Edin Yeter! 16 Eylül 2019 Pazartesi Saat 14:20
4. Mezopotamya İncisi Mardin... 29 Ağustos 2019 Perşembe Saat 20:44
5. Toplumun Tedavisi Olmayan Hastalığı: Her Şeyi Küçümsemek 03 Haziran 2019 Pazartesi Saat 13:10
6. Ne ara bu kadar değişti İnsanlık? 12 Mart 2019 Salı Saat 18:55
7. Topyekün Poz Veren Şehir Mardin ve Mustafa Yaman 16 Ocak 2019 Çarşamba Saat 17:49
8.  Dâr-ı Fâni (Geçici Dünya) Ve Cenâb-ı Hâlık (Allah) 21 Kasım 2018 Çarşamba Saat 21:31
9. Mühim Şehir “Mardin” ve Vâli Mustafa Yaman 21 Ekim 2018 Pazar Saat 12:57
10. Hediye-i Rahmet: İlim 29 Eylül 2018 Cumartesi Saat 12:42

YORUMLANANLAR :::

HDP'den tartışma yaratacak kayyum kararı

HDP'li belediye başkanlarının gözaltına alınıp yer [...]

1 gün önce...

Ağırakça'nın Bıraktığı Miras: Yine Sondan ikinci sıradayız

4 yıl boyunca rektörlüğünü Prof.Dr. Ahmet Ağırakça [...]

7 saat önce...

Sağlık Bakanı, Kamışlı sınırında

Çeşitli incelemelerde bulunmak üzere Mardin’e gele [...]

1 gün önce...

Yürekleri ısıtan Görüntüler

Polis, yürümekte zorluk çeken yaşlı adamı kolundan [...]

1 gün önce...

MARDİNLİFE TV CANLI YAYIN


YAZARLAR :::

Bütün Yazarlar