Doğum Tarihi: 1954
Doğum Yeri: İstanbul
Cüneyt Ayral kimdir?
Cüneyt Ayral, 13 Şubat 1954'te İstanbul'da doğdu. İlkokulu Şişli 19 Mayıs İlkokulu'nda bitirdi. Alman Lisesi'nde başladığı orta öğrenimini Ailesinin Ankara'ya göç etmesi nedeniyle Ankara Atatürk Lisesi'nde tamamladı. Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü - Sevk ve İdare Yüksek Okulu'ndan isans diploması alarak mezun oldu. Üniversite öğrenimi sırasında iş yaşamını tanıdı. Ankara Universal Kitapevi'nde tezgahtarlık, Vatan, Eba, Meba gibi gazete ve ajanslarda muhabirlik, Demokrat İzmir, Barış, Yeni Ulus Gazetelerinde köşe yazarlığı, TRT Türkiye'nin Sesi Radyosu'nda program prodüktörlüğü ve metin yazarlığı yaptı. 1982 yılında kendi şirketini kurarak kadın iç giyimi ticaretine başladı. Mesleği ve uzmanlık alanlarından olan iç giyim konusunda uluslararası markalar yarattı. Halen Paris'te yaşıyor.
--reklam--
Cüneyt Ayral Kitapları - Eserleri
- Benim Paris'im
- Gümüş Gölge
- El Çabukluğu Marifet
- Müjgan
- Kambur
- Konstantıniyye Notları
- Girsek mi, Girmesek mi?
- Mimiti Etitolayo.Sin
- Geçmişi, Anıları, Öyküleri İle Sütyen
- Paris Notları 2
- Zaman Bitti
- Mürekkep Kaat ve Sen
- Sizin İçin Pişirdiler
- Paris Notları
--reklam--
Cüneyt Ayral Alıntıları - Sözleri
- 1. yanağımda kızgın demirin dağlaması gibiydi dokunduğun iz kaldı, izin! (Kambur)
- İnsan zaman zaman çok ilkel soruların yanıtlarını bile sorun hâline getirebiliyor ve içinden çıkılması iyice zor düşüncelere dalabiliyordu. (Gümüş Gölge)
- Dünyanın pek çok ülkesine sıfır gümrükle mal satabilen Sri Lanka'da işçilik, bundan yirmi yıl önceki Çin'deki işçilik fiyatlarının bile altında, insanlar iş arıyor, fabrikalar ham madde arıyor... Tayland'ın en önemli eksikliklerinden birisinin İngilizce öğretmeni olduğunu biliyor musunuz? (Konstantıniyye Notları)
- Müjgan'a söylenenler... Aşk adına ne çok şey anlatmıştım ona... Sevmenin sonsuz ve sınırsız, koşulsuz vermek olduğunu, ne çok anlatmıştım oysa... Sonu böyle mi olmalıydı? (Müjgan)
- Bakışsız Seslerin Sözlerin Yönettiği Aşkın Yepyeni boyutundayım (Kambur)
- ... nedensizliğin nedenini bedeninde çözebilsem kıvrılmalarından sözcük üretsem seni sevdiğimi bin başka şekilde söyle/sem/yebilsem cevap ver/sen/mek (istesen) sonra sussak ve bize sunılanı dinlesek... (Kambur)
- Sana uzak, Sana sessiz! Göçmen kuşlar gibisin, Yol üstünde durduğun Durak gibiyim... Senin sevdanın da Mevsimi var! (Kambur)
- Bizim ülkemizde kadınlar erkekerkil düzenin baskısı altına girebilmek özgürlüğü için didinmiyorlar mı? Bizim ülkemizde eşcinsellerin dernekleri, eften püften nedenlerle kapatılmıyor mu? İşte o zaman, yeniden, özgür bir ülkede yaşamadığımı hissedip, korktum. (Konstantıniyye Notları)
- Sustukça Ses Bağırdı Sonbaharın yaprak hışırtıları bile Dinip kaldı Bu çığlığa. Mevsim mi değişiyor yoksa? (Kambur)
- 5. ezberlerini umuttuğun an! sesimi duydun mu! Çağırdığım. (Kambur)
- .... Barış dediler inandık, sustuk, VURULDUK! (Kambur)
- Moda adına yaptığı her şey olay olan Yves Saint Laurent, erkeklerin smokinini kadınlar için tasarlayarak ilk en önemli çıkışını gerçekleştirdi. İşte bu yüzden " Kadınlara pantolon giydiren adam" olarak anılmaya başladı. (Konstantıniyye Notları)
- Sana uzak Sana sessiz! Göçmen kuşlar gibisin, Yol üstünde durduğun Durak gibiyim... Senin sevdanın da Mevsimi var! (Kambur)
- Teknolojinin sunmakta olduklarının hepsinden yanayım, ama teknolojinin bizi esir almasına ve insani bağlarımızı törpülemesine karşıyım. Yemek yapmak, ikram etmek, paylaşmak, işte bu, insancıl davranışın en önde gelenidir. (El Çabukluğu Marifet)
- Bugün türbanını çeşitli biçimlerde bağlamakta olan insanlar, bundan on beş - yirmi yıl önce Müslüman mı değildiler, yoksa hiç sokağa çıkmadan mı yaşıyorlardı? Türbanı konu etmemin nedeni de zaten budur. Yani birden bire Müslüman olduğu aklına gelen bir kısım insandan söz ediyorum... Türban eğer, kadının fiziksel güzelliğini, fiziksel çekiciliğini en aza indirmek için kullanılmakta olan bir giyim biçimi ise, o zaman türbanlıların büyük bir bölümünü ayrıca sorgulamamız gerekiyor. O türbanları ile çok daha çekici; ilgi odağı olmayı becerebiliyorlar. Ne makyajlarından ödün veriyorlar ne de türban dışındaki giyim biçimlerinden... (Konstantıniyye Notları)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin