Doğum Tarihi: 1921
Doğum Yeri:
Ölüm Tarihi: 1993
Ölüm Yeri:
Bruno Nardini kimdir?
BRUNO NARDINI, 1921’de doğdu. 1993’te öldüğünde ardında zengin bir kültür mirası bırakmış, 1970’te kurduğu Nardini Yayınevi, özellikle sanat ve tarih-kültür araştırmaları alanındaki yayınlarıyla saygın bir yayınevi kimliği edinmişti. Yayıncı, yazar, denemeci ve şair olan Nardini, yazdığı birçok kitabın yanı sıra, birçok yapıtın editörlüğünü de üstlendi. Sanat yapıtlarının korunmasını ve onarılmasını konu alan yayınları teşvik etti, Floransa ve Roma gibi önemli kültür merkezlerindeki mimari yapılar üzerine monografilerin yazılmasını sağladı. Leonardo da Vinci’nin yazılarını Pensieri (Düşünceler), Animali fantastici (Fantastik Hayvanlar), Favole e leggende (Masallar ve Efsaneler), Indovinelli e scherzi (Bulmacalar ve Nükteler) gibi çeşitli başlıklar altında derleyip yayımladı, böylece bu yazıların geniş kitlelere ulaşmasında önemli bir rol üstlendi. Çocuklar İçin Leonardo da Vinci başlığını taşıyan biyografisi 15 dile çevrildi. Bruno Nardini, asıl ününü yazdığı iki olağanüstü yaşamöyküsüne borçludur: Michelangelo: Bir Dâhinin Yaşamöyküsü ve Leonardo da Vinci: Bir Ustanın Portresi. Birçok dile çevrilen bu iki yaşamöyküsü, yazarın sanatçı duyarlılığı ile titiz araştırmacılığının gerçek birer sentezi niteliğini taşır.
--reklam--
Bruno Nardini Kitapları - Eserleri
- Leonardo da Vinci
- Michelangelo
--reklam--
Bruno Nardini Alıntıları - Sözleri
- Mona Lisa, her geçen gün biraz daha La Giaconda'ya, otobiyigrafik bir portreye dönüşecektir. Ve o gülümseme, başkalarının henüz bilmediği şeyi "bilen" kişinin hüzünlü bilincidir. (Leonardo da Vinci)
- "Davud sapanıyla Ve ben yayımla" (Michelangelo)
- Gözbebeklerinde, değişken ışıkta bakıştaki ifadeyi vurgulamak için iki delik ve mağrur baş; düzgün, ama her damar ve kasın atmaya hazır olduğu bir duruş; hasmı karşısında saf ve güçlü insanın emin hâli: Davud bütün bu özellikleri ve daha fazlasını içerir. Aynı zamanda, bütün insanların ortak iç gerçekliğinin imgesidir, çünkü her birimizin içinde, her zaman, gizli bir Davud vardır, tıpkı her zaman, pusuya yatmış bir Golyat olduğu gibi. (Michelangelo)
- "Doğa deneyimde hiç var olamamış sonsuz nedenlerle doludur." (Leonardo da Vinci)
- Kurtuluş yalnızca inancımıza bağlıymış gibi inanmak ve kurtuluş yalnızca eylemlerimize bağlıymış gibi eylemde bulunmak zorundayız. (Michelangelo)
- Raffaello için resim kendini ifade etmenin mutlu bir yoluydu, oysa Michelangelo için, tam tersine, o ölçüde bir trajediydi. (Michelangelo)
- "Bu yapıt, bütün çağdaş ve klasik heykellerin -ister Yunan ister Latin olsun- ününü elinden aldı." Diye yazıyordu daha sonraları Vasari, "ve bu yapıtı gören kişi, bizim dönemimizde ya da başka dönemlerde herhengi bir sanatçı tarafından yapılmış başka bir heykeli görmese de olur," (Michelangelo)
- O eski aşk düşünceleri boş ve neşeli, Nedir şimdi, çifte ölüme yaklaşırken? Biliyorum biri kesin öteki her an ardımda. (Michelangelo)
- “Benim için kaygılanmayın. Ben herkesten farklı bir ressam olmak istiyorum ve bunun için başkalarının ihmal ettiği ya da göz ardı ettiği şeyleri incelemem gerekiyor. Ben, sonsuz olan nedenleri resme aktarabilmek için sonuçları değil, nedenleri bilmek zorundayım .” (Leonardo da Vinci)
- Leonardo için, gerek iki inançlı, gerek inançsız Perugino cahildi, çünkü net bir kavram yerine belli belirsiz bir hisse itibar ederek konuşuyorlardı. Her şeyden önce bilmek gerekiyordu; gerçek bilgi, deneyimin ürünü olduğu için, yalnızca yeryüzünü değil, bütün evreni araştırmak gerekiyordu: Demek ki, önce araştırma geliyordu, sonra inanç. (Leonardo da Vinci)
- Basitlik, gelişmişliğin son noktasıdır. (Leonardo da Vinci)
- Babam ve amcalarım sanatın aileye girmesini bir utanç saydıkları için, beni sık sık, üstelik adamakıllı döverlerdi. (Michelangelo)
- “İnanmadan önce bilmek gerekir. Ruhu sorgulamadan önce, bedenleri incelemek gerekir. Ve bedenlerin mimarisi sana olağanüstü geliyorsa “bir düşün: Böyle bir mimarinin içinde yaşayan ve gerçekten, ne olursa olsun , tanrısal bir şey olan ruhun yanında beden bir hiçtir,”” (Leonardo da Vinci)
- Çünkü cahil insanların dedikodu yapmak gibi bir huyu vardır. (Michelangelo)
- İçeri giriyoruz; bizden önce şaşkınlık içindeki milyonlarca seyirci başlarını kaldırıp her tür övgüden daha anlamlı bir sessizlik içinde o fresklere baktılar, bizden sonra da bakacaklar. (Michelangelo)
- İstediğini değil, içinden geleni yap. (Leonardo da Vinci)
- Michelangelo, mutlak bir yalnızlık içinde, kurumadan önce boyayabilmek için kireci metre metre yayıyordu. Aşağıdan bakarak perspektif kurallarına uyarak yapılmış figürlerin etkisini denetleyemiyor, bunları artık hiç inmediği iskelenin üzerinden zihninde canlandırmak zorunda kalıyordu. Bir yıl boyunca yemeğini yukarıda yiyip, yukarıda uyudu. Aldığı mektupları geriye eğilerek okumak zorunda kalıyordu çünkü artık başını dik tutamıyordu. Babasının ya da kardeşlerinin onu yeryüzüne, herkes gibi gündelik yaşamın sıradanlığına çağıran can sıkıcı iletileriydi bunlar. Hınç ve sevgi patlamalarıyla ama hep "yukarıdan" karşılık veriyordu. (Michelangelo)
- (Babasına) 'Benim için kaygılanmayın. Ben herkesten farklı bir ressam olmak istiyorum ve bunun için başkalarının ihmal ettiği şeyleri incelemem gerekiyor. Ben, sonsuz olan nedenleri resme aktarabilmek için, sonuçları değil, nedenleri bilmek zorundayım' (Leonardo da Vinci)
- Vasari de şunu belirtir: "Sanatının yaratıcı gücüyle birçok şeye başladı ve hiçbirini asla bitiremedi; çünkü eli, zihninde canlandırdığı şeylere sanatın kusursuzluğunu veremiyormuş gibi geliyordu ona" (Leonardo da Vinci)
- Michelangelo'nun yeğeni Leonardo, "sanatçının, sağlığı yerindeyken bizden birçok kez istediğini söylediği, ölümünden iki gün önce de belirttiği gibi, naaşının hemen Floransa'ya götürülmesini emretti." Ama yeğeni, Papa'nın San Pietro Bazilikası'nda bir yer sunduğunu öğrenince, Cosimo De Medici'nin beklentisini boşa çıkarmaktan da çekindiği için, talihsiz bir fikre kapıldı: Florasansalı elçiyle anlaşıp, naaşı gizlice alıp götürmek. Santi Apostoli Kilsesi'ndeki cenaze töreninden sonra, tabut bir yün balyasının içine gizlendi ve bir "ticari eşya" arabasına yüklendi. 11 Mart günü "tanrısal" Michelangelo'nun naaşı, öteki balyalarla birlikte Floransa gümrüğünde indiriliyor ve gece yarısı, kaçak bir mal gibi, şehre sokuluyordu (Michelangelo)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin