# Milletvekili Demir Görev Sürecini Değerlendirdi

> AK Parti Mardin Milletvekili Mehmet Halit Demir, seçim bölgesi olan Mardin'e geldi. Meclisteki görevi sürecinde izlediği politika, takındığı tutum ve davranışları içeren 4 sayfalık bir açıklama okudu.

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/politika/milletvekili-demir-gorev-surecini-degerlendirdi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2011-06-09T18:15:52+03:00
- Güncelleme: 2011-06-09T18:15:52+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: POLİTİKA
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2011/06/milletvekili-demir-gorev-surecini-degerlendirdi-1366.jpg

Mardin Havaalanında kendisini karşılamak üzere gelen ve aralarında Ak Parti Mardin Milletvekili Adayı Edip Demirdağ, İl Meclis Üyeleri Sıtkı Edis, Nezir Yıldız, Midyat Belediye Başkanı Şehmus Nasıroğlu, belediye encümen üyeleri, muhtarlar ve kalabalık bir topluluk tarafından karşılanan Milletvekili Mehmet Halit Demir, kendisini karşılamaya gelenlerle birlikte Havaalanında oluşturulan uzun araç konvoyu eşliğinde Kızıltepe'deki Öğretmen Evine geçti.
Öğretmen Evinde kendisini karşılayanlarla birlikte konferans salonuna geçen Milletvekili Demir, 23. Dönem Milletvekili olarak görev yaptığı 4 yıllık süreci ve yaptığı çalışmaları değerlendirerek, süreçle ilgili hazırladığı Basın Açıklamasını okudu.
Görev sürecini kendisi ve çalışmaları açısından değerlendirdiğinde vicdanen rahat olduğunu sözlerini ekleyen Demir, yaptığı basın açıklamasında şu sözlere yer verdi:
 
"Değerli Dostlarım;
(Benim) siyasetteki amacım dürüst, temiz ve zorluklarla mücadele eden bir anlayışla hareket ederek hizmet etmekti. İlimizde, bölgemizde ve ülkemizde gelişen olaylarla gerçekleri görüp anlamakla beraber bu süreçlere Mardin’imizin de aklını ve sesini katıp onurumuzun ve inancımızın gücünü size yakışır bir şekilde ortaya koymak en önemli görevimizdi. Bu amaçla 2007 yıllındaki seçimlerde bana gösterilen teveccühle duyulan güvene layık olabilme bilinciyle çalıştım. Daha demokratik, daha özgür ve daha modern bir ülkede daha huzurlu bir ortama hep birlikte kavuşabilmek için sürekli dile getirilen kardeşlik bağlarının güçlendirilmesi ve bu bağların kopmaz, kopamaz bir hale getirilebilmesi için Mardin’imizin düşüncelerine hissiyatına vekiliniz olarak tercüman olmaya çalıştım.
Ben barışı ve huzuru en büyük sermaye olarak gördüm. Bunlara yönelik komploları, ezberlerin arkasına saklanıp, ülkedeki can alıcı meseleleri kendi akışına bırak yada duymazlıktan gelip bu dört senelik süreci doldurmadım ve de dolduramazdım. 
Mardin’den ve sizden aldığım ilham ve güçle her zaman sesimin çıkacağı kadar gördüğüm hakikatleri ortaya koyarak ezberleri bozmaya çalıştım. Sizler adına ben; bu ülkede yaşayan milyonlarca Kürdün, Arabın, Çerkezin, kültürünü, dilini, inanç ve değerlerini istismar edip ezen kokuşmuş fikirlerin ve sistemlerin yada statükonun keyfi uygulamalarını görmezlikten gelemezdim. Dört yıllık süre boyunca, Mardinli kardeşlerimin onurluca bir yaşam sürmesi için, kendi nenelerinin, dedelerinin ve mezarlıkta yatan büyüklerinin kendilerine miras bıraktığı değerlere duydukları saygıya herkesin saygı duyması gerektiğini ifade etmeye çalıştım.
Dostlarım, anlayacağınız belli bir statü kazanarak önemli bir pozisyon elde ettim deyip; artık yanlışları görmeyeyim güçlülerden yana olayım, zamanı tekil amaçla kullanayım yani keyfime bakayım demedim, diyemezdim çünkü bizim inancımız, kültürümüz buna müsaade etmezdi.
Değerli dostlar:
Ben bir kez daha buradan söylüyorum; cumhuriyetimizin mevcut nitelikleri ile bu ülkede yaşayan halklara dikilen elbise artık dar geliyor, hatta ve hatta bu elbisenin modası geçmiştir. Bunun için dünyadaki gelişmelere yakından bakılmalıdır. Zira cumhuriyetimizin çatısı altında yaşayan milletimizin her unsurunu eşitlikçi bir anlayışla anayasal güvence altına alabilecek yönetim modellerinin geliştirmesi zaruret arz eder bir hal almıştır.

Artık bu ülkede yaşayan tüm halkları kucaklayan siyasal modeller geliştirilmeli. Yani bu ülkede hiçbir halk imtiyaz ve ayrıcalık sahibi olmamalı ve diğer halkı istediği gibi evirip çevirmemelidir. Ülkemizin daha da büyümesi ve ilerlemesi için yönetim modellerinin sınırları daha zorlanmalı ve hakların kardeşliğini, yani insan mutluluğunu artık baz alacak çözümler uygulamaya konulmalı inattan ve çaresiz kaçamaklardan vazgeçilip gelişmiş ileri toplumların yönetim modellerinden demokratik özgürlük sistem eyalet sistemi, federal sistem, kon federal sistem dominyon incelenmeli ve Türkiye de kendine özgü bir demokrasi yerine çoğulculuk çok seslilik ve tahammül duygusunu sindire bilen bir demokrasi tesis edilmelidir. İdeal olan model, seçimlere ve belli kurumlara indirgenmiş mekanik bir demeokrasi değil; idari toplumsal ve siyasi alanların tamamına yayılmış organik bir demokrasidir. Sorunları çözmek için gerekli olan derin demokrasiyi tesis etmek; tek bir kesimle değil bu güne kadar sistemin aksaklıklarından kim etkilenmişse, acı çekmişse ister ovada olsun ister dağda olsun, ister köşkte olsun ister yönetim konutlarında olsun herkesin ve her kesimin katkısı ile beraber bütün tarafları dikkate almakla mümkündür. Daha öncede belirtmiştim ön yargıları yıkmak zorundayız. Yetki bendedir deyip ben istediğimi yaparım anlayışı açık söylüyorum büyük bir eksikliktir. Yani ülke kan kaybederken siyasi rant maksadıyla can alıcı konuları bir ileri bir geri işlemek çözümsüzlüğü çözüm kabul etmekten başka bir şey değildir. Bu yöntem aynı zamanda kötü bir asimilasyon politikasıdır. Politikaya da asimilasyon ahlaki bir yöntem olmamıştır. Kültürümüz ve inançlarımızla bağdaşmamaktadır. Bu davranış modeli kısa ve uzun vadeli ülke beklentilerine ve hedeflerine de çok büyük zarar verecek bir yöntemdir. Artık hiç kimse günü kurtarmaya yada seçimi kurtarma endişesiyle hareket edemez, etmemeli. Çünkü ülke çok zaman ve çok kan kaybetti. 
 
Çok Değerli Dostlarım;  yine sizden aldığım güçle ilimiz, bölgemiz ve aynı zamanda ülkemizle ilgili hepimizi etkileyen ve rahatsız eden gelişmelere de sessiz kalmadım. Kandilden gelenler, birliğimizi ve kardeşliğimizi yaşamaya ve bu kardeşliğin yeniden tesis edilerek güçlenmesine katkı sağlamak için gelmişlerdi. Bu durumu basına yaptığım konuşmalarımla da ifade etmiştim. O gün kardeşliğimizin daha da güçlenmesi için atılan bu küçük ama özünde büyük adıma olan sevinçlerini göstermek için binlerce vatandaş sevgi gösterilerinde bulundu. Bu sevinci çok görenler, bu durumu ısrarla saptırmak istediler. Bu sevinci, kazanan kaybeden, güçlü zayıf, psikolojisi üzerinden işleyip bu adımı manasızlaştırmaya çalıştılar. Anadilde eğitim ile ilgili 2008 yılında medyaya yansıyan fikirlerimi, hükümetimizin büyükleri ile paylaştım. Bu günde aynı şeyi söylüyorum, Allahın birer ayeti olan bu dilleri silmek, silmeye çalışmak, büyük bir zulümdür, medeniyetimize de yakışmayan bir tutumdur ve bu haksızlığa alet olanlar unutmasınlar ki aslında kendilerine haksızlık ediyorlar. 
 
Değerli Dostlar, parlamento parlamenterlerin halk adına iradesini koyduğu yerdir. Bu çatı altına gelip, hiçbir irade ortaya koymamak, halka yapılan büyük bir haksızlıktır. Bu iradeyi ortaya koymaya engel olmak, otoriter bir mantıktır. Yaşadığımız 4 senelik parlamento sürecinde özünde ülkeyi, ama ilimizi de öncelikli etkileyen haksızlıklara da tanık oldum, karşı karşıya kaldım. Mardinli kardeşlerimin kendi iradeleriyle seçip parlamentoya gönderdiği, o zamanki siyasi partinin de aynı zamanda eş başkanı (DTP) olan Mardin Milletvekilinin, Milletvekilliği bildiğiniz gibi mahkeme kararıyla düşürüldü. Bu karar tek kelimeyle ucube bir karardı. Milletvekillerine reva görünen bu uygulama aslında parlamener sistemi yaralayan, ülkeyi ve bölgeyi karanlık ve belirsiz bir noktaya taşıyacak, meclisteki çalışmalar bitecek ve aynı zamanda Mardinli seçmenlerin iradelerini yok sayacak olan bir karar idi. Bu karar seçmenlere de haksızlıktı ve adeta bir komediydi. Bu yanlışlığın, haksızlığı ve komedinin son bulması için Mardin’de yeniden seçmenlere gitmemiz gerektiğini söyledim. İki Sene önceki bu olayda Mardin’de seçimlerin tekrar edilmesi, yenilenmesi için ben koltuğumu, milletvekilliğimi kayıtsız ve şartsız olarak bırakacağımı, istifa edeceğimi; siyasi tarihimizde de henüz örneği olmayan durum arz eden bir başka partili için istifa kararımı verdim. Vicdanların rahatlaması için, milletten daha büyük bir gücün olmadığını tekrar hatırlatmak için sizden aldığım ilhamla, güçle Mardin’de seçimlerin yenilenmesi için istifa edeceğimi ilan ettim.Bu ülkede yaşayan vatandaşların kendi iradesiyle seçip parlementoya gönderdiği milletvekillerinin fikirlerine kulak tıkamak, kendilerini görmezlikten gelmek muhatap alınmamakta uygun anlayışa sığmayacağını belirttim. Bütün meselemiz samimiyetle içtenlikle ülkemize sahip çıkmaktır dedim. Ülkenin parlamenterleri hangi siyasi düşünceye, hangi fikre sahip olursa olsun sorunlara çözüm üretmek isteyen; onur, ekmek, aş, iş kazandırmak isteyen herkesi başımızın tacı olarak görmemiz gerektiğini ifade ettim. Bunun için meclis çatısı, soruların çözümünün tek adresi olduğunu ve bu çatı altında bulunan tüm parlamenterlerin ve gurupların fikirlerine saygı duymak, bunları muhatap kabul etmek elbette kaçınılmaz bir sorumluluktu. Bağımsız seçilen milletvekillerinin kurduğu BDP Partisiyle diyalog kurmamanın bir eksiklik olacağına dikkat çekmeye çalıştım. Karşılıklı müzakerelerin fikir alışverişlerinin ise sorunların çözümünde daha kalıcı, daha adil katkılar sağlayacağına inandığımı belirtmiştim. Çok şükür bu ifadelerimden çok kısa bir süre sonra meclis çatısı altında beklenen görüşmelere büyük bir memnuniyetle tanık olduk. 
 
Sevgili dostlarım; asimilasyon politikalarının bir parçası hasebiyle bir türlü bitirilmeyen GAP Projesini bilirsiniz. Bu dört yıllık zaman zarfında, bölgedeki işsizliği de ortadan kaldıracak olan GAP Projesinin biran önce bitmesi ve hayata geçirilmesi için genel kurulda gündem dışı konuşarak, diğer platformlarda da sürekli bu konuyu işleyerek söz konusu projenin ısrarlı takipçisi oldum. Şuan Allah’a şükür bu proje artık belli bir mesafe kattetmiş durumda olup ovamızın suya kavuşacağı günler görünmeye başlamıştır.
 
Bölgemiz ve ilimize bir türlü yakıştırılmayan Üniversitelerin alınan kararlarından sonra gerekli binaların bitirilebilmesinin çok çok uzun zaman alabileceği herkesin malumudur. Bu binaları en hızlı bir şekilde bitirmek maksadıyla GAP eylem planına dahil edilmesi için, yine ilgililerle ve hükümetimizin ilgili büyükleriyle görüştüm. Genel Kuruldaki ve değişik platformlardaki toplantılarda konunun her zaman takipçisi oldum. Allah’a şükür şuan bu üniversiteler artık GAP kapsamına alınmış durumda. İlimizdeki eğitim alanındaki eksiklikler ve yeni dersliklerin, liselerin yapılmasında; sağlıkta yine Mardin’in hak ettiği hizmeti alması için gerekli modern hastanelerin yapılması, köylerimizin hak ettiği hizmeti alması için ilimizdeki en büyük sıkıntı olan elektrik sorunun çözmek için yeni trafo merkezleri kurmak ve çiftçilerimizin beklentisi olan desteklemelerin kendilerine ödenmesinde yaşanan problemler, nakliyecilerimizin karşılaştıkları uygulamalarla yaşadıkları aksaklıkları ortadan kaldırmak ve ilimize daha fazla ödeneklerin gönderilmesi için her zaman çaba gösterdim.
Birikmiş sorunları çözmek için bir an olsun boş durmadım ve kendi ilim için hep koşturmaya gayret ettim. Bütün bunlarla beraber ilimize hizmet etmeye gelen bürokratlarımızın da yanlış uygulanmalarına, hakaret yada alaylı ve tepeden bir bakış acısıyla yaptıkları uygulamalarını da kabul etmedim. Hatırlayacağınız gibi elektrik kaybından ötürü, Mardini hırsız gören ve çok çocukluktan ötürü cahil gören anlayışları duymamazlıktan gelmedim, gelemezdim.
 
Elbette ilimize hizmet etmeye gelen her arkadaşımıza kapımız da gönlümüz de sonuna kadar açık ama Mardinlileri rencide edecek davranışları da asla kabullenemezdim, “duymamazlıktan geleyim, boğuşmayayım, restleşmeyeyim de taleplerimin önünü tıkamayayım. İlin mülki amiridir, müdürüdür, şu kişi de, bu kişi de, hatta Mardinlilerde bu hakareti kaldırır, bu hakaretler de zamanla unutulur” demedim, diyemezdim. Sizden aldığım vekalet müsaadem buna izin vermezdi. 
 
Saygı değer basının da huzurunda ben bir kez daha bu süreci halkımın çektiği sıkıntılarla, acıları ve haksızlıkları bitirecek ve herkesin onuruyla yaşayacağı bir sistem modeli zaafiyeti içinde olduğumuzu özellikle ifade ediyorum. Altını çizerek söliyorum, Kürtlerin binerce yıldır yaşadığı bu coğrafyada herkesin birbiriyle artık diyalog içerisinde olması gerektiğini bu diyalog kanallarını açık tutmak için düşüncesi ne olursa olsun Kürtlerin çaba sarf etmesi gereketiğini bir kere daha hatırlatmak istiyorum.
Ülkemizin geleceği Kürtlerin de, Türklerin de, Arapların da ve diğer halkların da onurluca bir yaşam sürmesine bağlıdır.
Bunun için gerekli cesaretli adımların empati yapılarak artık atılması gerekiyor.
Bu dört yıllık süre zarfında; eksikliklerimize rağmen ilimiz için halklarımız için ülkemiz için hiçbir fedakârlıktan kaçmadığımı, inisiyatif alarak Mardin’in sesi olduğumu, kelime oyunlarıyla olayları geçiştirmediğimi, bu konuda da vicdanen rahat olduğumu, bundan sonra da sürekli doğruların takipçisi ve savunucusu olmaya çalışacağımı ifade ediyor herkese en derin saygılarımı sunuyorum."

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/politika/milletvekili-demir-gorev-surecini-degerlendirdi)