Doğum Tarihi: 1951
Doğum Yeri: İstanbul
Engin Ergönültaş kimdir?
1951 yılında İstanbul'da doğan Engin Ergönültaş'ın, henüz lise öğrencisiyken çizdiği bazı karikatürler dönemin meşhur Hayat dergisinde yayınlanmıştır. Çizer, istanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden 1981 yılında mezun olmuştur. Ancak profesyonel çizerlik kariyeri daha 1967 yılında başlamış ve bu dönemde Yalçın Çetin'in Stüdyo Çizgi adlı atölyesinde çizgifilm çalışmalarına katılmıştır.
Ergönültaş, 1972 yılından itibaren Mikrop'a geçinceye değin altı sene Gırgır ve 1976'dan sonra da Fırt dergilerinde performans sergilemiştir. Yine bu dönem içinde Milliyet Gazetesine karikatürler, Politika Gazetesine ise siyasi karikatür ile yarım sayfalık deneysel makale bantları hazırlamış ve Sanat Emeği adlı dergide de sanat içerikli makaleler kaleme almıştır. Mikrop dergisi kapanınca yeniden Gırgır ve Fırt'a dönen Ergönültaş, 1980'lerin başında, dört sene kalacağı yurtdışı macerasına atılmış ve 1985-1986 yıllarında döneminde Fransa'nın en popüler iki çizgiroman dergileri olan Metal Hurlant ve L'Echo des Savanes'a renkli çalışılmış kısa öyküler çizmiştir. Bu dergilerde çizgiromanları yayınlanan tek Türk çizeri olan Ergönültaş, 1989'daki satışından önce Fırt'da, ardından da Fırfır'da İşsiz Ali başlığını çizmiş aynı yıl Dıgıl'da Zalim Şevki'nin birkaç öyküsüyle yeniden gözükmüştür. 1990 yılından itibaren Behiç Pek'in de yönetiminde on yıl boyunca kendisine yardım ettiği Pişmiş Kelle mizah dergisinde uzun süre en unutulmaz çizgiroman kahramanı olan Zalim Şevki'nin yeni maceralarını çizmiştir. Ayrıca yine Pişmiş Kelle sayfalarında Oky (Oktay Gencer) için Terso öyküsünün senaryosunu yazmış, bu çizer dergiden ayrılınca macerayı kendi çizerek tamamlamış, yanı sıra Bülbülcan, İşşiz Ali başlıklarını çizmiştir. Ayrıca Kemal Aratan ile birlikte Kesin Bulamam başlıklı diğer bir çizgiromanın yanı sıra Pembe Düşler adlı seriyi hazırlamıştır. Ergönültaş, XX. yüzyılın son yıllarından itibaren, çizerliğiyle birlikte başlayan sinema sanatına yönelik ilgisine daha çok zaman ayırmaya başlamış ve sekizinci sanata senaryo ve yönetmenlik bazında hizmet vermiştir.
--reklam--
Engin Ergönültaş Kitapları - Eserleri
- Minare Gölgesi
--reklam--
Engin Ergönültaş Alıntıları - Sözleri
- Aşk bu, Tacını tahtını bırakan var.. (Minare Gölgesi)
- Birdenbire yok olmaktan da daha fazlası, hiç doğmamış olmak esas istediği şey. Doğmadan önce neredeyse, orada olmak. Hiç yaşamamış olmak, hatırasız, hiçbir şeysiz. Ne kendi tanıdığı ne onu tanıyan. (Minare Gölgesi)
- …rüyadan geriye kalan duygu, rüyadan sızıp odaya bulaştı. Eşyalara, duvarlara sindi, odayı kendi rengiyle boyadı. (Minare Gölgesi)
- Sanki şehir, bu unutulmuş, viran mahallede geçmiş zamanların kalıntılarını biriktirmeye çabalıyordu. Bu haliyle, kendi çürümüş cesedinin üzerinden hatıra bir parça alıp saklamaya çalışan bir ölüye benziyordu. (Minare Gölgesi)
- ".. Ama, herkes deli deli diye alay ediyor sokakta" dedi. "Bak işte o çok kötü birşey amca iyiki öyle bir oğlun yok. Deliyle alay eden...Esas öyle bir oğlu olan adamın kapı kapı dolaşıp derdine çare araması lazım.." (Minare Gölgesi)
- 'İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar...!' (Minare Gölgesi)
- …İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar… (Minare Gölgesi)
- "Ama, herkes deli deli diye alay ediyor sokakta" dedi. "Bak iste o cok kotu birsey amca iyiki oyle bir oglun yok. Deliyle alay eden... esas oyle bir oglu olan adamın kapi kapi dolasip derdine care aramasi lazim" (Minare Gölgesi)
- Onlar da unuttular.... Çocuklar ve ihtiyarlar kolay unutur. (Minare Gölgesi)
- "...ben aslında öldüm anne" dedi Abdulkadir. (Minare Gölgesi)
- Bir çaresizliğin, o derece çıplak bir şekilde sözlere dökülmüş olması mı içini bulandırmıştı? (Minare Gölgesi)
- Yaşadıkları meşakkatli hayatın izlerini taşıyan, o yıpranmış, zayıf, çelimsiz halleri dahi seyredenleri korkutmaya yetiyordu. Her şeyini kaybetmiş bir insanın ürkütücü gücünü kuşanmış gibiydiler. (Minare Gölgesi)
- "İçinde hâlâ eski zamanların kimi izleri vardı. Kıvrıla kıvrıla inen dar yokuşlar, çıkmazlar, çoğu harab, yanık yıkık ta olsa cumbalı kafesli tahta evler, türbeler, selviler, nakışlı mezar taşlarıyla küçük mezarlıklar, aynalı çeşmeler vardı. " (Minare Gölgesi)
- "Ben de artık çocuk değilim, benim de tansiyonum var..." (Minare Gölgesi)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin