Doğum Tarihi: 1917
Doğum Yeri: Hurzuk
Ölüm Tarihi: 1996
Ölüm Yeri:
Halimat Bayramuk kimdir?
--reklam--
Halimat Bayramuk Kitapları - Eserleri
- İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç
- Kafkaslar Ağlıyor
--reklam--
Halimat Bayramuk Alıntıları - Sözleri
- Gökyüzünde ilk yıldızlar görünmeye başlamıştı, onun yıldızı ebediyen sönmüştü. (İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç)
- “Karaçay, Mingitav’ın eteklerinde kimseye zarar vermeden, kendi emeğiyle yaşayan bir halktır. Dürüstlüğüyle, güzelliğiyle, yiğitliğiyle ün kazanmıştır” sözlerini Lev Tolstoy söylemiştir. (Kafkaslar Ağlıyor)
- İnsan inanmak istediği şeye kolayca inanıverir. (Kafkaslar Ağlıyor)
- Kişinin yarınından emin olacağı bir gün gelecek midir, acaba?!… (Kafkaslar Ağlıyor)
- 2 Kasım 1943... Karaçay Türklerinin Ata Yurtlarından koparılıp sürgün edildiği sırasında 22 bin Karaçaylı bebek ve çocuk öldü. Eli silah tutan bütün Karaçaylı gençler başka bir ülkede, cephede savaşta iken yapıldı bu sürgün ve soykırım. Unutma! Unutturma! (Kafkaslar Ağlıyor)
- Her insanın bir yıldızı vardır, kimininki talihli kimininki de talihsiz. (İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç)
- Sevinç ile acı peşpeşe gelir. (İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç)
- Seninle benim aramdaki derin sevgi, bana yaşama gücü veriyor. (İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç)
- Aslında ben yaşamıyorum, gölgem yaşıyor. (İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç)
- “Koruyucusu olmayan küçük bir halkı topyekûn sürmek, zor olmasa gerek. Üstelik onun can damarı olan aydınları 1937 yılında yok edilmişse, erkeklerin tamamı cephede ise… Kadınları, çocukları, yaşlıları hayvan vagonlarına yüklemek hiç de zor değildir.” (Kafkaslar Ağlıyor)
- Okumuş ve bilgili insanlar, kumandanın baş düşmanıydı. (İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç)
- Karaçay halkının kara günü, 1943 yılı İki Kasım çarşamba günü sabaha karşı başladı… (Kafkaslar Ağlıyor)
- Bütün gücümüzü bir lokma ekmek arayışı için sarf ediyoruz. Niçin yaşamamız gerekli, onu düşünemiyoruz. Bizim idealimizi geri aldılar. Arzuladığımız işi bulamıyoruz. (İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç)
- Yıllarca birbirlerini sevdiler, ama birlikte çok az yaşadılar. (İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç)
- İnsan inanmak istediği şeye kolayca inanıverir. (İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç)
- Kuş kanatları gibi kaşların, güneş gibi ışık saçan gözlerin hâlâ yerli yerinde. O gün uzun örgülü saçların vardı, ya şimdi... (İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin