Carl Schmitt kimdir? Carl Schmitt kitapları ve sözleri
Alman hukuk profesörü ve siyaset kuramcısı Carl Schmitt hayatı araştırılıyor. Peki Carl Schmitt kimdir? Carl Schmitt aslen nerelidir? Carl Schmitt ne zaman, nerede doğdu? Carl Schmitt hayatta mı? İşte Carl Schmitt hayatı...
Alman hukuk profesörü ve siyaset kuramcısı Carl Schmitt edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Carl Schmitt hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Carl Schmitt hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Carl Schmitt hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Doğum Tarihi:
Doğum Yeri: 11 Temmuz 1888, Plettenberg, Almanya
Carl Schmitt kimdir?
Alman hukuk profesörü ve siyaset kuramcısı Carl Scmitt (1888-1985), küçük bir tüccarın oğlu olarak Plettenberg, Westphalia'da doğdu. Berlin, Münih ve Strazburg'ta siyaset bilim ve hukuk öğrenimi gördü, 1915'te mezun oldu. 1933'te Berlin Üniversitesi'nde profesör oldu ve aynı yıl Nazi Partisi'ne (NSDAP) girdi. İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar parti üyesi olarak kaldı. Görüşleri, aralarında Walter Benjamin, Jacques Derrida, Giorgio Agamben ve Chantal Mouffe gibi isimlerinde bulunduğu çok sayıda düşünür ve siyaset kuramcısının ilgisini çekmiş, hakkında geniş bir tartışma literatürü oluşmuştur. Siyasal Kavramı dışında Türkçeye çevrilmiş kitabı Siyasi İlahiyat, Egemenlik Kuramı Üzerine (Dost Kitabevi Yayınları, 2002).
Carl Schmitt Kitapları - Eserleri
- Siyasi İlahiyat
- Siyasal Kavramı
- Parlamenter Demokrasinin Krizi
- Kara ve Deniz
- Kanunilik ve Meşruiyet
- Partizan Teorisi
- Hukuki Düşüncenin Üç Türü
- Hamlet ya da Hekuba
- Roma Katolikliği ve Politik Form
- Tarih ve Siyaset Üzerine İki Deneme
Carl Schmitt Alıntıları - Sözleri
- Bir Weltanschauung noktasından bakıldığında bütün politik form ve imkânlar gerçek kıldıkları fikrin sırf vasıtası haline gelirler. (Roma Katolikliği ve Politik Form)
- Mutlakiyetçi prens ve onun "merkantalizm"i, modern ekonomik zihniyetin ve diktatörlükle anarşinin arasında belirsizlik noktasında yer alan bir siyasî durumun yolunu yapanlardır. (Roma Katolikliği ve Politik Form)
- Kuru gürültüden ibaret olmayan her emperyalizm kendi içinde birtakım zıtlıkları gizler; muhafazakarlık ve liberalizm, gelenek ve ilerleme - hatta militarizm ve pasifizm gibi. (Roma Katolikliği ve Politik Form)
- Hiçbir büyük sosyal zıtlık ekonomik olarak çözülemez. Müteşebbis işçilerine "ben sizi besliyorum" derse, işçiler ona "biz seni besliyoruz" karşılığını verir ve bu üretim ya da tüketim etrafında bir tartışma değildir, iktisadi bir şey değildir, aksine ahlâkî ya da hukuki inandırıcılığı olan farklı bir ifade tarzından meydana gelir. (Roma Katolikliği ve Politik Form)
- Shakespeare'in üç farklı Hamlet edisyonu mevcuttur: İlki 1603 Quarto'su, diğeri 1604-1605 Quarto'su ve sonuncusu da 1623 Folio baskısıdır. 1603 baskısında, Kraliçe'nin intikam planından haberdar olduğunu ve bunun üzerine ikinci kocasına karşı oğluyla ittifak ettiğini çıkarabileceğimiz bir sahne vardır. Sonradan ortaya çıkan tüm nüshalarda bu sahne eksiktir. Hepsinde oğulun intikamı garip biçimde kısıtlanmış bir intikam görevinin emriyle başlar. (Hamlet ya da Hekuba)
- "(...) dost-düşman ayrımı siyasal kavraşıyın özerk dinamiklerini gösteren bir dış politik özne değil, bizzat iç savaş dinamiklerine işaret eden, Niekisch'in benzetmesiyle, bir iç savaş teorisi, yeni bir düşman kavrayışıdır." (Siyasal Kavramı)
- Otto von Gierke, toplumun yalnızca aile içinde varlığını sürdüren bireylerden ve devletten ibaret olmadığını, yerel düzeydeki diğer örgütlenme biçimlerinin de devlet teorisi ve hukuk sisteminin kurulmasında dikkate alınması gerektiğini söylemektedir. (Siyasal Kavramı)
- Devletin tek görevi hukuku 'olu§turmak', yani menfaatlerin hukuki değerini tespit etmektir. (Siyasi İlahiyat)
- Günümüzün sorunu, rakibi neyin gerçek veya adil olduğu konusunda ikna etmek değil, hükmedebilmek için çoğunluğu elde etmektir. (Parlamenter Demokrasinin Krizi)
- Diktatörlük, rasyonalist ruhtan doğmuş askeri-bürokratik ve inzibati bir makinedir. Buna karşılık, kitlelerin devrimci şiddeti, sezgisel yaşamın bir ifadesidir; sıklıkla vahşi ve barbarca, ama asla sistematik biçimde gaddarca ve insanlık dışı olmayan bir ifadedir bu. (Parlamenter Demokrasinin Krizi)
- İnsan ancak oyunda insan olur. Oyunda kendine yabancılaşmanın pençesinden kurtulup kendi saygınlığını kazanır. Böyle bir felsefenin endazesiyle ölçüldüğünde, oyun kaçınılmaz olarak ciddi olandan üstün hale gelir. Hayat ciddi, oyunsa neşelidir, evet ama insan faliyetlerinin ciddi gerçekliği sonunda ancak “sefil bir gerçek”ten ibaret hale gelir ve ciddiyetin kendisi de her zaman “hayvaniliğe” dönüşmenin eşiğindedir. Oyunun otonom ve üstün alemi hem ciddiyetin hem de yaşamın karşısına koyulabilir. (Hamlet ya da Hekuba)
- Çünkü tüm insan yaşamı bir "mücadele" ve her insan "mücadelecidir". (Siyasal Kavramı)
- Amerikalı sermayedarlar ve Rus Bolşevikler kendilerini hep birlikte ekonomik zihniyet için verilen mücadelenin içinde bulur, yani siyasetçilere ve hukukçulara karşı mücadele içinde. (Roma Katolikliği ve Politik Form)
- “Yabancı” kavramını tanımayan ve insanlar arası eşitliği gerçekleştirmiş bir demokrasi şimdiye kadar var olmamıştır. Eğer insanlık demokrasisi ciddiye alınacak ve herkes, bir diğerinin siyasi eşiti haline getirilecek olsaydı bu, herkesin başka hiçbir şeye gerek duymadan salt doğumla veya yaşı sayesinde iştirak edeceği bir eşitlik olurdu. Böylece, eşitlik, siyasi eşitlik, ekonomik eşitlik vb. -kısacası belirli bir alandaki eşitlik- olarak sahip olduğu özgün anlamdan yoksun bırakıldığı için değerinden ve özünden mahrum kalırdı. Zira her alan, kendine özgü eşitlikleri ve eşitsizlikleri içerir. Her bireyin, insan olmasından kaynaklanan onurunun hiçe sayılması ne kadar büyük bir adaletsizlikse, farklı alanlara özgü karakteristiklerin anlaşılmaması da, korkunç bir kaosa ve bu yüzden daha da korkunç adaletsizliklere yol açan sorumsuzca bir aptallıktır. (Parlamenter Demokrasinin Krizi)
- Hiçbir arşiv, hiçbir müze, hiçbir kütüphane kendi sahiciliğiyle bir mitin varlığını önleyemez. (Hamlet ya da Hekuba)
- Hiçbir arşiv, hiçbir müze, hiçbir kütüphane kendi sahiciliğiyle bir mitin varlığını önleyemez. (Hamlet ya da Hekuba)
- J. Stuart Mili, demokrasi ile özgürlük arasında bir tezat olabileceğini ve azınlığın yok edilebileceğini ümitsiz bir endişeyle fark etti. Tek bir insanın bile düşüncesini ifade etme imkânından yoksun bırakılabileceğini düşünmek, bu pozitivisti tarifsiz bir huzursuzluğa sürükler, çünkü ona göre hakikate en yakın görüş, belki de bu kişininkidir. (Parlamenter Demokrasinin Krizi)
- İskenderiye Kütüphanesinin idarecisi Eratosthenes (MÖ 275-195) Ekvator'u doğru olarak hesapladı ve dünyanın küre şeklinde olduğunu ilmî olarak ispatladı. Kopernik'in öğretisi böyle müjdelenmişti. (Kara ve Deniz)
- Daha derin bir ilke olarak hukuk, son tahlilde, devleti kontrol altında tutar. (Siyasi İlahiyat)
- "İstisna hem tümeli, hem de kendisini açıklar. Ve eğer tümel hakkında doğru dürüst bir inceleme yapılmak istenirse, ihtiyaç duyulan tek §ey, gerçek bir istisnayı bulmaya çalışmaktır. İstisna, her şeyi tümelden çok daha açık bir şekilde ortaya koyar. Tümel hakkındaki sonu gelmeyen konu§malar uzadıkça bıkkınlık verir; istisnalar vardır. Eğer bunlar açıklanamıyorsa, tümel de açıklanamaz. Çoğunlukla bu güçlüğün farkına varılmaz, çünkü tümel tutkuyla değil, rahat biryüzeysellikle düşünülür. Buna karşılık, istisna, tümeli yoğun bir tutkuyla düşünür. " (Siyasi İlahiyat)