Tam / Gerçek Adı: Bryan Stanley Turner
Doğum Tarihi: 14 Ocak 1945
Doğum Yeri: Birmingham, Birleşik Krallık
Bryan S. Turner kimdir?
Bryan S. Turner, Birmingham'da doğdu. İlk ve Orta Öğretimini Birmingham'da aldı. Leeds Üniversitesinin Sosyoloji Bölümünde altı sene okuyarak dinsel mensubiyetle ilgili doktorasını tamamladı.
Bryan S. Turner, Birmingham’da doğdu. İlk ve Orta Öğretimini Birmingham’da aldı. Leeds Üniversitesinin Sosyoloji Bölümünde altı sene okuyarak dinsel mensubiyetle ilgili doktorasını tamamladı. 1970’den itibaren, Weber and Islam’ın yayımlanmasına kadar Aberdeen Üniversitesinde kalkınma ve din sosyolojisi konularında ders verdi. Essex Üniversitesinde de uzun yıllar ders veren Turner’ın, din sosyolojisi, İslam sosyolojisi, beden sosyolojisi, modernizm, postmodernizm ve feminizm konularında yayınlanmış bir çok eseri vardır.
--reklam--
Bryan S. Turner Kitapları - Eserleri
- Eşitlik
- Klasik Sosyoloji
- Statü
- Nietzsche'nin Dansı
- Çağdaş Toplum Kuramından Portreler
- Din ve Modern Toplum
- Max Weber ve İslam
- Oryantalizm Postmodernizm ve Globalizm
- Tıbbi Güç ve Toplumsal Bilgi
- Oryantalizm, Kapitalizm ve İslam
- Sosyoloji Sözlüğü
- Beden ve Toplum
- Toplum ve Kültür
- Marx ve Oryantalizmin Sonu
- Pierre Bourdieu’nün Mirası
--reklam--
Bryan S. Turner Alıntıları - Sözleri
- Nietzsche’ye göre, Kant’ın koşulsuz buyruğu Hristiyanlığın Königsbergli bir yorumundan başka bir şey değildi. (Nietzsche'nin Dansı)
- Devletin sosyal yardım harcamalarıyla özel sektörün kârlılık koşulları arasında, pek çok yazarın “meşruluk krizinin” kaynaklarından biri olduğuna inandığı (Habermas, 1976) genel bir çelişki vardır. Hükümetler hem “toplumsal yatırımlar” için büyük harcamalar yaparak seçmenlerin desteğini hem de düşük vergi, yüksek kazanç ve kamu harcamalarının kontrol edilmesini isteyen özel sanayinin desteğini aynı anda sürdüremez. Bu çelişki Keynesyen ekonomi politikalarının kaçınılmaz bir özelliği olsa da “küreselleşmenin” gelişmesiyle “kamu yükü” sorunu daha da ağırlaşmaktadır (Robertson, 1991). Artık herhangi bir hükümetin “kendi” ekonomisini bağımsız bir şekilde düzenlemesi mümkün değildir çünkü dünya ekonomik sisteminin gelişmesiyle birlikte ekonomilerin birbirine bağlı olması ve küresel şirketlerin ulusal ekonomilerin içine yayılması, “ekonomi politikasının” artık büyük ölçüde küresel ekonomik kurumlar ve süreçler tarafından belirlenmesi demektir. Ulusal hükümetlerin yerel seçmenlerin Keynesyen baskılarına (kişiye özel vergilendirme, daha fazla s0syal yardım harcamaları, emeklilik yaşının indirilmesi, vb.), paranın aniden değer kaybetmesine ve faiz oranlarının artmasına neden olacak enflasyon tehlikesini göze almadan karşılık vermesi zordur. (Toplum ve Kültür)
- Her şey her şeyi etkiler (Max Weber ve İslam)
- - " (...) Bir başkasına karşı güç kullanmak, onu eşya gibi görmektir, cansız nesne gibi görmektir, insan gibi değil..." (Sosyoloji Sözlüğü)
- - " (...) Liberalizmin meselesi, "meşrulaştırılamaz olanı meşrulaştırma" çabasıdır. Ahlâkî kelimesi, kötü bir şey gibi, aşağılayarak kullanılır..." (Sosyoloji Sözlüğü)
