Suruç ve Kobani notları

M.Salih Keskin


[email protected]

Suruç ve Kobani notları

31 Ekim 2014 Cuma Saat 20:23

Suriye’nin Kobani kentinde IŞİD ile YPG arasında yaklaşık 1,5 ay önce başlayan çatışmaları takip etmek ve 191 bin Kobanili mültecilerin durumunu yerinde görmek için Mardin’den iki gazeteci arkadaşımla birlikte Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine doğru yola çıktık. 


Suruç’a girer girmez beklediğimizin tam aksine hayatın normalleştiği görünce şaşırdık. Suruç ile Onbirnisan Beldesi arasında yoğun güvenlik önlemleri dikkat çekerken sağlı sollu kurulan çadır kentlerin mülteci yoğunluğunu işaret ediyordu. İlk fırsatta çadır kentleri gezerek mültecilerin durumu hakkında bilgi topladık.


Kent merkezine yaklaşık 6 km. uzaklıkta bulunan YİBO Çadır Kenti’ne gidiyoruz. YİBO’da çocukların yoğunluğu dikkat çekiyor. Okulun bahçesinde oluşturulan parkta oyun oynayarak zamanlarını geçiren çocukların yanına giderek sohbet etmeye çalıştık. Kobanili çocuklara “En çok neyi özlüyorsunuz?” şeklinde sorumuza “Mektep (Okul)” diye cevap verdiler. Ama burası da bir okul deyince çocuklar “Burada ders görmüyoruz ki? diye karşılık verdi. Bu cevap zihnimde birçok şeyi canlandırdı. Ders verilemeyen bir okulun içinde okul özlüyorlardı. Kendi okullarını, öğretmenlerini, okumayı, yazmayı özlemişlerdi. Savaştan kaçtıklarını dile getiren çocukların yüzlerinde belirginleşen çaresizlik var olan durumdan ne kadar etkilendiklerini gözler önüne seriyordu. 


Ve çocukların ayrılıp kadınların yanına yaklaştık. Onlar savaşın diğer mağdurlarıydılar… İlk önce çekiniyorlar konuşmaktan… Gazeteci olduğumuzu anlayınca ismini vermekten kaçındı. Çocuklarıyla beraber perişan olduklarını ifade eden kadın bize şunları söylüyor; “4 tane çocuğum var, en küçükleri 3 yaşında… Çocuklarımla beraber perişan olduk. Önümüz kış, çocuklar ikide bir hasta oluyorlar. Her gün ‘Anne ev ne zaman döneceğiz.’ diyorlar. Tabi bugün yarın diyerek oyalıyorum onları… Ne zamana kadar oyalayabilirim onları bilemiyorum. Çocuklar evlerini özlüyor, bizler de özlüyoruz tabi. Savaş, bize felaketten başka bir şey getirmedi. Allah, kimsenin hakkını bırakmaz, bizim de hakkımızı bırakmayacak.” 


Kadının “Önümüz kış, çocuklar ikide bir hasta oluyorlar.” sözünün ardından Suruç Kaymakamı Abdullah Çiftçi ile görüşmeye gittik. Bizi makam adasında kabul eden Kaymakam Bey, Şuna kadar 191 bin civarında Kobanilinin ilçeye giriş yaptığını, mültecilerin geçici merkezlerde misafir edildiğini söyledi. Kaymakam Bey, “Önümüzdeki kışa yönelik ciddi tedbirler almamız gerektiğini biliyoruz. Bunun çalışmalarını daha önce belirlemiştik. Suruç içerisinde en az 20 bin kapasiteli, ama 30 bine çıkartılabilen bir çadır merkezi çalışmaları başladı. Tahmini 45 gün içerisinde çadır merkezi faaliyete girmiş olacak. Çadır merkezinin tamamlanmasıyla insanların mağduriyeti minimuma inmiş olacak. Çünkü çadır merkezi içerisinde gerek eğitim alanları, spor olanları, TV odaları, WC, duş imkânları kısacası aklınıza gelecek tüm imkânlar düzenli bir şekilde sağlanmış olacak. Bunların sağlanmasıyla gelen insanlarımızın ihtiyaçları çok büyük oranda karşılaşmış olacak.” dedi.


Kaymakam Bey’in bize verdiği bilgilerden sonra köylülerin durumu görmek için köy yollarına düştük. Sınıra yakın köyler tamamen boşaltılırken sınıra biraz uzak olan köylerde gündelik hayatın devam ettiğine şahit olduk. Kobani sınırına 7-8 kilometre mesafede bulunan Yönlü (Mızar) köyünde yaşayan Ferruh Yüksel, her sabah şiddetli patlama sesleriyle uyandıklarını söyledi. Çocukların patlama seslerinden dolayı korkuyla uyandığını belirten Yüksel, çocuklarının psikolojilerinin bozulduğunu ifade ederek savaşın biran önce sona etmesini temenni etti. 


Köylerden sınıra yani Kobani tarafına doğru ilerledik. Sınıra yakın tepelerde insan yığılmaları göze çarpınca yanlarına gittik. Araç ve motosikletlerine binen sınıra yakın tepelere akın ediyor. Yanlarında getirdikleri dürbünlerle Kobani tarafını gözetliyorlar. 1.5 aydır çatışmaların devam ettiği Kobani'de sınır hattındaki binaların büyük bölümünün yıkıldığı veya büyük zarar gördüğü görüyoruz. Sınır yakın bir tepede oturarak Kobani’yi seyre dalan bir kişi, savaşın uzun süre devam etmesinin verdiği travmadan dolayı konuşmak istemiyor. Ancak mırıldanarak söylediği birçok söz içinde bulunduğu durumu gözler önüne serdi; “Evimiz yerle bir olmuş, şimdi ne yapacağız?” Aslında bu söz, evlerine geri dönme umutlarının yavaş yavaş tükendiğine de işaret ediyordu. 


Tam bu sırada Mürşitpınar Sınır Kapısı yakının şiddetli bir patlama sesi geldi. Çok geçmeden IŞİD'in Müşitpınar Sınır Kapısı bölgesine bombalı araçla saldırı düzenlediği öğrendik. Bu saldırıdan birkaç dakika sonra Kabani semalarında ABD öncülüğündeki koalisyon uçakları görüldü. Patlamanın yaşandığı bölgeye yakın bir yeri bombalı ABD uçakları. Büyük gürültüyle patlayan bombanın ardından siyah dumanlar göğe yükseldi. Tepedeki kalabalık ise bir film izler gibi seyre dalmaya devam ettiği etti. Bombardımanın ardından ise şiddetli sokak çatışmaları başladı. Çatışma gece boyunca da devam etti. 


Bu arada çatışmalar devam ettikçe Türkiye tarafında gelişmeleri takip eden insanların üzerinde de psikolojik etki bıraktığını gözlemledik. Kobani’de yaşanan çatışmaları izlemek için sınıra yakın bir bölgeye gelen bir grup, canlı yayın sırasında IŞİD için ‘El Devlet’ül İslam’ tabirini kullanan muhabirin üzerine yürümesi savaşın insanlar üzerinde bıraktığı olumsuz etkiyi de gözler önüne serdi. 


Aynı gece Kobani gönderilecek olan 80 kişilik gruptan oluşan Peşmergeler, kiraladıkları uçakla gece yarısı saat 01.00’de Şanlıurfa Gap Havaalanı’na inerek Türkiye topraklarına giriş yaptı. Peşmergeler, uçağın inmesiyle alanda hazır bekleyen 4 midibüsle askeri konvoy eşliğinde hava alanından alınarak Kobani yolu üzerinde bulunan Çukobirlik Tesislerine getirildiler. Bir gün sonra da araç ve silahları Suruç’a ulaştı. Peşmerge’nin Türkiye toprakları üzerinden Kobani’ye geçecek olması tarihi bir olay yorumlanıyor. Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) 100 civarında askeri ise Peşmerge güçlerinden önce Suruç’tan Suriye’ye geçerek Kobani’ye gitti. 


IŞİD ve YPG’nin top ve havan yağmuruna, ABD savaş uçaklarının bombardımanı maruz kalan Kobani’nin neredeyse yarısı tahrip olmuş durumda. Özellikle karanlık bastırdığında ise onlarca ambulans yaralı ve cansız beden taşıyor. Ateş ise maalesef sadece düştüğü yeri yakıyor. Bize de bu savaşın biran önce bitmesini temenni etmek düşüyor… 

 2 gece 3 gün kaldığımız Suruç’tan notlarımız böyleydi… Allah’a emanet olun…


YORUMLAR :::

  1. mert
    04 Kasım 2014 Salı Saat 16:05 CEVAPLA
    IŞİD terör örgütü destekçileri de terör örgütü mensubudur. Umarım anlaşılmıştır....

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

DİĞER YAZILARI :::

Hepsini Gör
# YAZI TARİH
1. Uganda: Kara kıtanın yeşil vadisi 06 Ekim 2020 Salı Saat 16:55
2. Emperyalizmin taşeronlarının ‘Kutlu Doğum’ hazımsızlığı 05 Mayıs 2017 Cuma Saat 17:39
3. Diyarbakır’da tarihi gün 18 Nisan 2016 Pazartesi Saat 16:53
4. Habibullah'ın Etrafında Kenetlenmeden Bu Ateş Sönmez 12 Nisan 2016 Salı Saat 18:11
5. Ey Dünya! Gencecik Cafer’e kıydılar 01 Şubat 2016 Pazartesi Saat 19:14
6. Herkes kendine yakışanı yapar 29 Ocak 2016 Cuma Saat 17:39
7. Şubat Şehadet Ayıdır 28 Ocak 2016 Perşembe Saat 18:07
8. Mardin ve işsizlik  12 Ocak 2016 Salı Saat 16:03
9. Sosyal sorumluluk ve gazeteciler  10 Ocak 2016 Pazar Saat 16:55
10. Hendekler ve Yıkımlar 18 Aralık 2015 Cuma Saat 11:23

YORUMLANANLAR :::

Türkiye'nin gündemindeki taksici Nusaybinli çıktı

İstanbul'da taksisinde unutulan 300 bin Euro'yo sa [...]

1 gün önce...

Tarihi cadde, sokak ve meydanlar sessizliğe büründü

Mardin'de yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücade [...]

1 gün önce...

STK Hareketi Mardin İl başkanlından İstanbul Sözleşmesi açıklaması

Sivil Toplum Hareketi (STK) Mardin İl başkanı Serd [...]

1 gün önce...

Vali Demirtaş, Nusaybin Baraj Yolunun asfaltlanacağı müjdesini verdi

Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan vekili [...]

1 gün önce...

Vali Demirtaş, Çevreyolu İçin Sahada İncelemelerde Bulundu

Mardin Valisi Mahmut Demirtaş, Kızıltepe ilçesinde [...]

1 gün önce...

MARDİNLİFE TV CANLI YAYIN


YAZARLAR :::

Bütün Yazarlar