Yazar Hayrettin Orhanoğlu edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Hayrettin Orhanoğlu hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Hayrettin Orhanoğlu hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Hayrettin Orhanoğlu hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi:

Doğum Yeri: Antalya

Hayrettin Orhanoğlu kimdir?

Antalya’da doğdu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde Türkoloji eğitimi aldı. Taşra Edebiyat adlı dergiyi çıkardı. Tiyatro ve kısa filmle uğraştı. Dil psikolojisi ile şiir ve roman estetiği üzerine yurt içi ve dışında makaleleri yayımlandı. Çeşitli dergilerde şiir, öykü ve denemeleri yer aldı. Ümraniye ve Ömer Seyfettin hikâye ödüllerini kazandı.

--reklam--

Hayrettin Orhanoğlu Kitapları - Eserleri

  • Aşkın Aynaları
  • Adımı Aşk Verdi
  • Düş Gören Defter
  • Dullar Sokağı
  • Kalbi Teyelleyen Şair
  • Yolculuk Risalesi
  • Türk Romanında Değişme Ritüelleri
  • İmgeler Atlası
  • Mutsuzluk Komedyası
  • Sessizliğin Karanlığında Kemeraltı
  • Aşkın Yolcuları

--reklam--

Hayrettin Orhanoğlu Alıntıları - Sözleri

  • Bu kitap, Halit Ziya Uşaklıgil, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay gibi başat yazarlar aracılığıyla Türk romanındaki kahramanların duygu ve düşünce hayatındaki değişmeleri ele alırken bir yandan da toplumsal değişme ve dönüşmelere ayna tutar. Romanları düşünce hayatımızın bir yansıması dahası düşüncenin tarihi olarak kabul edersek bu değişmeler aynı zamanda hayatın da değişmelerini içerir. Kronolojik bir sıra ile Halit Ziya’dan Oğuz Atay’a kadarki roman sürecini anlama çabasını güden bu çalışma, ele alınan kimi periferik romanlarla neredeyse bir yüzyıla kadar geniş bir zamanı kapsamakta ve edebiyatla yakından ilgilenenler için bir başucu kitabı niteliği taşımaktadır. (Türk Romanında Değişme Ritüelleri)
  • Ruhun bahanelerle onarıldığına inanır (Mutsuzluk Komedyası)
  • Öyle bir yer düşünün ki günün ağarmasıyla birlikte yoğun bir kargaşanın adımlarını işitiyorsunuz ve sonra günün son hamlesiyle yerini sessizliğe terk ediyor. Bu da haklı olarak bu mekândaki iç içe geçmiş zıtlığa çekiyor. Çekmesi bir tarafa, hafif bir yokuş, sokağın sonuna kadar devam ederken bu iniş ve yokuş, hiç şüphesiz gece ve gündüze oradan da geçmiş ve geleceğe de sirayet ediyor. Gece, Kemeraltı’nın kendi geçmişine kapandığı ve adeta terk edilmiş bir şehir görünümü veren derin sessizliğine kapandığı bir zaman dilimidir. Ondaki karanlık, sessizlikle anılır. Aksine gündüzü de uğultulu bir kargaşa ile adlandırılabilir. Gecesi geçmişe; gündüzü ise geleceğe açık kapılar bırakan Kemeraltı’nın şimdisi hemen hemen hiç yok gibidir. (Sessizliğin Karanlığında Kemeraltı)
  • Çalışmada üç aşk mesnevisinden faydalanılmıştır. Bunlardan ilki, Fatih’in hocası Akşemseddin’in en küçük oğlu Hamdî’nin Türk edebiyatındaki ilk Yusuf u Züleyha metinlerinden birini oldukça başarılı ve kimi zaman da kendi hayatından izler de barındıran metnidir. İkinci metin en az Yusuf u Züleyha metinleri kadar telif ve tercüme sayısına sahip Leyla ve Mecnun mesnevisidir. Fuzulî’den seçtiğimiz metin, bu alandaki en güzel mesnevilerden biridir. Son metin ise bir iddia üzere kaleme aldığı iddia edilen Hüsn ü Aşk’tır. Son büyük şair ve mevlevî Şeyh Gâlip’e ait bu metin de özellikle Fuzulî’nin çalışmasından oldukça yararlanmakla beraber haklı bir ayrıcalığa sahip bir niteliğe sahiptir. Bir nevi mesnevi geleneğinin son perdesini kapatan Hüsn ü Aşk’ta diğerlerinden daha fazla ısrar etmemizin sebebi de bu niteliklerinden fazlasını barındırıyor oluşudur. Görülen o ki özellikle değişme ve dönüşmelerin tasnif ve tespitinde mesneviler, modern romandan daha açık verilere sahip. Bu çalışma daha sonra kitaplaştırılmasına rağmen, modern romana dair yaklaşımlarda önemli ipuçları verdi. (Aşkın Yolcuları)
  • Sarsılsın dağlar bu ruhun adlandırdığı gece Ey kalbim sen ayrılığı öğütlüyorsun Ayrılık mı kalır geride sen ölünce #hergunKudusicinbirsiir (Yolculuk Risalesi)
  • Garip olan şu ki insan gün geliyor herkesin yükünü omuzlayabileceği bir hayatın ağırlığına sebeplerle sonuçlar arasındaki dengeyle dayanmak zorunda hissediyor kendisini. Böyle sürükleniyor ırmakta. Hayrettin Orhanoğlu (Dullar Sokağı)
  • Çözdüm taralı saçlarını acının Çözdüm yaşamanın ağrısını Çözüldüm... (Mutsuzluk Komedyası)
  • Çağlamadan durmuyor bu bakış Ne yapsam dinlemiyor senden de utanmıyor Ellerim sessizliğe hiç alışmamış ondan Denizden biraz yosun biraz serinlik kokusu geliyor Sen olsan yalnızca hep sen olsan Bu karanlık beni fena korkutuyor Ah biraz soluk alsam kendimden Sonrasız bir akşama dalıp gitsem Sana bir kez daha sevgilim desem (Yolculuk Risalesi)
  • Adımı anarak daha derinlerde Kuyuların içinde yine kuyudur bulacağın (Mutsuzluk Komedyası)
  • Boşluk kadar aldatıcı değildir hiçbir bakış (Mutsuzluk Komedyası)
  • Yaşamanın hatırlamak olduğunu Unutacaksın! (Mutsuzluk Komedyası)
  • Nedir aceleniz? Nedir hâlâ çözemediğiniz? Kusur aramakla başlıyor her seferinde Öğütleriniz (Mutsuzluk Komedyası)
  • Uzaklığı kaç kez böldüm de kendime Bir ben kaldım kendimden geride (Mutsuzluk Komedyası)
  • /Çöl, saklanmak için bakar sessizliğe Ben çöl değilim ama bak yağmur yağıyor yüzüme Bu ırmak da susuz, güya denize dökülecek Ruhumun ilk adımı senin olduğun yerde Senin olduğun sensizlikte gökyüzü Çağır ey sevgili ben bir çölsem yine de Yalvarırım uzaklara çok uzaklara çağır ateşi Sen sende olanı al, al benden bu cehennemi Bırakma geride olana azapta bilenmeyi/ Boşluk Risalesi'nden (Yolculuk Risalesi)
  • Yüzüm alabildiğine gülüyordu ya. İçim, çoğalan ırmağa benziyordu ya. (Dullar Sokağı)
  • İlk kitaplarıyla hem şiire hem de şiirin ne’liğine dair tavırlarıyla dikkatleri çeken 1990’lı yılların şairlerini bir arada görebileceğiniz bu çalışmada aynı zamanda dönemin dikkat çeken poetik tavırları da gündeme getirilmekte. İsimler üzerinden o şairin temel imge evrenini, şiire bakışını, üslubuna dair önemli ayrıntıları yakından tanıyabileceksiniz. Mehmet Can Doğan, Şeref Bilsel, İbrahim Tenekeci, Ahmet Murat, Hüseyin Akın, Birhan Keskin, Ali Emre, Mehmet Aycı, Suavi Kemal Yazgıç, Orhan Tepebaş, Didem Madak, Bülent Ata, Süleyman Çobanoğlu, Bejan Matur, Cevdet Karal, A. Ali Ural, Ali Ayçil, Ömer Erdem, Mustafa Atiker, Fatma Şengil Süzer, Mehmet Akıncı, Baki Ayhan T., Hakan Arslanbenzer, Hakan Şarkdemir, Hayriye Ünal, Celal Fedai, Mustafa Muharrem, Osman Özbahçe, Ali K. Metin, Murat Üstübal (Kalbi Teyelleyen Şair)
  • Selma, bazı insanlar vardır, onlar inanmak istediklerini duymanın peşindedirler. Yoksa senin doğrularının değil... (Dullar Sokağı)
  • yalnızca bir gölge olmadan önce dolaşıp durdum hayatın ve ölümün gerisinde varamadım kendi yurduma yanlış adımlar attım kimsenin tarafını tutmadığım için ayna tuttum bile bile karanlığın ve aydınlığın yüzüne ne çok doğrular buldum ne çok yanlışlar gibi bir buluşma noktası bile değildi kelimeler ve sessizlik siyah ve beyaz hayat ve ölüm hatırlamak ve unutmak işte onların öyküleriydi anlattığım (Yolculuk Risalesi)
  • Dünyanın yaprakları dökülüyor. Savruk bir bedenin gölgesi olarak içimdeki bütün kelimeler bunlar. Daha fazlası yok. Herşeyin yalınkılıç üstüste geldiği bir zamansızlık içinde... (Yolculuk Risalesi)
  • Kimin acısı varsa dökülsün ortaya? Kim ne yahut nasıl olmak istiyorsa?.. (Dullar Sokağı)