Doğum Tarihi: 1959
Doğum Yeri: İstanbul
Ahmet Tulgar kimdir?
1959 yılında doğdu. Sankt Georg Avusturya Lisesi'ni bitirdikten sonra Viyana Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi, Boğaziçi Üniversitesi'nde İngiliz Dili ve Edebiyatı okudu. 1987'de Sabah Dergi Grubu'nda başladığı gazeteciliğe çeşitli gazete, dergi ve TV kanallarında muhabir, yazar ve yönetici olarak devam etti. Çocuklar ve Canavarları yazarın ikinci romanıdır.
--reklam--
Ahmet Tulgar Kitapları - Eserleri
- Trajik Nüans
- Volkan'ın Romanı
- Arzunun Serbest Dolaşımı
- Bakmadığınız Bir Yer Kalmıştı
- Birbirimize
- Duygusal Anatomi
- Çocuklar ve Canavarları
- Bakışın Ritmi
- Mahallede Herkes Kahramandır
- Ben Onlardan Biriyim
- Diller, Çehreler, Barış
- Evsiz Ülke Hikayeleri
- Tam Yakalandığımız Yerden
- Ne Olmuş Yani?
- Henüz
--reklam--
Ahmet Tulgar Alıntıları - Sözleri
- "Bazı ölüler bize ne kadar yakındır. Ama bazı yaşayamakta olanlar bizim için ne kadar ölü...." (Bakışın Ritmi)
- "Toplum böyle bir şey işte, önümüze çıkıp, görüş açımızı kapatıyor. Arayışımızın, daha iyisini bulmamızın önüne geçiyor hep." (Arzunun Serbest Dolaşımı)
- "İnsan hayatında iktidara ve iktidar kavgasına gerek olmadığını düşünüyorum.Çünkü insan hayatı çok basit aslında .Bu iktidarlar ,bu iktidar kavgaları bu hayat için çok fazla." (Bakışın Ritmi)
- Çocuk yapmanızın tek nedeni yeni yaşam alanlarına ihtiyaç olmasıdır sizin. Hayat emperyalistlerisiniz siz hepiniz. (Çocuklar ve Canavarları)
- Portre;kadrajlar çerçeve içine alırken,bizi hikaye ile başbaşa bırakır. Her portre bir hikayedir. (Bakışın Ritmi)
- Dünyanın cisminde, ruhlarımızın yorgunluğunda, biz eskimiş bir zamanda yaşıyoruz. (Çocuklar ve Canavarları)
- Doğal olan da, bilinçli olan da şartların ürünü değil midir ama zaten? (Duygusal Anatomi)
- "Gülümseyişindeki farkın nedeni de buydu zaten.İdam ya da müebbet alanlar muhattaplarından teselli aramak , istemek yerine muhattaplarına teselli edercesine gülümserler. Her an veda ederlermiş, her an gideceklermiş ya da herkesten sonraya kalacaklarmış, herkes artlarında kalacakmış gibi. Buna, bunlara üzülmememizi hatırlatır, tembihler gibi. İyi olduklarını belirtir gibi. İyi olacaklarını. Öyle gülümsüyordu." (Duygusal Anatomi)
- O zaman daha çok hasret duyuyor, kendisini müzik sanmak gibi bir haddini bilmezliğe yol açacak kadar büyük bir hasret, müziğe, güzelliğe. (Arzunun Serbest Dolaşımı)
- Çirkinlikle yoksulluğu birbirine karıştırmamak gerekir. (Mahallede Herkes Kahramandır)
- Ben öyle iki tarafın birbirine ilk görüşte aşık olması gibi işlere inanmam. (Arzunun Serbest Dolaşımı)
- “Neşesi nereden her şeye rağmen,” diye düşünüyorum, “sokakta cihaz satan bu adamın”. Tahminde bulunuyorum. Neşesi, keyfi nereden bütün gün ayakta dikildiği bu noktasında caddenin? Hangi semtten neşesi? Hangi semtteki hangi evden? Hangi tencere kaynatan, dikiş diken kadından? Hangi sobanın dibinde ders çalışan çocuktan ya da çocuklardan? Onlar olmasa hayatında, bulur mu bu gücü, kuvveti bu adam? Böyle sevgiyle sahip çıkar mı durduğu o noktanın merkezi olduğu genişçe bir parçasına caddenin? (Ben Onlardan Biriyim)
- Yalnızlığın bu kadar dehşet verici bir şey olabileceğini bilemezdim. (Çocuklar ve Canavarları)
- Hobi tutkunun evcilleşmiş hâlidir.Arzu nesnesine ulaşmanın en pratik ,en zararsız , risksiz halini sunar hobi,edinene.Hobi para sahibinin çaresizliğinin dışavurumudur böyle bakıldığında. (Bakışın Ritmi)
- Onu acilen affetmeliydim. Acilen bir hikâye, bir roman yazmalıydım. Çünkü ben düşmanlarımı hep edebiyatta affettim. (Çocuklar ve Canavarları)
- "İnsan yürürken bir şeyi hatırlamak istediğinde adımları yavaşlar, unutmak istediğinde hızlanır." (Mahallede Herkes Kahramandır)
- Çünkü özgürlük tehlikeli bir şeydir. Bilirim. (Çocuklar ve Canavarları)
- "Bizim bedenlerimiz topoğrafyası ile ülkemizin topoğrafyası birbirini tekrarlar. Biz ayaktayken, sırtımız dağdır. Biz yatarken, sırtımız ova. Bak daha ayaktayız, yamacımdasın, güvenli bir yerde. Uyuma, etrafa bak." (Duygusal Anatomi)
- “Bir rüya görmeyi umduğum için bu kadar uyudum” (Çocuklar ve Canavarları)
- Tahıl unu öğütüldükçe değirmen taşının ağırlığı altında, insanlık da öğütülürmüş gibi şu döngüde, sevdanın, ayrışmanın, derdin değirmeninde, bütünün içinde tekil ama yine de yumuşamaya, harç olmaya, hercümerç olmaya meyilli, un gibi... (Trajik Nüans)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin