Yazar ve Yazı!...

Yazar ve yazı ilişkisi zamanda yolculuk gibi, zamanın kendi mecrasında ilerlemesi gibi bir ilişkideki mistik havaya benzer. Yazı kendi mecrasında yaşadıkça, yazarı daha cesaretli yapar, yere düşürülmüş değerleri alıp insan ayarında yaşamayı hedefler. Hedefini belirleyen yazı yazarı peşinden sürükler, yazar yazının başına geçtiği an transa geçer, transta olan yazar üretkenliğinin farkında veya farkında olmadan üretkenliği ve değişimi izler.
Zaman akıcılığını bıraktığında ne olacaksa bir yazar içinde aynı şey geçerlidir, eğer yazar sürekli yazmazsa başına gelecekleri o bile tahmin edemez. Sürekli yazı ve yazıları için araştırma yapmak yazarın can simidi ve hayat kurtarıcısı! Beraber yaşadığı yazıları ve araştırmalarıdır. Çalıştırılmayan kasın erimesi gibi yazmayan, düşünmeyen yazar kasta olduğu gibi erir ve bir süre sonra yok olmanın eşiğinde şaşkın bir şekilde sonucu bekler.
Çünkü insanoğlunun özelliğidir ki güzel bir yer bulduğunda orayı terk etmek istemez ve yazar için en güzel yer, yazarın rahat edebileceği tek yeri yazdığı yazılarıdır.  Burada kendine bir dünya yaratmıştır, kelimelerden oluşan en değme elbise yapıp giymiştir, giysinin renkliliğini ise kelimelerdeki zenginlik ve realite sağlar.
Ortamı rahat nitelendirecek vicdanlı özgür değerlendirmeler yapılabilecek yorumlar olurlarsa! Bilirler ki kelimelerin özgürlük savaşımını vereneler, kendi canlarının rahatlığını her şeyin pahasına savunmazlar, her şeyin üstünde tutmazlar, çünkü bilirler ki zeki insanların rahatlarına düşkün oldukları söylenemez, zeki insanların rahatlığı az rastlanılan bir şeydir. Toplumsal değerleri korumak için kendi rahatlıklarından, geleceğe dair genel tasavvurlardan en rahat vazgeçen kesimdirler.
Yazılarını yazarken rahat ederler ama yazılardaki bütün hareketlilikleri hissederler ki buda korkunç bir zaman hız akıcılığı demek, korkunç yaşamın yaşayış birikimidir, buda yüreğe yük bindirir.  Yaşanılan hız ve gerçeklikten yazıya akışı yüreğinden geçirerek, yaşayarak akıttığı için; tekrar yaşandığı anlamına gelir ki acı ve sevinci kinci defa yaşarlar.
Yazarın olması gereken durumu ve ideal yazım savaşçısı bir başkasının propagandasına karşılık kendi yalın anlatımı ile yüreğini ortaya koyar, “yürek ile propaganda” çok farklı kulvarlardaki güçlerdir ve yürek çok yorulur ama yapılacak bir şey yok çünkü başka anlatımı bilmezler, vasatlığı yaşamazlar, söylediğini yüzeysel anlatarak inançsızlığı yaymaya alet olamazlar.
Bir çocuğun yaşama karşı çok ciddi davranmaya karar verdiğini düşündüğümüzde! Bir çocuk yaşamı ne kadar ciddiye alabilir ki? Ama coşkulu ve dolu dolu yaşamayı becerir. Bir yazarda otokrasiye ve uygunsuzluğa karşı ne kadar duyarsız ve vurdumduymaz davranabilir ki? Doğasına ters bir beklenti olur, çocuklarda olduğu gibi avam takımı gibi düşünmediklerinden farklı bir türün reflekslerini gösterir veya davranışını ortaya çıkarırlar.
Alınganlığa dayalı olmadık alışımlar alıp (paranoyak dersen alınırlar) çok ciddi geçinip yaşamı zindana çeviren ciddiyetin içine işleyip ciddiyetsizlik yaratırlar ki! Buda onların yüreklerini tercihen çarmıhlara germelerine sebep olur. Yaşanılmış olanı yazarken bir daha yaşayacağı için tercihen kendini acı çekmeye, kendini çarmıha gerdirmeye adamış olurlar.
Her kes bir şeyin peşinden koşabilir ama yazar yazıların peşinden koşmayı iyi becerir. Yazıya hâkimiyet sağlayacak beyinleri vardır, duygusallığa rehberlik yapacak yürekleri olduğu için, yazarın yaşama karşı sevgisi, yaşama karşı vazgeçilmezliği, yüreğinden yaşadığı için amansız savaşırlar, direnirler. Çünkü yazıyı oluştururken yüreklerini oluşturmuş oluyorlar, yazı yazmasalar yürekleri oluşmaz, yürek olmadan da yaşayamayacaklarını iyi bilirler. 
Yürek sevgiyi barındırdığında, yaşamın değerlerine katkı sunmaya çalıştıkça yıkıntılara karşı sütunlar diker ki dünya kendi üzerine yıkılıp altında ezilmesin, işte yazarın yazıları önce kendi için sonra insanlık için sütunlardır. Bu sütunlar insanlığa hizmet etmezse çöllere düşmüş rehbersiz bir canlıya dönüşür ki! “Kuraklık ve kaybolma” buda o canlının fazla yaşama şansı olmayacaktır. 
Yazar çıkarı için kalemini işleten veya şimdilerde moda olmuş vasıflandırmaları için çalışmazlar onun için yazar günümüz insanlarından değildir, ancak ve ancak bu dünyada yaşayan ama kesinlikle çocuklarla beraber farklı bir canlı türüdür. Faydası için insan satmazlar, çıkarı için babamı da satarım diyenlerden asla olmazlar, olması gerekenler için aralıksız çalışırlar, platonik olsun diye bir laf söyleyip bir kenara çekilmezler, buda kesinlikle sıra dışı sınırları zorladığını söylenebiliriz ve şimdiki genel görüntünün kaygılarını asla yaşamazlar, yani bir tek kendi çıkarını düşünmezler. Laf olsun diye yazanlar, genel görüntü için yazanlar veya eh işte için yazanlara ne mi diyorum onu siz söyleyin, kendi kriterlerimi yukarıda anlattım ve anlatmaya devam edeyim ama sizde bir şeyler söyleyin lütfen. 
Her kelimenin bir sahibi olduğunu düşündüğünde yazar eleğini çalıştırmayıp kelimeleri sahipsiz bıraktığında o kelimelerin kime gideceği ve nasıl kullanılacağı muammasına karşı sürekli kelimeleri toplamak ve geri bildirimle faydası dokunacaklara iletmek zorundadır. Bu iletkenlik yazarı geliştirir ve dayanma gücü onların en ayrıcalıklı özellikleri oluyor. 
Yani yazarın yaşaması için yazması, yazdıklarında yaşamı inşa etmesi, değişik galaksilerden alışımlar için kendini köprü yaparak getiren, esas dersi yazı ve seçmeli dersi yaşam olan, gelişime katkısı olan bilindik sınırlayıcı kuralları hiçe sayan, topluma zarar vermeyen, insani olmayan bilindik kuralları yaşamayan kuralsız canlılardır.

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle