Doğum Tarihi: 1 Nisan 1947
Doğum Yeri: Kangal, Sivas
Fuat Bozkurt kimdir?
--reklam--
Fuat Bozkurt Kitapları - Eserleri
- Türklerin Dini
- Manas Destanı
- Türk İçki Geleneği
- Türklerin Dili
- Aleviliğin Toplumsal Boyutları
- Çağdaşlaşma Sürecinde Alevîlik
- Türkçenin Gizemi
- Türkçenin ABC'si
- Türk İmgesi
- Buyruk
- Türkiye Türkçesi - Türkçe Öğretiminde Yeni Bir Yöntem
- Hakerenler
- Toplumsal Boyutlarıyla Alevilik
- Türk İçki Geleneği
--reklam--
Fuat Bozkurt Alıntıları - Sözleri
- Osmanlı Devletinde ise zaman zaman şiddetle yasaklanmasına karşın her dönemde içilir. (Türk İçki Geleneği)
- Kanuni Süleyman'la birlikte imparatorluk inişe geçmiştir. Dışta başarılar, fetihler ve zaferlerle Osmanlı İmparatorluğu en yüksek düzeye ulaşır, ama pek çok büyük devlette olduğu gibi gücünün doruklarındayken çöküşe geçer. Saray ve çevresindeki kapıkulu takımı gurur, böbürlenme ile zafer sarhoşluğu yaşar. Görkemli imparatorluğun başkenti safahat içindedir. (Türk İçki Geleneği)
- İskitlerin ilk yurtlarının Tanrı Dağları-Fergane-Kaşgar bölgesi olduğu sanılır. İÖ 7. yüzyılda buradan batıya göçerler. İÖ 3. yüzyıla değin Avrupa içlerinde adları anılır. İskitlerin soyu, günümüze tek tartışma konusudur. Bilginlerin büyük çoğunluğu İran kökenli oldukları görüşünde birleşirler. Eski Yunan kaynaklarında Skythos (İskit) ve İran kaynaklarında Sak adı ile geçen bu halk İran halkıdır. Bunların dili olan Sakca, Hint Avrupa dilleri ocağından Hint-İran koluna giren bir dildir. Bu dilin iki ağzı vardır. Hotanca ya da Hotan Sakacasının, Orta İran dillerinden olduğu çoktan beri bilinir. Bu dilin sözlüğü de yayınlanmıştır. (Türklerin Dili)
- Oğuzlar ilk kez 6-8. yüzyıllarda Şamanist göçebeler olarak tarihte gözükürler. 552 Yılında Göktürk imparatorluğunu kuran boylar arasında yer alırlar. Adları Orhun ve Yenisey yazıtlarında anılır. Yenisey Yazıtlarında "altı oğuz budum" biçiminde geçer. Bu dönemde Oğuzlar altı boy düzeni içinde Göktürklere bağlı yaşarlar. 744 Yılında Göktürkler, Uygurlarca yıkılınca Oğuzların bir bölümü Uygur egemenliğine girer. Bir bölümü ise batıya çekilir, Aral Gölü'nün kuzeyinde başlarına buyruk yaşarlar. Çin ve Göktürk kaynaklarına göre, Oğuzlar 7-8. yüzyıllarda kutsal Ötüken Dağı ve çevresinde otururlar. Efsanevi büyük ataları Oğuz Han'dır. Onun altı oğlu vardır. Türklerin doğu kolundan olurlar. Dillerinde s / z sesleri egemendir. Soydaşları Oğuzlar batı kollarını oluşturur. Onların dillerinde ise r /l sesleri egemendir. 10. yüzyılla birlikte büyük topluluklardan oluşan Oğuz boyları batıya göçe başlar. Kalabalık oymaklar İran, Azerbaycan, Küçük Asya'ya gelip yerleşir. Birtakım oymaklar ise bugünkü Türkmenistan'da kalır. 10. yüzyılın ikinci yarısında iyiden iyiye güçlenirler. Kıpçak bozkırlarında (o zamanlar Deşt-i Oğuzhan diye anılır) Büyük Oğuz Devletini kurarlar. Dede Korkut destanında adı geçen Karacık Dağı otağlarıdır. 11. yüzyılda İslamlığı seçerler. Bundan sonra göçebe Oğuz boyları yerleşmeye başlar. Oğuz yaşamı kentlileşme sürecine girmiştir. Sırderya kıyısında Yenikent'i kurarlar. Bir süre burası başkentleri olur. Devlete adanı veren Selçuk Bey, Oğuzların Üç-Ok kolunun Kınık boyundandır. Selçuk tüm yandaşları ve ağırlıkları, sürüleri ile Seyhun kıyısında Çent şehri çevresine yerleşmiştir. Burada Müslümanlığı seçmiştir. Kendine katılan yeni boylarla güçlenmiştir. (Türklerin Dili)
- Mani dininin kültürümüze en önemli etkisi, Türk halkına kentleşmeyi getirmesidir. 762 yılında kitaplıklarıyla, basımevleriyle, kanalizasyonlarıyla Türk yaşamında kentleşme başlamıştır. (Türklerin Dini)
- Kimi bilim insanları Sibirya adının Sabir adından geldiğini söylerler. Sibir adı ile ilk kez 13. yüzyılda karşılaşılır. Ad daha sonra Sibirya'ya dönüşecektir. Bu söz, önceleri Sabirlerin yaşadığı küçük bir alanın adıdır. Sonradan bütün Kuzey Asya'nın adı olmuştur. (Türklerin Dili)
- Şamanlara göre tüm dünya ruhlarla dolu. Dağlar, ırmaklar, göllerin tümü canlı nesneler. Kutsadıkları ırmaklar, göller salt yerel nesneler değil. Konuşan, duyan, evlenen, çoluk çocuk sahibi olan varlıklar. (Türklerin Dini)
- Dinsel düşünceler suya benzer. Ulaşılması kolay yere akar. (Türklerin Dini)
- Arap kaynaklarına göre eski Oğuzlar ve Moğollar sudan kaçarlar. Hiç yıkanmazlar. 10.yüzyılda İbn Fadlan " Hiç yıkanmazlar, hele kışın su ile hiç ilgileri olmaz." diye söz eder. (Türklerin Dini)
- Türkçede kurdun gerçek adı " börü"dür. Kökende kurt, kurtcukların adıdır. (Türklerin Dini)
- Harzemşahlar Devleti görünüşte Asya'nın en güçlü devleti olmasına karşın, içte çürük bir yapıya dayanıyordu. Yönetimde ve aile içindeki çekişmeler orduda düzen, disiplin bırakmamıştı. Komutanlar ve yöneticiler arasında çekememezlik alıp yürümüştü, imparatorluğu oluşturan çeşitli boylar arasında düşmanlıklar sarmıştı. Mezhep çatışmaları ülkeyi bölmüştü. Harzemşahlar yönetimine zorla girmiş olan birçok bey bağımsızlığını kazanmak için fırsat bekliyordu. Bu çelişkiler içindeki imparatorluk bir de Cengiz Han'ı karşısına aldı. 1219 yılında Cengiz'e karşı yaptığı savaşta yenildi. Böylece gerçekte Harzemşah Devletinin Harezm'deki yaşamı son buluyordu. Celâlettin Harzemşah Batı İran ve Irak'ı eline geçirdi. İran'a girmek isteyen Moğollara karşı başarılı savaşlar verdi. Ancak Anadolu Selçukların karşı giriştiği savaşta Erzincan'da ağır yenilgiye uğradı. Yaptığı sürekli savaşlar nedeniyle ordusu yorgun ve bitkindi. Yeniden Moğollar üzerine yürüyünce yanında kimseyi bulamadı. Yakın adamlarını yanına alıp kaçtı. Parasını almak isteyen biri kendisini öldürdü (1231). Harzemşah soyunun son hanı iyi bir komutan, yiğit bir asker olmasına karşın; kötü bir yöneticiydi. Bu yüzden askeri başarılarından yararlanamadı. Harzemşahlar döneminde Harezm'de bilim ve yazın alanında büyük etkinlikler oldu. Harezm illerinde düzenli medreseler, büyük kitaplıklar vardı. Sultanlar bilginleri, sanatçıları koruyorlardı. Saraylarda bilim toplantıları düzenliyorlardı. Bu dönemde Harezm'de Farsça yazan şair yetişti. Harezm'de devlet dili Türkçe idi. Yazın dili olarak da Türkçe önem kazanıyordu. Medreselerde Türkçe eğitim dili olarak kullanılıyordu. Zemahşeri, Mukaddemet-ül Edeb adlı yapıtında, dönemin Harezm Türkçesinden örnekler sunmaktadır. Harezm'de Türk dili üzerine kimi yapıtların yazıldığı sanılır. Büyük olasılıkla bu yapıtlar Moğol yayılması sırasında yok edilmiştir. (Türklerin Dili)
- Ünlü İslam düşünürü İbni Sina şarabı şöyle över: “Şarap, gerçekten ruhun gıdasıdr. Onun rengi ve rayihası gülün rengini ve rayihasını bastırır. Tad bakımından baba öğüdü gibidir, acı ama yararlıdır. Cahile göre şarap içmek, batıl, bilgin yanında haktır. Aklın fetvası ile alime helal olmuştur. Şeriat hükümlerinde ahmak, olanlar, için haram sayılmıştır. " (Türk İçki Geleneği)
- İnanç, bilince çizilen görüntüdür bir bakıma. Alışkanlıkların, doğumla başlayan yolculuğun ve doğum öncesi kalıntıların bir birikimidir. Kişioğlunun eskimiş bilgiye olan tutsaklığıdır. (Türklerin Dini)
- Birinci Mahmut'un ilginç başka zevkleri de vardır. Mahmut bütün cariyelerinin hamamda olduğu gün onlara yeni peştemallar dağıtır. Kendisi bir perdenin arkasından onları seyreder. Peştemalların dikiş yerlerine tutkalla yapıştırıldığı için, hamamın sıcağında tutkallar erir, peştemallar dağılır. Cariyeler çırılçıplak kalır. Bunu gören sultan kahkaha ile gülünce gizlice onları seyrettiği anlaşılır. Kimi cariyeler onunla birlikte güler, kimileri de çok öfkelenir. (Türk İçki Geleneği)
- Büyük Türk uluslarından biri olan Kazaklar, Türk toplulukları içinde "Kıpçak" koluna girerler. Bu kola giren uluslar çok geniş alana yayılmışlardır. Kıpçakça doğuda Altaylardan batıda Karadeniz'in kuzey kıyılarına değin uzanan geniş bir alanda konuşulur. Böyle geniş bir alana yayılmış olmasına karşın Kıpçak öbeği kendi içinde yakın bir birlik gösterir. Kıpçak kolundan olan Kazakça 50. kuzey enlem çizgisine değin uzanır. Orada Batı Sibirya Türk dillerine komşu olur. Güneyde ise Özbekçe ve Yeni Uygurca ile çevrilidir. Kazakçanın Kıpçakça içinde özgün bir yeri vardır. Kıpçakçanın en geniş alanda konuşulan koludur. Dinyeper'den başlayarak Volga'nın doğu kesimlerine değin geniş bozkırlar için 11. yüzyıldan 15. yüzyıla değin Arap ve Acem kaynakları Deşt-i Kıpçak adını kullanırlar. Türkçeye "Kıpçak Bozkırı" diye çevirebileceğimiz bu alan Kazak Türklerinin bilinen en eski yurtlarıdır. Günümüzde Kazakların toplu olarak yaşadıkları Bağımsız devletler topluluğuna bağlı Kazak Cumhuriyeti Aral Gölünden Hazar Denizi'ne değin uzanan bu Kıpçak Bozkırları üzerinde kurulmuştur. Başkenti Alma-Ata olup şimdilerde yüzü aşkın orta ve büyük yerleşim merkezine sahiptir. Zengin yeraltı kaynakları vardır. Bu kaynakların işletilmeye başlanması ile kurulan sanayileşme sonucu yakın geçmişte Kazak toplum yapısında önemli değişmeler olur. Kazakların büyük çoğunluğu yakın zamana değin tarihsel Türk göçebe yaşamını aralarında sürdürürler. Son yıllarda hayvancılığa dayanan eski Kazak yaşam biçimi yalnız çobanlar arasında sürer. Göçebelik ortadan kalkmaktadır. 2001 verilerine göre, dünyada on beş milyonu aşkın kişi Kazakça konuşur. Kazakistan Cumhuriyetinin nüfusu 2001 sayımına göre 16.731.303 dır. Bunun yedi milyonunu Kazaklar oluşturur. Ayrıca Rus Federasyonu ile Özbekistan'da bir milyonu aşkın, ve Türkmenistan, Kırgızistan. Tacikistan'da iki yüz bin dolayında Kazaklar vardır. Bunlar dışında Çin Halk Cumhuriyetinde bir milyonu aşkın Kazak yaşar. Bunların çoğu Sinkiang eyaletinin Özerk Kazak bölgesi ile Muri ve Barkol çevresinde toplanmıştır. Ayrıca az sayıda Kazak Afganistan, İran ve Türkiye'de bulunur. (Türklerin Dili)
- Atatürk'ün söyleşi sofrası bir öğreti, düşün tartışması şölenidir. Sofranın söyleşi aracı yavaş yavaş yudumlanan rakı kadehleridir. (Türk İçki Geleneği)
- Osmanlı Devletinde ise zaman zaman şiddetle yasaklanmasına karşın her dönemde içilir. (Türk İçki Geleneği)
- Kıpçaklar kökende büyük göçebe Türk boy birlikleridir. İÖ 6. yüzyılda Hunların buyruğunda yaşarlar. Sonraları ise Tukiyu göçebe devletinin egemenliğine girerler. İsa'dan sonraki ilk yüzyıllarda yurtlarından kalkarlar. Kazakistan'ın büyük bir bölümünü tutarlar. 1017'de Karahitay'ların baskısı ile batıya doğru göçerler. 10. yüzyılda Karadeniz kıyılarına ve Kafkasya'ya göçerler. Tiyenşan Dağlarından Tuna'ya değin büyük toprakları egemenliklerine alırlar. Deşt-i Kıpçak adı verilen bu alanda birçok boy birliği oluştururlar. Hayvancılıkla uğraşırlar. Bizans, Macar ve Bulgar devletleri ile sıkı ilişkiye girerler. Bu kaynaklarda Kuman Rus kaynaklarında Poloverstler adı ile anılırlar. 1051 'de Doğu Avrupa'ya gelirler. Karadeniz'in kuzeyini tutarak daha önce buralarda kalan Peçenek ve Oğuz boyları ile birleşirler. Rus ve Bizanslıların kışkırtmaları sonucunda Peçeneklerle savaşarak onları yenerler. Ardından Rus güçleri 1031 yılında Kumanları ağır bir yenilgiye uğratır. Bu yenilgi sonunda Kumanlar dağılır. Ancak Kumanların yerini doğudan gelen yeni Türk göç dalgası alır. Bu yeni dalga Kıpçaklardır. Artık Kıpçak adı altında birleşen bu Türk boyları Avrupa'da Kuman adı ile anılmaya devam ederler. 12. yüzyıldan bu yana Kuman ve Kıpçak adları aynı anlamda kullanılır. (Türklerin Dili)
- Sultan Dördüncü Mehmet iktidar süresi boyunca Köprülü ailesine yönetimi bırakarak zamanının tümünü avlanarak geçirir. Bu tutkuyu babasının kadın düşkünlüğüne benzeten halk arasında "Babası am delisiydi/ Oğlu da av delisi" tekerlemesi yayılır. (Türk İçki Geleneği)
- Atatürk'ün söyleşi sofrası bir öğreti, düşün tartışması şölenidir. Sofranın söyleşi aracı yavaş yavaş yudumlanan rakı kadehleridir. (Türk İçki Geleneği)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin