Suriyeli gelinler yasta

Suriyeli gelinler yasta
06 Temmuz 2013 Cumartesi Saat 21:24 0

Suriye’deki iç savaş en çok onları vurdu. Ülkede süren belirsizlik, Türkiye ile bozulan ilişkiler, kapanan sınır kapıları Suriyeli gelinleri kahrediyor.

Onlarla görüştüğümüzde soru sorandan çok, sorulan konumuna düşüyoruz. Hüzünlü çehreleri, dermansız hâlleriyle ardı ardına yönelttikleri sorularla sürecin ne yöne evrildiğini öğrenmeye çalışıyorlar. Yanan yüreklerini bir an da olsa serinletmek için ifadelerimizi diplomat hassasiyetiyle ele alıp bir parça ‘umut’ çıkarmaya çabalıyorlar. Serde aile, anne, kardeş hasreti olunca çok da sorgulayamıyorsunuz bu hâli. Hatta duygu yoğunluğuna kapılıp birlikte yaşıyorsunuz hüznü.

Suriye’ye düşen her bombanın sınırın bu tarafını da vurduğunu Akçakale’ye ulaşınca anlıyorsunuz. Suriye lideri Beşşar Esed’in halkına sıktığı her kurşun Türkiye’deki akrabaları da yaralıyor. Suriye’den gelin alan yahut kızını Suriye’ye gelin veren bölge insanının gözü kulağı karşı tarafta. Eli kanlı Baas rejimi altında inleyen akrabalarının yardımına koşamamak kahrediyor onları. Suriye’nin normalleşmesi, Ankara-Şam ilişkilerinin yeniden düzelmesi tek duaları... Zira Suriye’de derinleşen iç savaş onların huzurunu da kaçırıyor. İçlerinde bir grup var ki onların da hâli daha kötü. Sevdikleri uğruna Türkiye’ye gelen Suriyeli gelinler âdeta bitkisel hayatta. Ailelerini, annelerini bir daha görememe endişesi onları yaşamdan ediyor âdeta. Objektifimizi Şanlıurfa’nın sınır ilçesi Akçakale’de yaşayan Suriyeli gelinlere çevirdik. Birbirinden acı hikâyeleri sizin içinde derledik. Sınır boyundaki ahvali siz de öğrenin istedik…

Misafir olduğumuz evlerde aynı manzara karşılıyor bizi; ağlayan, endişeli hanımlar, hüzünlü beyler… Hepsi de son bir buçuk yıldır evde huzurlarının kalmadığını anlatıyorlar. Suriye’deki gelişmeleri takip için gece gündüz izlenilen Arap kanalları psikolojilerini daha da bozmuş. Sırf karşı taraftan haberdar olabilmek için eve çanak anten, uydu alanlar olmuş. Adeta Suriye ile yatıp Suriye ile kalkıyorlar. Anne, baba, kardeş, akraba sınırın diğer tarafında savaşın içindeyken başka nasıl davranılabilir ki! Akrabalarının bir kilometre ötede çektiği kıtlık, yaşadığı zorluk onları yemeden içmeden soğutmuş. Sınırlar kapanana kadar karşı taraftaki yakınlarına sırtlarında erzak taşımış birçoğu.

2003-2011 arasında iki ülkenin yakaladığı olumlu atmosfer, I. Dünya Savaşı sonrasında çizilen yapay sınırların ayırdığı akrabaları yeniden kavuşturdu. Şam’daki yumuşama ve kaldırılan vizeler vesilesiyle karşılıklı ziyaretler sıklaştı, evlilikler arttı. Bayram, taziye gibi özel günler hep birlikte kutlanmaya başladı. Ta ki Suriye karışana kadar… 2011 başında patlak veren rejim karşıtı ayaklanma ve kargaşa, karşılıklı ziyaretleri, kız alıp-vermeyi bıçak gibi kesti. Yıllar sonra kavuşan akrabaları yeniden ayırdı. Karşı tarafta kızı bulunan aileleri kedere, hasrete boğdu. Evlat, anne hasretine dayanamayıp ölümü pahasına sınırı geçenlere de şahit olunuyor.

Suriye’de akrabası bulunanlardan biri Akçakaleli Avukat Halil Sapan. Bölge insanının 2011 öncesini mumla aradığını aktarıyor. Savaşın her iki taraftaki aileleri derinden sarstığına değiniyor. Aile hasretine dayanamayıp Suriye’ye geri dönen gelinlerden bahsediyor. Türk damatların karşı tarafta kıtlık çeken akrabalarına erzak taşımak için canlarını tehlikeye attıklarını vurguluyor. Bu dar günlerinde Suriyeli akrabalara sahip çıkmanın kendileri için olmazsa-olmaz olduğunu hatırlatıyor: “Ülkeler farklı olsa da oradakiler akrabalarımız. Kültür, dil ve dinimiz aynı. Aşiretlerimiz yapay sınırlarla ayrılmış. Bizim için Suriye hiçbir zaman yabancı ülke değildi… Savaştan önce her gün gidip-geliyorduk. Kız alıp veriyorduk. Atalarımız da bu tür evlilikler yapmış. Bu bizim için bir gelenek âdeta. Ortalık yatışınca soluğu yeniden Suriye’de alacağız.”

Eşimi Halep’e gönderdim
Savaş dinmeden soluğu Suriye’de alanlar da var! Anne hasretine dayanamayan Halepli Sihem I. (27) tehlikeyi göze alıp geçmiş sınırı. Yaşadıklarını Akçakele’de bıraktığı eşi Ahmet I. (33) ile konuştuk. Ahmet Bey ile Sihem Hanım geçen yıl evlenmiş. Ticaret vesilesiyle sık sık Suriye’ye geçen Ahmet Bey, eşiyle bir akraba ziyaretinde tanışmış. Birbirlerini sevmişler. Aileler onay verince önce nişan, 1,5 yıl sonra da (Sihem’in hukuk fakültesini bitirmesini beklemişler) düğün yapmışlar. Esed’in zarar vermesinden çekinen Ahmet Bey, eşinin ailesiyle ilgili detaya girmekten kaçınıyor: “Severek evlendik. Kültürü, birikimi çok iyi. Annem de çok memnun gelininden. Hiç zorluk çekmedi Türkiye’de.”

Suriye’de patlak veren iç savaş mutlu evliliklerine gölge düşürmüş. Halep’teki ailesini merak eden çiçeği burnunda eşini, istemese de Suriye’ye göndermek durumda kalmış. Akçakale Kapısı kapanınca, Gaziantep’in Kargamış ilçesine açılan Cerablus Kapısı’nı kullanmışlar. Cerablus’ta kontrol Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) geçtiği için buranın kısmen güvenli olduğunu söylüyor: “Suriye karışınca evde huzurumuz kalmadı. Hâliyle eşim ve ben karşı taraftaki ailemizin derdine düştük. Endişesi dayanılmaz hâle gelince eşimi Cerablus üzerinden Halep’e gönderdim. Bir hafta kadar ailesiyle kalıp geri dönecek. Göndermesem psikolojisi bozulacaktı.”

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra çizilen yapay sınırların amca çocuklarını da kendilerinden ayırdığını anlatıyor Ahmet Bey: “Suriye Türklerin elinden çıkınca aşiretimiz ikiye bölünmüş. Amcalarım, amca çocuklarım sınırın karşı tarafında kalmış. Suriye karışmadan önce ayda en az 2-3 kere karşıya geçiyorduk. Onları ziyaret ediyorduk. Şimdi sadece telefonla konuşabiliyoruz.”

Ahmet Bey, akrabalarının savaş ortamından dolayı gıda, temizlik maddesi sıkıntısı çektiğini, imkânınca sınırdan erzak taşıdığını da söylüyor: “Karşıda ciddi gıda sorunu yaşanıyor. Açlıktan ot toplayıp tüketen insanlardan bahsediliyor. Ayrı ülkelerde yaşasak da akrabalarımızın aç kalmalarına nasıl razı olalım! Birkaç kez Akçakale’den erzak taşıdım karşıya. Un, şeker, yağ… Hiçbir şey kalmamıştı evlerinde.”

Rakkalı Hale Baturay’ın (38) gözü, gece gündüz El Cezire’de. Vatanındaki gelişmeleri anbean takip edip ailesi için dua ediyor. 14 yıldır Akçakale’de yaşasa da içindeki Suriye özlemi dinmemiş: “Nasıl unuturum Suriye’yi! Orada doğdum, orada büyüdüm. İnsan doğup büyüdüğü yeri unutur mu hiç? Ben de unutmadım. Urfa’yı sevdim, eşimi sevdim ama Rakka’nın sevgisi, özlemi de dinmedi. Suriyeli gelinleri en çok bu özlem yoruyor.”

Hale Hanım, Akçakaleli çiftçi Mehmet Fatih Baturay ile 24 yaşındayken evlenmiş. 1998’den beri Akçakale’nin Çatalhurma köyünde yaşıyor. 5 çocuğu var. Eşinden, hayatından memnun. “Bir de şu savaş belası çıkmasaydı…” diyor.

Pamuk üreticisi Mehmet Bey, eşinin gece gündüz Rakka’daki ailesi için gözyaşı döktüğünü söylüyor. Kargaşadan önce 100 kilometre mesafedeki kayınbabasını ayda birkaç kez ziyaret ettiklerini aktarıyor. Savaş ortamından dolayı 15 aydır karşıya geçemediklerini anlatıyor: “Karşıya geçemeyince eşimin ailesine Türkiye’den cep telefonu hattı gönderdik. Sınıra yakın oldukları için buradan çekiyor. Günaşırı arayıp durumlarını soruyoruz. Buna rağmen Hale Hanım’ın endişesi dinmedi. Kardeş hasretiyle yanıyor. Son görüşmemizde Esed’e bağlı güçlerin yaşadıkları Rakka şehrini sardığını, dış mahallelerde çatışmaların başladığını söylediler. O günden bu yana da uykularımız kaçtı, huzurumuz kalmadı.”

Damat Mehmet Bey, can tehlikesi oluşması hâlinde eşinin ailesini Akçakale’ye getireceğini vuruluyor. Tel Abyad’daki kendi akrabalarına da “Kapım sizlere açık.” çağrısı yapmış. “Bu zor günlerinde her Urfalı gibi ben de Suriye’deki akrabalarımı kendi kaderlerine terk edemem.” diyor.

5 çocuk annesi Hale Hanım da gözleri dolu dolu konuşuyor. Savaşın bir an önce son bulması için gece gündüz dua etiğini vurguluyor: “Her an ailemi düşünüyorum. Sınır tehlikeli olduğu için eşim karşı tarafa gitmeme izin vermiyor. Kendi de geçemiyor. O izin verse ben 5 kızımı kime bırakacağım? Tek tesellim Türk hatları. İki günde bir onların sesini duyarak ayakta kalıyorum. Durumun kötüye gittiğini, parasıyla yiyecek bulamadıklarını söylüyorlar. Ailem orada kıtlık çekerken benim de burada boğazımdan lokma geçmiyor (ağlıyor). Eğer Esed Rakka’yı vurursa ailemi evimize alacağız. Eşimle hazırlığını yaptık.”

Çatalhurma köyünden Suriyeli akrabalarını evlerinde misafir edenler de var. Muhtar Mehmet Bey, köylünün elinde avucunda ne varsa savaştan kaçan bu insanlarla paylaştığını söylüyor. Savaş dinene kadar da evlerinde misafir etmeye niyetli olduklarını belirtiyor: “Allah ne verdiyse paylaşıyoruz. Bu bizim boynumuzun borcu.”

Hâlim olsa Esed’le savaşırdım
4 çocuk annesi Fadile Hanım, Suriye’nin sınır ilçesi Tel Abyadlı. Eşi Hacim Bey ile bir akraba ziyaretinde tanımışlar. Babasının onayıyla 1997 yılında evlenmişler. En küçük oğlu daha yeni girmiş yaşına. Aradan geçen yıllarda Türkçe öğrenmiş. Ancak diğer gelinler gibi onda da vatan hasreti dinmemiş… 1 kilometre ötedeki annesini, ailesini 13 aydır görememek belini bükmüş: “Savaştan önce her ay gidip geliyorduk annemlere. Yollar güvenli olmadığı için gidemiyoruz artık. Küçük çocuklarım olmasa tehlikeyi göze alırdım belki ama artık onları annesiz bırakamam, riski göze alamam.”

62 yaşındaki Hacim Bey, eşinin gece gündüz haber takip ettiğini, her yeni çatışma haberiyle psikolojisinin biraz daha bozulduğunu anlatıyor. Onun üzüntüsüne dayanamadığını, kendisinin de Suriye’deki akrabalarının durumuna ağladığını aktarıyor: “Eşlerimiz duygulanıyor, ailelerimizden koptuk mu diye endişeye kapılıyorlar. Çocuklarımız da ‘Artık dedemizi, dayılarımızı ve teyzelerimizi göremeyecek miyiz?’ diye soruyor. Kapanan kapılar Türk damatları zora soktu.”

Birçok damat gibi o da yaşına bakmaksızın eşini rahatlatmak için risk alıp sınırı geçmiş, eşinin ailesini ziyaret edip erzak götürmüş: “Hâlleri iyi değildi. Her an saldırı korkusuyla yaşıyorlar. Paraları olduğu hâlde, yağ, bulgur, şeker bulamıyorlar. Kayınvalideme buradan erzak götürdüm. Esed güçleri tehdit etmeye başlarsa onları bizim eve taşıyacağız. Gerekirse burada onlara bir ev yaparız. Sokakta bırakacak değiliz ya!”

Hacim Bey durumu olsa Esed’e karşı savaşacağını söylüyor: “Aşiretimin yarısı o tarafta. Rakka’da, Tal Abyad’da akrabalarım, dayılarım yaşıyor. Sık sık arıyorum, hâllerini soruyorum. Biz burada rahattayız ama onların hâlini düşününce uykularımız kaçıyor. Hâlim olsa bu mazlum insanları koruyabilmek için elime silah alıp Özgür Suriye Ordusu saflarında Esed’e karşı savaşırdım.”

Yerel kaynaklara göre sadece Urfa’da yaklaşık 4 bin Suriyeli gelin yaşıyor. Mardin, Antep ve Hatay’daki gelinler de eklendiğinde sayı 10 bini aşıyor. Avukat Halil Bey, son dönemdeki evliliklerin kuma olmadığına vurgu yapıyor. Yeni yönetmeliklerin buna imkân tanımadığını da vurguluyor. 10 yıl önce Suriye’den ağırlıklı olarak ‘ikinci eş’ geldiğini söyleyen Halil Bey, her iki tarafta da anlayışın değiştiğini, insanların bu tür evliliklere sıcak bakmadığını anlatıyor: “10 yıl önce Türkiye onlar için bir Avrupa ülkesiydi. Refah, huzur ve bolluk vardı. Türk dizilerinden gördükleri Türkiye onlar için cennet gibiydi. Burada yaşamak için ikinci eş olmaya da razı oluyorlardı. Aradan geçen zamanda Suriye de değişti, kalkındı. Rejimin baskısı azaldı. Son dönemde Suriyeli kızlar artık kuma olmayı kabul etmiyor.”

Suriye’deki savaşa karşın oradan evlenmek isteyen gençler de var Akçakale’de… Ahmet G., başlık parasından şikâyetçi. En basit bir düğünün 60-70 bin TL’ye mâl olduğunu anlatıyor. Buna karşılık Suriye’den evlenmesi hâlinde masrafının sadece 15-20 bin lirada kalacağını aktarıyor: “Aile, kültür farkı olmadığı için ailelerimiz de karşı değil Suriye’den evlenmemize. Eğer buradan evlenmeye kalksak bir ömür düğün borcu ödeyeceğiz. Âdetlerimiz erkek evine karşı çok acımasız…”

Türkiye ile Suriye’nin vizeleri karşılıklı kaldırmalarının ardından (2009) karşılıklı evliliklerde de patlama yaşandı. Vizesiz seyahat döneminde ‘ithal kuma’ evliliklerinin arttığı da görülüyor. Suriyeli gelinlerin mağdur olmasını önlemek için harekete geçen İçişleri Bakanlığı, ikinci evlikler için ilk eşten muvafakat zorunluluğu getirdi. İlk eşin rızası olmadan Suriye’den gelen ikinci eşe oturma izni de verilmiyor. Bakanlık, geçmişe dönük evlilikleri de mercek altına almaya başladı. Yapılacak incelemenin ardından ilk eşlerinden noter tasdikli izin alamayan erkeklerin imam nikâhlı Suriyeli ikinci eşleri sınır dışı edilecek.



YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

GÜNCEL HABERLERİ :::

YORUMLANANLAR :::

Sulama tankerine çarpan kurye vefat etti

Kızıltepe refüjdeki ağaçları sulayan belediye araz [...]

1 gün önce...

Miroğlu: Bakanlar kurulu'ndan müjdeli haberi bekleyeceğiz!

Ankara'da AK Parti Genel Merkezi'nde Cumhurbaşkanl [...]

1 gün önce...

Mahkeme maske cezasını iptal etti: Devletin günde 3 maske vermesi lazım

Maske takmadığı için ceza yazılan kişinin cezası m [...]

1 gün önce...

Kızıltepe'nin sevilen simasi hayatını kaybetti

Kızıltepe'nin sevilen simalarından ve 40 yıldır bö [...]

15 saat önce...

Nusaybin'in Yeni Kaymakamı Emrullah Temizkan kimdir?

Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararna [...]

13 saat önce...

MARDİNLİFE TV CANLI YAYIN