- Weber'in sosyolojisinin birtakım önemli etik endişeler tarafından biçimlendirildiği fikri, sosyoloji tarihi analizinde hoş karşılanan bir gelişmedir. Açıkça görülüyor ki Weber'in sosyolojisi, sekülerleşme, sanayileşme ve Weber'in terimleriyle rasyonalizasyon süreçlerinin, hayatın anlamı ve kutsalın önemine dair pek çok geleneksel varsayıma kafa tuttuğu bir postHıristiyan gerçekliğinin sorunlarıyla ilgilenmekteydi. Weber'in din sosyolojisi, bir yandan Durkheim'ın kutsal anlayışına yaptığı katkıdan pek çok açıdan önemli ölçüde farklılaşırken, post-Hıristiyan bir çerçevede dinin ilkel biçimleri sorununa yine de değinmiştir. Durkheim dinsel-sonrası bir düzende toplumsal dayanışmanın koşullan sorunuyla ilgilenirken, Weber büyüsünü yitirmiş bir dünyada anlam meselesi üzerine eğilmiştir. Hem Löwith hem de Hennis'in işaret ettiği gibi Weber, sekülerleşmenin eski inanç kesinliklerine kafa tuttuğu yabancılaşmış bir çevrede insanların halini anlamakla ilgileniyordu. Löwith'in fazlasıyla Heideggerci bir tema sunması, Weber'in sosyolojisine temel teşkil eden antropolojinin çarpıcı şekilde özgün bir yorumunu sunuyordu. (Klasik Sosyoloji)
- R. H. Tawney gibi toplum felsefecileri için itici gücün e§itlik sorunu kar§ısında duyulan ahlaki yükümlülük olmasına kar§ın, modem toplumbilimcilerin e§itliği ve hak gözetme duygumuzu açıklamayı önemli bir mesele saymamaları ilginçtir. Toplumbilimciler e§itsizliğin doğasını ele alırken, modern toplumlarda e§itlik ile e§itlikçi ideallerin nasıl ortaya çıktığını açıklamayı ba§aramamı§lardır genelde. (Eşitlik)
- Parsons’ın (özellikle sonraki çalışmalarında) yazma üslubu anlaşılması güç ve sıkıcı olmasıyla ün saldığı için, buradaki amacım okuyucunun metne erişimini de kolaylaştırmaktır. Parsons’ın en sert eleştirmenlerinden biri bir defasında Parsons’ın eserlerinin “açık anlam, kesinlik ve temel zarafetten yoksun çakma bilimsel argoyla dolu” olduğunu yazmıştı (Sorokin, 1996: 56). (Klasik Sosyoloji)
- Son yirmi yilda, kültürel dönüşümün önemli bir sonucu, pek çok sosyal bilimcinin, hukukun her şeyden önce ahlaki değil kültürel gücün bir ifadesi olduğunu hiç sorgulamadan kabul etmesidir. Bunun genel bir durum haline gelmesine göz yumulursa ahlaklılığın önemine zarar verir çünkü bu önemin dayandığı tarafsız adalet ilkesini yıpratır. Elbette, hukukun tarafsızlığının sorgulamasını gerektiren haklı nedenler olduğunu kabul edenler arasındayız. Özellikle, hukukun bir terör ortamı yaratmak için uygulandığı yerlerde, buna direnmenin vatandaşın ahlaki görevi olduğu ileri sürülebilir. Aynı zamanda, genelleştirilmiş kültürel göreliliğin, kişilerin yalnızca toplumsal konumları nedeniyle kurban sayıldıkları güçlü bir suçlama kültürü yaratma eğilimi de vardır. Hukukun, güçlünün çıkarları lehine çarpıtıldığı görüldüğü için adaletten bağımsız yardım dilemek olası değildir. (Toplum ve Kültür)
- Nietzsche gibi Weber de insanın tarihini, insanın yapıp ettiklerinde §iddet ile hıncın gerçek rolünü maskelemi§ me§rula§tırıcı ideolojilere neden olan, bitmez tükenmez grup içi-grup dı§ı çatı§masının kesintisiz gelgiti olarak görmü§tür. Din toplumbiliminde Weber dinsel görü§leri, topluluktaki ayrıcalıklı ve ayrıcalıksız toplumsal tabakaların ifadesi olarak değerlendirmi§tir. Ayrıcalıklı sınıflar bir kurtulu§ öğretisine nadiren gereksinme duyarken, ayrıcalıksız gruplar için din, hem yoksunluklarını telafi ediyordu hem de hınçlarına yüceltici bir ton katıyordu.9) M. Weber, Tlı e Sociology of Religion, Londra, Methuen, ı 966. (Eşitlik)
- Sosyologlar mağaranın ötesinden değil de en emin adımlarla, mağaranın içinden işe başlamayı hedefler. (Sosyoloji Sözlüğü)
- Bir güdü, aktörün kendisine veya gözlemciye, söz konusu davranış için yeterli bir zemin olarak görünen öznel bir anlam bütünüdür. (Max Weber ve İslam)
