Türk İslam Yazarı Ahmet Muhtar Büyükçınar edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Ahmet Muhtar Büyükçınar hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Ahmet Muhtar Büyükçınar hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Ahmet Muhtar Büyükçınar hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 1920

Doğum Yeri: Gaziantep

Ölüm Tarihi: 2013

Ölüm Yeri:

Ahmet Muhtar Büyükçınar kimdir?

"1920 yılında Gaziantep'te doğdu. Merhametsiz bir baba ile üvey ana elinde çok sıkıntılı bir çocukluk devri geçirdi. Altı yaşında dokuma atölyesinde çalışmaya başladı. Yedi yaşında evden kaçmaya başladı. Sığırtmaçlık, bağ bekçiliği, çerçicilik, kebapçılık, aşçılık, baklavacılık, marangozluk, Mersin'de deniz hamallığı ve Adana'da birkaç mevsim ırgatlık gibi işlerle uğraştı.

Bir taraftan derviş dedesiyle tekkelere giderken, dayısı da onu kaçak rakı imalatında ve esrar satıcısı olarak çalıştırıyordu.

On yedi yaşından sonra gönlünü dolduran Kur'ân aşkı ile her şeyi bırakıp Arapça öğrenmeye ve öğretmeye yöneldi. İslâmî ilimleri tahsil edebilmek için elinden gelen gayreti sarf edip, adını duyduğu bütün hoca efendilerden istifadeye girişti. Bir taraftan okuyor, diğer taraftan da devrin şartları gereği polis tarafından takip edildiğinden gizli gizli okutuyordu. Ancak bir keresinde yakalanıp hapsedildi ve hakkında dava açıldı. Bu sırada Nakşibendî tarikatına intisap etti. Türkiye'de daha fazla din eğitimi alma imânı bulamadığından kaçak olarak Halep'e ve Şam'a giderek, iki sene okudu. Bu sırada hayatını dokumacılık yaparak kazandı.

1945'te Türkiye'ye dönüp askerliğini yaptı.

Yirmi sekiz yaşında iken Gaziantep'te Şeyh Camii'ne imtihanla imam tayin olundu. Daha sonra dini ilimlerde daha da ilerlemek için, pasaport alarak Mısır'a gitti. On iki yıl Kahire'de el-Ezher Üniversitesi'nde okuyup Usulü'd-Din Fakültesi'ni bitirdi (1960). Kahire'de iken, Ezher hocalarının dışındaki âlimlerden ders aldı. Mısır'ın meşhur alimleri yanında o yıllarda orada yaşayan Şeyhü'l-Islâm Mustafa Sabri, Zahid Kevseri ve Yozgatlı İhsan efendilerden de istifade etti.

Ayrıca bir taraftan oradaki Türk ve Arap talebelere ders veriyor diğer taraftan Aynü'ş-Şems Üniversitesinde hocalık yapıyordu. Bu arada Ezher'de Yüksek lisansını tamamladı. Mısır'daki Islâmî uyanış hareketlerini takip etti, konferans ve seminerlere devam etti. İhvan' hareketi, Nâsır ihtilâli ve İngiliz bombardımanı sırasında, Kahire'de, hâdiselerin içinde yaşadı.

Tahsilini tamamladıktan sonra, Ezher'de hoca olarak kalması veya Arap ülkelerinden birine geniş imkânlarla tâyin olunması tekliflerini kabul etmeyerek, İslâmiyet'in elli yıldır zulüm ve baskı altında zayıflatıldığı ana yurduna hizmet etmek niyet ve kararı ile 1962 yılında Türkiye'ye döndü.

Kendisini tanıyan o yıllarda tanıyan Mahir İz Hoca'nın "Nihayet aradığım adamı buldum. Ezerde Okuyup gelmiş, ilmî tedrisat ve dinî hizmette tam arzu ettiğim metodu takip ediyor. Kendisiyle mühim işler yapacağız. Bu gün çok bahtiyarım!" şeklindeki cümleleri Ahmet Muhtar Büyükçınar Hoca'nın kişiliği ve ilmî hüviyeti hakkındaki en değerli tespittir.

Ezher'deki tahsili sırasında Türkiye'den evlenmişti ve üç çocuğu bulunuyordu. Ezher diploması o yıllarda kabul edilmediği için kendisine bir vazife verilmedi. İlk hocasına verdiği sözün gereği, her isteyene ders verdiği ve okuttuğu kimselerden ömür boyu para almamayı prensip edindiği için, ailesini, dokumacılık, baklavacılık ve konfeksiyon işi yaparak geçindirmeye çalıştı.

İsteyen talebelerine evinde, mektepte, kurslarda, camilerde ve mümkün olan her yerde ders verdi. İstanbul İmam Hatip Lisesi, İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü ile İlâhiyat Fakültesi talebelerine Arapça ve İslâmî ilimler okuttu, onlar için kurslar açtı.

Yalova Esenköy'de düzenlediği yaz kampları kamplarıyla pek çok talebe yetiştirdi. Talebelerini yetiştirmek üzere tercüme faaliyetlerine girişti. Onlarla birlikte "Divan İlmî Araştırmalar Müessesesini" kurdu.

1977'de, resmen vazife yapıp maaş aldığı ikinci yer olan "Diyanet İşler Haseki Eğitim Merkezi"ne tayin olundu. Burada dokuz sene Arapça, tefsir ve hadis hocalığı yaptıktan sonra yaş haddinden emekli oldu (1985).

Emekli olduktan sonra Yalova Esenköy'deki evinde, yine talebeleriyle ve yazmakta bulunduğu eserleriyle meşgul olarak, hayattaki tek gayesi olan dinine hizmet yolunda çalışmalarını sürdürdü. Pek çok baskı yapan bir çok kitap kaleme aldı. Esenköy Kanarya Camiinin yapımına öncülük etti.

5 Nisan 2013'ü 6 Nisan Cumartesi'ye Bağlayan gece saat 02'de Yalova Devlet Hastahanesinde Hakk'a yürüdü."

--reklam--

Ahmet Muhtar Büyükçınar Kitapları - Eserleri

  • Hayatım İbret Aynası
  • Mutluluk Yolları - Hayat Kitabı 1
  • Hayat Kitabı
  • İnanç Dünyamız
  • Hayatın İçindeki İslam 2
  • Mutlu Bir Aile Yuvası
  • Dinimiz ve Hayatımız

--reklam--

Ahmet Muhtar Büyükçınar Alıntıları - Sözleri

  • “Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş” (Mutlu Bir Aile Yuvası)
  • Nerede olursan ol, Allah'ı unutma. (Hayatım İbret Aynası)
  • “ En şerli yemek, sadece zenginlerin davet edilip fakir bulunmayan düğün yemeğidir.” Resulullah ( S.a.v) (Mutlu Bir Aile Yuvası)
  • Huyları güzelleştirmenin en etkin bir yolu da iman, ibadet ve maneviyattır. Yani gerçek anlamda Allah'a kulluktur. İbadet, huyların güzelleşmesini sağladığı gibi ruhu da sağlıklı kılar. Onu yüceltir ve güçlendirir. Çünkü ibadet, ruhun gıdasıdır. İbadet yapmayanların ruhları gıdasız kalır. Allah'ın yardımı olmadan hiçbir şey yapamayız. Allah (c.c.), ancak kendine kulluk ve ibadet edenlere yardım eder. “İbadetle bulanlar buldu Hakk'ı / İbadetsiz kimin var Hakk'ta hakkı?” (Hayat Kitabı)
  • Az uyumak, az konuşmak, az yemek İnsan iken insanı eyler melek. Çok uyumak, çok konuşmak, çok yemek, İnsan iken insanı eyler merkep (Hayatım İbret Aynası)
  • Aç insan uyuyamaz. Tok karnına da gece uykusu sağliklı ve dinlendirici olmaz. Öyle ise akşam yemeği, sadece rahat uyku uyumak içindir. Onun için de biraz yemek yeterlidir. Özellikle şu besinlerin her zaman bol bol yenilmesi çok yarar sağlar: Bunlar, meyveler, sebzeler, salatalar; özellikle limon, sarımsak, soğan, yeşilbiber, hele maydanoz, havuç... Bunlar şişmanlatmadan, vücudumuzu ve beyin sistemimizi besler. Bize güç verir. Zekâmızı, hafızamızı ve bütün duygularımızı kuvvetlendirir, cildimizi güzelleştirir. Daha iyi görmemizi, daima genç ve dinç kalmamızı sağlar. Cinsel gücü artırır. Bu besinlerin bol girdiği eve doktor girmez. (Hayat Kitabı)
  • لاَ تَحْزَنْ إِنَّ اللّهَ مَعَنَا La Tahzen ! İnnAllahe meana!” “ Üzülme, Allah bizimle beraberdir” (Mutlu Bir Aile Yuvası)
  • İnsan yatınca, hemen uyuyabilmesi ve uykunun sağlıklı olması için başını yastığa koyunca dünya ile yani madde ile bağlarını kesmeli, kafasından her şeyi atmalı, hafızasını boşaltmalı ve kendini uykuya bırakmalıdır. O zaman hemen uyur ve uykusu sağlıklı olur. Yatınca kafasından düşünce ve endişeleri atmazsa, uyku geciktiği gibi sağlıklı da olmaz. Yatarken biraz düşünmeliyiz: İşlerimiz ne kadar çok, ne kadar karışık olursa olsun, o anda ölsek ne yapabiliriz? Uyku da küçük ölüm olduğuna göre uyku saati gelince yatağa girip, ölüyormuşuz gibi hemen uykuya dalmalıyız ki, bütün problemlerimizi de uyanıkken ve sağlam kafa ile çözelim. Kafamızın sağlamlığı ve beynimizin sağlıkli çalışması, bir an önce uyuyup dinlenmemizle olabilir. Gerçi bizi uyutan, Allah'tır. Fakat hemen uyumamız, kafamızdan her şeyi çıkarıp atmamıza bağlıdır. (Hayat Kitabı)
  • 'Eğer, ilerde birgün 'keşke' demek istemiyorsan, 3 şeyi doğru seç; eşini, işini ve arkadaşını.' (Mutlu Bir Aile Yuvası)
  • ...bazen akıllıların yapamadığı işlerin yapılması için delillere de ihtiyaç vardır. (Hayatım İbret Aynası)
  • Beyni açıklarken, “Beyni dinlendirmenin bir yolu da beyni boşaltmaktır” demiştik. İşte bir şeyi kolayca ezberlememiz için de hafızamızı boşalttıktan sonra istediğimiz bir metni, bir yazıyı ve bir şiiri az zamanda ezberleriz. Ezberlediğimiz şeyin hafızamızda uzun süre kalması için de onu tekrarlamalıyız. Ezberlemek için en uygun vakit, sabahları ve dinlendikten sonradır. Aç karnına, yorgunken, aşın tokken, uykulu iken, sıkıntılı veya öfkeli iken, zihnimiz bir şeylerle meşgulken ve ağrıyan bir yerimiz varken ezberleme zorlaşır. Bunlar varken hafızamız çalışmaz. (Hayat Kitabı)
  • “GÖNÜL UMDUĞU YERE KÜSER” (Mutlu Bir Aile Yuvası)
  • İnsanlığın Dört Büyük Düşmanı Bunlar; bilgisizlik, dinsizlik, fakirlik ve hastalıktır. Din, bil giye dayandığına göre, fakirlik ve hastalığın sebebi de bilgisizlik olduğuna göre, insanlığın en büyük düşmanı yine bilgisizliktir. Öbür ikisi ile ilim ters orantılıdır. Bir memlekette ilim yayıldıkça hastalık azalır, fakirlik ve yoksulluk yok olur. İlim ve kültürde geri kalmış memleketlerde hastalık yayılır, fakirlik çoğalır. Yükselme ve kalkınma da ilimle orantılıdır. Bir millet, ilim ve kültürde ilerledikçe her bakımdan yükselir ve kalkınır. Hele günümüzde her şey bilgiye dayanır. Başarının bir anahtar da bilgidir. Bilgi, en büyük sermayedir. Bilinçli ve tecrübeli kimseler az sermaye ile büyük işler yapabilirler. Onlar, bilgisiz ve tecrübesiz sermaye sahipleri ile ortaklaşa çalışarak, parasız da olsalar büyük işlere katılabilirler. (Hayat Kitabı)
  • 5 Beyni yoran sebep ne olursa olsun, onu dinlendirme yöntemlerinden biri de, kafamızdan yorucu şeyleri çıkarıp beyni boşaltmaktır. Beynimizin yorulduğunu fark edince hemen duralım. Zihnimizdeki ve hatırımızdaki her şeyi hatta kendimizi bile unutmaya çalışalım. Kendimizi uyumuş hatta ölmüş bilelim. Beynimizi tamamen boşalttıktan sonra, gözümüz kapalı 10-15 dakika kadar hareketsiz duralım. Gözümüzü açtığımızda kendimizi ve beynimizi dinlenmiş buluruz. (Hayat Kitabı)
  • Boğulurken koca bir memleketin îmânı, Manevî cephemizin nerde fikir kahramanı ? (Hayatım İbret Aynası)
  • - Hocam! Adam bizi nasıl aldatır? Defalarca hacca gitmiş. Kabe'ye yüz sürmüş. Namazında niyazında. Buna güvenemezsek kime güveneceğiz? (Hayatım İbret Aynası)
  • "Her tehlikeyi göze almayan bir şey yapamaz" (Hayatım İbret Aynası)
  • Çağırılan yere erinme, çağırılmayan yere görünme. (Hayatım İbret Aynası)
  • İnsan, bir işi yapmak veya bir problemi çözmek yahut da bir şey icat etmek için çalışmaya başlarken, kafasından her şeyi çıkarmalı, üzerinde çalışacağı konunun dışındaki her şeyden ilişiğini kesmelidir. Zihnini ve zekâsını, konusuna ve çalıştığı şeye çevirmelidir. Bunu yapabildiği zaman zekâsı süper zekâya dönüşür. Başka zamanlarda düşünemediği, kavrayamadığı ve çaresiz kaldığı şeyleri hatırlamaya başlar; parlak fikirler, buluşlar ve incelikler aklına gelir. İcat yapan bütün ilim adamları, bu metodu uygulayarak icatlarını yaparlar. Bu hâl, yani bu metodu uygulamak önceleri zor da olsa, azimle başlayınca ve her gün bir şeyler ezberlemek için tekrar ettikçe kolaylaşır; sonra da güzel ve çok yararlı bir alışkanlık hâline gelir. (Hayat Kitabı)
  • Allah Kur'an'ı -papağanın konuşması gibi- anlamadan okunsun diye göndermemiş, anlaşılsın ve içindekiler uygulansın diye göndermiştir. (Hayatım İbret Aynası)