Sevgi ve rahmetin başöğretmeni hz. Muhammed`e mektup

Abdurrahim Akdağ


[email protected]
A_Akdag47

Sevgi ve rahmetin başöğretmeni hz. Muhammed`e mektup

22 Şubat 2011 Salı Saat 10:30

 

25.07.2009 15:10:29

 

 

 

İnsanlığın ve medeniyetin önü tıkanmıştı. İnsan ticareti, kölelik, sömürü ve zulmün her çeşidi uygulanıyordu. İnşa ve onarmanın yerini yıkma ve yakma almıştı. Kainatın ufkuna bir güneş gibi doğdun. İnsanlığa insanca yaşama prensipleri getirdin.

                Ey insanlık semasının parlak yıldızı!

Bilgi ve sermayenin  artığı bu günde senin getirdiğin dine mensup insanlar, ayrılık, fakirlik, yoksulluk,  ve yeterli eğitim hizmetlerinden yoksun olarak yaşıyorlar. Yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynakları uluslararası şirketler tarafından talan edilmektedir. Anne ve babalar ömürlerinin son yıllarını huzurevlerinde geçirmek zorunda kalıyorlar. Senin öğretine göre büyük günah olan içki, kumar, yalan, zulüm ortalığı kaplamıştır. İnanıyorum ki “iki günü eşit geçen zarardadır.” mesajını almış olsaydık böyle olmayacaktı. “Allah’ın ve Resulü’nün sevgilisi olmak isteyen; doğru söylesin,  emanete riayet etsin, komşusunu incitmesin” demiştin. Şu halimizle biz kim, sevgili olmak kim. Senin sesine, soluğuna, mesajına ve imdadına en çok muhtaç olduğumuz bir zaman aralığında yaşıyoruz.

                “Benden sonra kardeşlerim gelecek, keşke Resulullah’ı görseydik, ne malımız ne de evladımız olsaydı diyecekler, onlara da selam olsun” demiştin. Selamın geldi başımız üstüne. Bir gün Medine sokaklarında  oynayan çocuklara “beni seviyor musunuz?” diye sormuştun. Onlarda “seni çok seviyoruz” deyince, “Allah biliyor ki  bende sizi çok seviyorum.” demiştin.  Bu gün yaşayan  ve senden başka kimsesi olmayan gençler var . Onlar da seni çok seviyorlar.  Allah biliyor ki sen  de onları  çok seviyorsun.

                Ey Allah’ın Resulü!

                Korkuya  değil, sevgiye dayalı, zora değil, iknaya dayalı bir dünya için mücadele ettin. Bu gün ise zorbalık kıtalar dolaşıyor.  İnsanlık yıldırılmış. Haklı olanın değil, gücü olanın sözü geçiyor. Hayatı ahiretten soyutlanmış olarak görenlerin hırsı, insanlığı birkaç defa yok edecek silah stoklarına sahiptirler. Bununla böbürleniyor, dünyaya gözdağı veriyorlar.

                Hatırına evrenler yaratılan peygamberim!

“En hayırlınız, İnsanlara yararlı olanınızdır” demiştin. Bu ilke insanlığı güvenliğe, barışa refaha çıkaracak bir mesaj taşımaktadır. Ne yazık ki  günümüzde gasp, soygun, kapkaç, hırsızlık ve tecavüz konuşulan konuların başında geliyor. Bu gün insanların yarısı temiz su bulamıyor. Havayı kirlettik, denizleri kirlettik, göğe uzanarak ozon tabakasını deldik. Kuraklık, kıtlık, sel ve deprem gibi doğal afetlere davetiye çıkardık. Uluslararası uzay istasyonu kurarken geniş olan yeryüzünü kendimize dar ettik. Tebliğ ettiğin son din bizi kardeş ilan etmişken ayrılığı, düşmanlığı seçtik. Yaradılış gayemizi unuttuk, yeryüzünü imar ve inşa edeceğimize hor kullandık. Atalarımızdan miras değil gelecek nesillerin bize emaneti olan sınırlı doğal kaynakları hırsla tüketmek için uğraştık. Hakkımız olup olmadığına bakmadan bencillikle her şey bizim, yine her şey bizim olsun dedik.

                Ya Resulüllah!

21.yüzyılın dünyası senin prensiplerine, tavsiyelerine ve uygulamalarına bir dönüp baksa, anlasa, özümsese ne güzel olurdu. Bizim yüzümüz tutmuyor, mahcubuz. İnsanlığın selameti, huzuru ve barışı için bizim adımıza Alemlerin Rabbi Allah’u taalaya ricacı olmanı diliyorum. Miraç gecesi Sidretilmüntehadan getirdiğin müjdeler gibi, yine senin getireceğin müjdelere muhtacız. Bizi düşmanlarımızla, şeytanla ve nefsimizle baş başa bırakma. Sana layık bir ümmet olamadık. Dağlar, taşlar seni tanıyorken hala seni tanımayanlar var. Seni tanıyoruz diyenlerimiz de ilkelerini,  tavsiyelerini gereği gibi tutmadık. Herkesin kendini kurtarma telaşında olacağı kıyamet gününde “Ümmetim, ümmetim” diyeceğini biliyoruz .Bu günde senin himayene ve sahip çıkmana muhtacız. Bizi bırakma. Hayatımızı düzene koy, rüyalarımızı süsle. İnsanlık senin nuruna muhtaç.

                Ey İbrahim’in  duası!

                Şikayetimi sana iletiyorum. Tövbeme senin adını katıyorum. Ateş çukurunun kenarında bulunan dünyanın kurtuluşu için seni imdada çağırıyorum. Neden senden istiyorum? İstendiğinde katiyen  hayır demediğini biliyorum. Sana, ehline ve arkadaşlarına binlerce selat ve selam olsun. 18.04.2005

Mardin İletişim Gazetesinde 19.04 2005 tarihinde yayınlanmıştır.                                      


YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

DİĞER YAZILARI :::

Hepsini Gör
# YAZI TARİH
1. Girdi, Sermaye, Kaynak 06 Temmuz 2019 Cumartesi Saat 18:15
2. Endüstri 4.0 31 Mayıs 2019 Cuma Saat 10:57
3. Pozitif Yönetim (1) 23 Mart 2019 Cumartesi Saat 15:11
4. Manüfaktürün Kapitalist Niteliği’nin Analizi 09 Mart 2019 Cumartesi Saat 16:56
5. Rol Yetkilendirme 24 Ocak 2019 Perşembe Saat 17:48
6. Döviz Kuru, Dolar, Ambargo!... 13 Ağustos 2018 Pazartesi Saat 13:05
7. Acı Gerçek 23 Kasım 2016 Çarşamba Saat 21:55
8. Fil ve Ebabil 26 Temmuz 2016 Salı Saat 17:57
9. Misyoner Bakış 27 Kasım 2015 Cuma Saat 22:53
10. Barışa Bomba 11 Ekim 2015 Pazar Saat 18:21

YORUMLANANLAR :::

Yaman: Kızıltepe tozdan kurtuluyor!

Mardin valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan vekili [...]

7 saat önce...

Suriye'ye askeri harekat kapıda mı? Mardin'de ek doktor görevlendirildi

Sağlık Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suri [...]

1 gün önce...

Komandolar, 35 yıl önce görev yaptıkları yerde buluştu

Mardin'de 1984-87 yılları arasında Midyat Jandarma [...]

1 gün önce...

Mardin'den, Diyarbakır'da evlat nöbeti tutan ailelere destek

Mardin'de bazı sivil toplum kuruluşu temsilcileri, [...]

1 gün önce...

Lise öğrencisi kazada yaşamını yitirdi

Mardin’de otomobilin çarptığı 14 yaşındaki lise öğ [...]

1 gün önce...

MARDİNLİFE TV CANLI YAYIN