# AK Parti'li Tekin: Ne Siperdeki Mehmet, Ne de Dağdaki Mıheme Ölmesin!

> Kızıltepe'nin sevilen simalarından Mali Müşavir Bülent Tekin, AK Parti'den Milletvekili aday adaylığı için resmi başvurusunu gerçekleştirdi.

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/politika/ak-partili-tekin-ne-siperdeki-mehmet-ne-de-dagdaki-miheme-olmesin
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2015-02-21T00:41:07+02:00
- Güncelleme: 2015-02-21T00:41:07+02:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: POLİTİKA
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2015/02/ak-partili-tekin-ne-siperdeki-mehmet-ne-de-dagdaki-miheme-olmesin-19839.jpg

Uzun yıllardır Kızıltepe'de faaliyet gösteren, güler yüzü ve dürüst kişiliğiyle ilçenin sevilen simalarından arasında olan Mali Müşavir Bülent Tekin, Resmi başvuru süresinin tamamlanmasına saatler kala AK Parti'den Mardin milletvekilliği için aday adaylığı başvurusunda bulundu.

MÜSİAD Mardin Şubesi'nin üyesi de olan Bülent Tekin, müracaat dosyasını İl Başkanı Av. Bahattin Uncu'ya verdi. 
Resmi başvurusunu yaptıktan sonra hazırladığı bilgi notunu gazetecilerle paylaşan Tekin, Bölgeye yapılacak esas hizmet vaadinin 'Barış ve Çözüm Süreci'nin sağlıklı, sağ salim neticelendirmesini ve bu süreçte belkide en söylenilmemesi gereken sözlerin cesurca ve en yüksek sesle dile haykırılması gerektiğinin altını çizdi.

"Artık ne karakol ve siperdeki "Mehmet" ne de dağdaki "Mıheme" ölmesin" diyen Milettevekili aday adayı Tekin, vekaletine talip olduğu Mardinli hemşehrilerine Türkçe ve Kürtçe olarak şöyle seslendi:

"Muhterem Mardin'li hemşehrilerim! 
Kadim medeniyetlerin beşiği, bir o kadar da hoşgörü timsali olmakla iftihar ettiğimiz Mardin'imizden ve Ak Parti'den milletvekilliği aday adaylığına müracaattan dolayı kendimi bahtiyar hissediyorum. Bismillah diyerek yola çıktım. Çıktığım bu yolun zor ve çetin olduğu bilinciyle öteden beri savunageldiğim inandığım mukaddes değerler kriterlerime göre hak ve hakikatları gür sada ile haykıracağımı belirtmek isterim. Akıl baliğ olduğum yaştan bu yana neyi savunup eleştirdiysem bugünde aynı çizgideyim. Bir insanın karakterini ortaya koyan en önemli kriter sanırım geçmişte ne ise bugün aynı çizgide olmak olacaktır. Siyasi konjonktüre göre zik zaklar çizmeden dosdoğru bir çizgi gibi hayatı yaşamayı Rabbim'in bana ihsan etmesinden dolayı ne kadar hamd etsem azdır. Beni bilen ve tanıyan geçmişte her neyi savunduysam bugünde aynı hakikatleri savunduğuma şahittirler. Bu yola çıkarken klişeleşmiş ama yalan ve dolandan öteye gitmeyip seçmene karşı mahcubiyeti netice verecek vaatlerde bulunmayacağımı evvelen belirtmek isterim. Yol, su, elektrik, okul, hastane, kadro gibi bu hizmetlerin vaadi olmaz, olamaz. Zira bunu mevcut hükümet vazife bilinci ve halkımızın buna liyakatinin idraki ile zaten yapıyor ve yapmaktadır. Benim için bu bölgeye yapılacak esas hizmet vaadi "Barış ve Çözüm Süreci"nin sağlıklı, sağ salim neticelendirmesini ve bu süreçte belkide en söylenilmemesi gereken sözlerin cesurca ve en yüksek bir ses ile haykırmaktır. Hep derim, şu anda da diyorum; ne karakol ve siperdeki "Mehmet" ne de dağdaki "Mıheme" ölsün. Ne molotof ile yakılan "Serap Eser"ler ne de havan mermisiyle öldürülen"Ceylanlar"lar ve "Roboski"ler olsun. Artık kan bes, ölümler bes, gözyaşları bes. Analığın kürdü ve türkü olmaz. Ana anadır ve gözyaşıda en mukaddes bildiğimizden daha mukaddestir. 
Aziz dostar! Bu memleketin bir nevi "yetim" çocukları hatta dahada ötesi "İslam ümmetinin yetimleri" hükmünde olan Kürt halkının akli, vicdani, örfi, medeni ve en önemlisi İSLAMİ olan hak ve özgürlüklerinden faydalanabildiği bir Türkiye'nin tesisinin vakti gelmiştir. 1990'lı karanlık yıllardan geçtiğimiz günleri ne olursunuz unutmayalım. OHAL'in getirdiği bir nevi sıkıyönetim idaresi, günübirlik işlenen fail-i (malumu) meçhul (!) cinayetlerin işlendiği, işkencenin had safhalarda olduğu, köylerin ve hatta ormanlarının yakıldığı (-ki taksimde 50-60 ağacın kesilmesinde sözde demokrat ve çevreci aydın geçinenlerin estirdikleri terör havasına rağmen bu memlekette yakılan ormanlar için kıllarını bile kıpırdamaması çok manidardır, demek dert başkaydı...). Türkiye şu durumda tarihi bir eşikte bulunmaktadır "eski hal muhal, ya yeni hal veya izmihlal"dir. 
Kıymetli Mardinliler Ak Parti hükümetimizin açılım adına yapmış oldukları ve belkide yapacakları elbetteki bir lütuf değil yapılması gereken bir vazifedir. Ama vazife olsa bile bunun kürt halkı tarafından takdir edilmesi gerektiği gerçeğinide ortadan kaldırmaz. Bundan daha fazla yapılacak çok işimizin olduğununda bilincindeyiz. 
Bu bağlamda bir kaç sözde özelde kürtlere beyan etmeden geçemeyeceğim. Oda en veciz ifadesiyle Bediüzzamandan alıntı yaparak;
"Ey gelî Kurdan!
Îttîfaqê de quwwet, îttihadê de heyat, di biratiyê de se'adet, hukumetê de selamet heye.
Kabika Îttihadê û şirîta muhebbetê qewî bigrin da we ji belayê xelas ke. 
Qenc guhê xwe bidinê, ezê tiştekî ji we re bibêjim:
Hûn bizanin ku sê cewherên me hene, hifza xwe ji me dixwazin. 
Yek, Îslamiyete, ku hezar hezar xûna şehîdan e buhayê wê dane.
Ê duduwan, Însaniyet, ku lazim e em nezera xelqê de bi xizmeta 'eqlî, ciwanmêranî û însanîyetîya xwe nîşanî dunê bidin.
Ê sisiyan, Milliyeta me ye, ku mezîyetê da me; ê berê ku bi qencîya xwe sax in , em bi karê xwe bi hifza mîllîyeta xwe, ruhê wan qebra wan de şad bikin. 
Piştî wê, sê dujminê me hene, me xerab dikin. 
Yek: feqîrtî ye. Çil hezar hemmalê Îstembolê delîlê wê ye.
Ê duduwan: Cehalet u bexwendıni ku hezar ji me da yek "qazete" nikanin bixwînin delîla wê ye.
Ê sisiyan: Dıjmını u ixtilaf e ku ev 'edawet quweta me wunda dike, me jî musteheqî terbîyê dike û hukumetê jî ji bêînsafîya xwe zulm li me dikir. 
Ku we ew seh kir, bizanin çara me ew e,
ku em sê şûrê elmas bi destên xwe bigrin, ta ku em hersê cewherên xwe ji destên xwe nekin! Hersê dijminê xwe ser xwe rakin. 
Û şûrê 'ewwil: Me'rifet u xwandın e. 
Ê duduwan: Îttifaq u muhebbeta milli ye. 
Ê sisiyan:Însane şuxla xwe bı nefsa xwe bıke û mîna sefîlan ji qudreta xelkê hêvî neke û pişta xwe nedê. Wesîyeta paşê:
Xwandin ! xwandin ! xwandin !
destêhevgirtin ! destêhevgirtin ! destêhevgirtin ! "
"Ey Kürt Halkı!
İttifakta kuvvet, ittihatta hayat, kardeşlikte saadet, hükümette saadet vardır.
İttihat bağını ve muhabbet ipini güçlü tutun. Ta ki sizi beladan kurtarsın.
Bana iyi kulak verin, size bir şey söyleyeceğim;
Biliniz ki, korumamız gereken üç cevherimiz vardır;
Birincisi: İslamiyettir ki, binlerce şehidimizin kanı pahasına olmuştur.
İkincisi: İnsaniyettir ki, halkın nazarında akla uygun hizmetle yiğitliğimizi ve insanlığımızı bütün dünyaya göstermeliyiz.
Üçüncüsü: Milliyetimizdir ki, bize meziyet vermiştir. Bizden öncekiler iyilikleriyle yaşıyorlar. Kendine yetebilen, milliyetini koruyup onların ruhlarını kabirlerinde şad eder.
Bundan sonra bizi perişan eden üç düşmanımız vardır;
Birincisi: Fakirliktir ki, İstanbul'daki kırk bin hammal buna delildir.
İkincisi: Cehalettir ki, binimizin bir gazete okuyamaması bunun delilidir.
Üçüncüsü: İhtilaf tır ki, kuvvetimizi kaybettiriyor, bizi terbiyeye müstehak kılıyor ve hükümet de kendi insafsızlığından bize zulmediyor.
Eğer bana kulak verdiyseniz, iyi bilin ki, bizim çaremiz şudur;
Biz üç elmas kılıcı elimize alalım ve düşmanı üstümüzden kaldıralım.
Birincisi: Adalet, maarif ve okuma kılıcıdır.
İkincisi: İttifak ve milli muhabbet kılıcıdır.
Üçüncüsü: Kendine güven kılıcıdır.
Böylece herkes kendi işini yapsın. Sefiller gibi kimsenin gücünden ümit beklemesin ve sırtını ona dayamasın.
Son vasiyetim;
Okumak ! Okumak ! Okumak !
El ele vermek ! El ele vermek ! El ele vermek ! " Said-i Kürdi... Kürd Teavün ve Terakki Gazetesi, İstanbul, Sayı, 1, Tarih, 1908 
Tevfik niyet-i halisin refikidir"

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/politika/ak-partili-tekin-ne-siperdeki-mehmet-ne-de-dagdaki-miheme-olmesin)