- “Tüketiciler yeni şeyler almaya, borçlanmaya ve yeni zevkler için eski zevkleri terk etmeye istekli olmasaydı, kapitalizmin genişleme yeteneği ciddi bir şekilde sınırlanırdı.” (Sosyoloji Sözlüğü)
- İnsanoğlu ontolojik olarak zayıftır ve doğal çevresi belirsizdir. (Beden ve Toplum)
- Oruç tutarak dindarlar arzunun hayvansal yaşamının sınırlarını aşabilirdi. (Beden ve Toplum)
- tüketiciler yeni şeyler almaya, borçlanmaya ve yeni zevkler için eski zevkleri terk etmeye istekli olmasaydı, kapitalizmin genişleme yeteneği ciddi bir şekilde sınırlanırdı. (Sosyoloji Sözlüğü)
- Çağda§ toplumbilimin toplumsal tabakala§manın çözümlenmesi konusundaki yakla§ımında hala Marx ve Weber'in etkisi hakimdir. Marx, sınıfı, insanların sermaye sahipliğiyle ve üretim araçlarıyla ili§kisine göre tanımlamı§tır. Kapitalizmde dolaysız üretime el koyma ve kapitalistin müdahalesi olmaksızın, kendi adiarına üretimde bulunamayan kol i§çilerinden olu§an bir toplumsal sınıfın yaratılması söz konusudur. Üretim araçlarının özel mülkiyeti, yatırımdan kar sağlamak için i§çileri sömüren kapitalist sınıfın elinde toplanır. Bu durumda kapitalizmin ayırt edici özelliği, emek gücünün bir meta haline gelmesidir1. (Eşitlik)
- Modern dünyada dinsel çileciliğin ruhu kafesten kaçmıştır (Max Weber ve İslam)
- Kıtlıklar tüketici hareketi ile çoğalırken çağdaşlaşma süreci toplumun yapısındaki riski artırmış, aynı zamanda riskin yapısını da değişirmiştir. Çağdaş bir ortamda risk çoğunlukla özel değil geneldir, hiyerarşik değil demoktratiktir, yerel değil küreseldir. Çağdaşlaşmayla birlikte çevresel riskler bütün kitleye yayılmıştır. Bu nedenle, refahın hiyerarşik olduğunu fakat çevre kirliliğinin demokratik olduğunu çünkü ozon tabakasının delinmesi, çevre kırlıliği ve besin arzının ve besin zincirinin kalitesinin azalması gibi tehlikelerle karşı karşıya olan bir toplumun bütün üyelerinin buna maruz kaldığını ileri sürmek mümkündür. Küreselleşme ile hastalık riski artık coğrafi ya da toplumsal alanlarla sınırlı değildir, bütün topluma dağılmıştır. AIDS, HIV, CJD ve deli dana hastalığı, risk toplumunun en mükemmel örneğidir. (Toplum ve Kültür)
- Karl Marx, toplumların tarihsel ve güncel olarak incelenmesinde emeğin koşullarının ve toplumsal ilişkilerinin kalkış noktası olduğunu öne sürmüştür. Marx'a göre, insan türüne dair en asli olgu ihtiyari olarak kolektif emekle meşgul olma kapasitemizdir. Ne yapacağımızı, nasıl yapacağımızı, diğerleriyle nasıl birlikte çalışacağımızı ve çabamızın ürününü nasıl dağıtacağımızı topluca planladığımız zaman türümüzün varlığı -bizi farklı olarak insan kılan şey- tam anlamıyla gerçekleşir. Kapitalist üretim tarzı içinde, insanlar bu öze köklü bir yabancılaşma yaşarlar. Emek kapasitemizi başkalarına satarız, özerkliğimizi azaltan kontrol sistemlerine tabi tutuluruz ve kapitalistler üretim maliyetlerini düşürmek ve insan girdisini mekanik bir üretim faktöründen az daha fazlasına indirgemek için hiç bitmeyen bir arayışla meşgul olduğundan ivmelenerek artan bir sömürüye maruz kalırız. Kapitalist toplumsal ilişkilerin yol açtığı fiziksel ruhsal hasarlar, Marx'a göre, işçilerin bir üretim biçimi olarak kapitalizmi kitle halinde alaşağı etmesine yol açacak onarılmaz bir sınıf çatışması yaratacaktı. Marx'ın kapitalizm eleştirisi güncel sosyolojideki en etkili bakış açılarından biri olmayı sürdürmektedir. (Sosyoloji Sözlüğü)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin