Doğum Tarihi: 1970
Doğum Yeri: Cevizli, Antalya
Hakan Özdemir kimdir?
1991’de Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. 1994’ten bu yana IBM (International Business Machines)’de çalışmakta ve Teknik Destek Hizmetleri Yöneticisi olarak görev yapmaktadır. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden 2012’de mezun oldu. Fatih Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Bölümü’nde yüksek lisans eğitimi aldı ve “Towards the Revolution of 1908: Assassination of Şemsi Paşa” isimli yüksek lisans tezi ile 2013 yılında mezun oldu. Aynı yıl Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Yakın Çağ Tarihi Bilim Dalı’nda doktora programına kabul edildi. Osmanlı coğrafyası başta olmak üzere kırk civarında ülkeye seyahat etmiş, tarihî ve kültürel mekanları yerinde inceleme fırsatı bulmuştur. Evli ve iki çocuk babasıdır.
--reklam--
Hakan Özdemir Kitapları - Eserleri
- Abdülhamid'i Deviren Kurşun
- Hukuk Dilindeki Değişmeler ve Gelişmeler
- 100 Soruda Hükümet Sistemleri
--reklam--
Hakan Özdemir Alıntıları - Sözleri
- Feroz Ahmad, Tanzimat Dönemi'ndeki Yeni Osmanlılar grubunun imparatorluğun yönetici sınıfından olduklarını hatırlatarak, tam tersine, "bir nesil sonra gelen Jön Türkler kendilerinde yönetimi becerebilecek yetkinlikte görmüyorlardı. Bundan dolayı asla yüksek mevkide görev almayı düşünmediler" diyecektir. Hatırlanmalıdır ki, Jön Türkler'in Abdülhamid yönetimine karşı kullandıkları en büyük eleştiri, "cahil ve beceriksiz insanların yönetimi ele geçirmiş oldukları" yönündeydi. (Abdülhamid'i Deviren Kurşun)
- "İstibdat devrilmişti. Devlet ve millete, vatana hayırhah olanlar pek büyük bir sabırsızlıkla şimdi yeni bir mucize bekliyorlardı. İnkilabı yapanlar birdenbire her çarkı bozuk koca bir devlet makinasının karşısında kalmışlardı, bu çarkların nasıl işlediğini bilmiyorlardı, bu işe alışık değillerdi, hüsnüniyetleri buna kafi görünmüyordu." (İrtem,Meşrutiyet Doğarken, s.207.) (Abdülhamid'i Deviren Kurşun)
- Doksanüç Harbi olarak bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus savaşında uğranılan hezimet, devletin hem siyasi hem de iktisadi olarak büyük bir krizle karşılaşmasına neden olacaktır. Henüz savaş devam ederken, ülkenin içinde bulunduğu nazik durum ve parlamentodaki olumsuz tartışmalar gerekçe gösterilerek 13 Şubat 1878'de Meclis dağıtılır; Anayasa askıya alınır. Abdülhamid, 20 Mayıs 1878'de Ali Suavi'nin başını çektiği ve V. Murad'ı tekrar padişah yapmak isteyen bir grubun Çırağan Vakası olarak adlandırılan darbe girişimine maruz kalır. Padişahlığının ilk yıllarında yaşadığı tüm bu olaylar, onun tahttan indirilme ve amcası ile ağabeyinin uğradığı muameleye tabi olma endişesine kapılmasına sebep olur. Bu durum ister istemez, birçoklarının "istibdat" olarak isimlendirdiği otokratik yönetim sistemini şekillendirecektir. Mithat Paşa ve Namık Kemal başta olmak üzere, Yeni Osmanlılar neredeyse tamamen tasfiye edilecekler; devletin yönetim erki Bâb-ı Âli den Yıldız Sarayı'na transfer olacaktır. (Abdülhamid'i Deviren Kurşun)
- Abdülhamid, dedesi II. Mahmud'la kıyaslandığında, O'nun gibi gücünü seküler olarak nitelenebilecek, mutlak hakimiyete dayalı hüküm ve örften almaya gayret etmez; bunun yerine İslâmi bir hukuk dayanağına başvurmayı önemserdi. (Abdülhamid'i Deviren Kurşun)
- Fransızca Jeunes Turcs tabiri Akşin'in tabiriyle "hasta adam olan Osmanlı Devleti'ni özgürlükçü yollardan kalkındırmak amacını güdenlere" deniyordu. Bu sıfat ilk kez Mustafa Fazıl Paşa'nın sürgündeyken Türkiye'deki muhalif hareketleri desteklemek amacıyla yayınladığı bildirilerde kullanılmıştır. (Abdülhamid'i Deviren Kurşun)
- Amcası Sultan Abdülaziz'in trajik bir şekilde darbeyle tahttan indirilip öldürülmesi, ardından ağabeyi V.Murat'ın 3 aylık padişahlık dönemi sonunda ruh sağlığını kaybederek Çırağan Sarayı'na kapatılışı Abdülhamid'i derinden etkileyerek, vehimli ve aşırı şüpheci bir ruh haline bürünmesine neden olur. Bu sebeple imparatorluğun bütün şehirlerindeki önemli ya da önemsiz tüm olayları yakından takip etmek için bir hafiye teşkilatı ve jurnal mekanizması oluşturmuştur. Bir göreve atanmak için "liyakat" ten çok "sadakat'"in önemsendiği, saraya yakın askerlerin daha çabuk terfi ettiği gibi hususlar Abdülhamit yönetimine karşı getirilen eleştiriler eleştirilerdendir. (Abdülhamid'i Deviren Kurşun)
- II. Abdülhamid'in, zorlu bir döneme rastlayan ve oldukça uzun süren iktidarı karşısında ciddi bir muhalif yapılanma oluşmuştu. Bu karşıtlığın, siyasi ve sosyal boyutuyla, entellektüel bir hareketten, askeri yöntemleri kullanan aksiyoner bir boyuta ulaşması özellikle 1906-1908 arasındaki dönemde mümkün olmuştur . Rejime karşı ilk ciddi ayaklanma girişimi olarak ifade edilebilecek Resneli Niyazi Bey'in beraberindeki asker ve sivillerle dağa çıkması olayı, muhaliflerin en etkin girişimidir. Rumeli bölgesinde çıkan irili ufaklı isyanlarda gösterdiği büyük başarı nedeniyle Sultan'ın güvenini kazanmış olan Şemsi Paşa, Niyazi Bey liderliğindeki çetenin ortadan kaldırılması ve bölgede bir süredir etkinliği göze çarpan gizli cemiyet yapılanmasının çökertilmesi ile görevlendirilir. O güne kadar üstlendiği tüm vazifeleri başarıyla yerine getirdiği için, bunda da muvaffak olacağı konusunda kimsenin şüphesi yoktur. Şemsi Paşa, beraberindeki silahlı Arnavut grup ve askerleriyle, önce ittihatçı yapılanmanın merkezi olan Selanik'e uğrar ve oradan da Manastır'a ulaşır. Burada yaptığı incelemeler ve görüşmelerin ardından Resne'ye doğru yola çıkmaya hazırlandığı esnada, gizli cemiyetin fedailerinden teğmen Atıf Bey tarafından telgrafhane kapısında öldürülür. Rumeli'deki en büyük askeri birliğin bulunduğu Manastır'da, padişahın en güvendiği komutanlardan bir orgeneralin bu şekilde öldürülmesi Abdülhamid'i uyguladığı politikalarda önemli bir değişikliğe gitmeye zorlayacaktır . Nitekim bu sayede, kısa bir süre sonra, anayasal bir meşrutiyetin ilanı suretiyle parlamenter idarenin yeniden başlaması mümkün olacaktır. (Abdülhamid'i Deviren Kurşun)
- Abdülhamid'in muhaliflere karşı uyguladığı temel yöntem, çeşitli kurumlarda görevler vererek onları "sistem içine çekmek" şeklindeydi, bu "mesleki sadâkat ve ubûdiyet" olarak da ifade edilmiştir. (Abdülhamid'i Deviren Kurşun)
- 1865-1889 döneminde etkin olan, Pan-Osmanizm olarak da ifade edilen meşruti monarşiyi savunan kuşak için "Yeni Osmanlılar"; 1889 sonrasındakiler için ise "Jön Türkler" şeklinde bir isimlendirme yaygın olarak kabul görmüştür. (Abdülhamid'i Deviren Kurşun)
- İttihad ve Terakki'nin Selanik'teki ilk Heyet-i Merkeziye üyelerinden Nicolae Constantin Batzaria Sultan'ın devrilmesi sürecini ve kahraman oluşturma projesini şöyle ifade eder: "Eğer Abdülhamid gerçek boyutuna göre hayli abartılmış Jön Türk varlığı karşısında paniklemek suretiyle bu kadar çabuk devrilmeseydi; isyan daha başlangıcında engellenmiş olurdu ve monarşi rejimi epeyce bir süre daha devam ederdi. Halbuki isyan başarıya ulaşmış ve halk bir devrim ve hürriyet kahramanı, kutsanacak bir idol istemişti. İşte Enver o aranan kahraman ve idol oldu. Niyazi de şöhrete kavuşmasına rağmen kısa süre sonra arka plana atılacaktır." (Abdülhamid'i Deviren Kurşun)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin