Tanzanya İzlenimleri (1) Hakuna Matata ülkesi

Bayramda bir kez daha Zafer Allah'tandır deyip seferdeydik.

Afrika yolculuğumuzun bu bayram ki durağı Tanzanya'ydı.

Help Yetim Organizasyonun İnsani Yardım programı kapsamında Tanzanya’ya gerçekleştirdiğim seyahatte Kutsal bir görev için yola çıkmış kadar heyecanlaydım.

İstanbul Havalimanından THY'nin 9 saatlik direk uçuşu ile Zanzıbar üzerinden ülkenin 1996 yılına kadar ülkenin başkenti olan ancak şimdi resmi olarak başkent olmadığı halde fiilen başkent konumunda bulunan Darusselam şehrine vardık.

İnsan bizzat bazı duyguları yaşamadan, belirli şeyleri kendi gözleriyle görmeden tam anlamıyla anlayamıyor.

Afrika’daki Müslüman kardeşlerimizin durumu anlatılınca bize hikaye gibi geliyor.

İlk tepkimiz ise genelde "her yerde açlık ve yokluk var."

Çoğu zaman ekranlardan izlemekle yetiniyoruz. Yaşadığımız çevrede böyle bir duruma alışkın olmadığımız için empati de kuramıyoruz.

Ben de oradaki şartları birebir görmek; destek olmak, çam sakızı misali dostlardan topladığımız yardımları birinci elden dağıtmak, Hakkal yakın görmek ve anlamak için bir kez daha Afrika yollarındaydım.

Tanzanya'ya vardığımızda Güney Kutbunda olması hasebi ile kış mevsimi hakimdi. Gündüzler kısa, geceler ise uzundu. Yaşam standartları biraz daha iyi olsa da Afrika ülkelerindeki düzensizlik her yerde hakimdi.

Havalimanında elle doldurulan vize işlemleri için 50 dolar vermenin yanında 3 saate yakın bekletildikten sonra polis ve gümrük işlemleri ile ülkeye selametle giriş yapabildik.

Afrika genelinde olduğu gibi Tanzanya'da da karşılaştığımız ilk manzara insanlarının maddi durumları iyi olmamasına rağmen her zaman çok neşeli ve yüzlerinin gülüyor olmaları.

"Hakuna Matata" olarak da bir felsefeye dönüştürdükleri bu deyimi her yerde kullanıyorlar. Doğu Afrika'da hakim dil olan Swahili dilinde "sorun yok" anlamında kullanılan, slogan olarak da birçok tişört ve hediyelik eşyayı süsleyen, Hakuna Matata "Tanrılar Çıldırmış Olmalı" filminde de replik haline gelmişti.

Diğer Orta ve Doğu Afrika ülkelerine göre dinlerine ve geleneklerine daha bağlı olan bu ülkenin müslüman insanları da İslam’ı daha güzel yaşıyorlar. Özellikle Zanzıbar da her cadde başında karşılaştığımız mescitlerle kendimizi güvende hissettiğimiz bir yerdi.

Buradaki yaşantıya göre daha fazla Hamd etmek için daha fazla nedenimiz olmasına rağmen onlar bizden daha huzurlu ve mutlular.

 Düşünemeden de edemiyor insan yeni nesildeki mutsuzluğun sebebi ellerindeki bu nimetler ve zenginlikler mi acaba?

Gecenin ilerleyen saatlerinde indiğimiz Julius Nyerere Uluslararası Havaalimanında tekerlikleri kırık bir şekilde bagajlarımızı teslim aldıktan sonra imsak vakti ile abar topar ancak dışarı çıktık. 

Hint Okyanusuna kıyısı olması hasebi ile nem oranı yüksek olan ülkenin havasını teneffüs ederek bizim için ayırtılan butik otele geçtik.

Yollarda ilk gözlemlediğim İngilizlerin sömürgesi altında kalmasından kaynaklı araç direksiyonunun sağ da ve yolun sol şeritten devam etmesi.

Toyota, Ortadoğu ve diğer Afrika ülkelerinin genelinde olduğu gibi bu ülkede de hakimiyetini kurmuş. Şoförler burada özellikle şehir merkezinde sakin ve cezalardan dolayı maksimim 50 km'yi geçmiyorlar. Şehirlerarası yolda ise adeta bir canavara dönüşüyorlar.

Nezir Güneş

Mardin Gazeteci ve Yazarlar Derneği Kurucu Başkanı 2008-2014 Mardin STK Platformu Sekreteryası 2008-2022 Türkiye İnternet Medya Birliği Mardin Temsilcisi 2022 - Mardin Life Dergisi ve Gazetesi Gene

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle