Doğum Tarihi: 18 Şubat 1945
Doğum Yeri: Bor, Niğde
Hikmet Altınkaynak kimdir?
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi. İlk eleştiri yazısı 1972 yılında Yeni Ortam gazetesinde yayımlandı. Yazmayı aralıklarla sürdürdüğü Cumhuriyet gazetesinde de ilk yazısı 1975’te çıktı. 1980’li yıllardan başlayarak Milliyet ve Hürriyet Yayın Grupları’nda redaktör, yazar, yazıişleri müdürü, yayın danışmanı, genel yayın yönetmeni aşamalarında 17 yıl çalıştı. 10 dolayında derginin değişik sürelerde yazarı, yayın danışmanı, yazıişleri müdürü, yayın yönetmeni oldu. Sayısız kitabın editörlüğünü yaptı. Başta Cumhuriyet olmak üzere çeşitli gazete ve dergilerde yazıları basıldı, çok sayıda kitabı yayımlandı. Radyo ve televizyon programları yaptı. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Rektör Danışmanı, Öğretim Görevlisi olarak göreve başladı. 2004 sonrası da yalnızca öğretim görevlisi kimliğiyle “Çağdaş Türk Şiiri”, “Biyografi Yazımı” ve “Türk Dili” dersleri okuttu. Eleştirmen ve yazar olarak da çalışmalarını sürdürdü.
--reklam--
Hikmet Altınkaynak Kitapları - Eserleri
- Ünlüler De Çocuktu
- Edebiyatımızdan Portreler
- Türk Edebiyatında Yazarlar ve Şairler Sözlüğü
- Mustafa'dan Kemal'e
- 100 Temel Eser
- Korku ve Ümit Arasında Nasıl Yaşayabilirim
- Arkadaşım Bilgisayar
- Mustafa'dan Kemal'e - Büyük Matematikçi
- Atatürk Devrimleri'ne Yolculuk
- Ünlüler de Çocuktu 2
- Güneş Çoktan Doğdu
- Orhan Kemal'in Hikayeciliği
- Yunus Emre - Bizim Ünlüler
- Karacaoğlan - Bizim Ünlüler
- Dünyayı Paylaşan Yazarlar
- Nükte ve Fıkralarıyla Ahmet Rasim
- Şimdi Aldığımız Bir Haberi Veriyoruz
- Sis ve Kamyonlar
- Bilge Hırsız
- Açgözlü Değirmenci
- Penceredeki Kuklalar
- Yeni Binyılın Edebiyatçıları
- Çağdaş Türk Şiiri 1
- Oktay Akbal'a Mektuplar
--reklam--
Hikmet Altınkaynak Alıntıları - Sözleri
- Ahmet Rasim'in gazetedeki günlük fıkralarında, sık sık bakanlardan «Hasan Rami» adı geçiyormuş, ama bunu «H. Rami» olarak yazıyormuş. İkdam gazetesinin sahibi Ahmet Cevdet Bey bir gün sormuş: - Hazret, Hasan Rami'yi neden H. Rami olarak yazıyorsun? Ahmet Rasim, gülümseyerek şöyle demiş: - A efendim, on parası yokken iki yılda Karun kadar zengin olan kimseye de harami denilmezse, başka kime denilir? (Nükte ve Fıkralarıyla Ahmet Rasim)
- Yaşamımızın her dönemi önemlidir (Ünlüler De Çocuktu)
- Şiirin amacı bilgi vermek değildir, duygu, heyecan, lirizm aktarmaktır. Her şiirde anlam koşulu yoktur. Picasso’nun bir sözü bunu iyi vurguluyor: herkes sanatı anlamaya uğraşıyor. Acaba ne diye başka şeyleri, bir kuşun ötüşünü, Geceyi ne diye sevdiğimizi, çiçeklerin neden güzel olduğunu anlamak istemezler? İş bir sanat yapıtına gelince ille de anlamak istiyorlar? Neden? (Edebiyatımızdan Portreler)
- Ama çocukluğumuz, önem sıralamasında ilk sırada yer alır. (Ünlüler De Çocuktu)
- Her çocuk, evde anne- babadan ya da okulda öğretmeninden başlayarak,kendine örnek olacak kişiler aramaya başlar. (Ünlüler De Çocuktu)
- Bazen de tam tersi olur, o güzel yılları her fırsatta anar ve arar. (Ünlüler De Çocuktu)
- yazarı olup okuru olmayan bir toplumuz biz. Bir yazar için ne bunaltıcı bir durum değil mi? Hep şaşarım, böylesine okumayan bir kalabalığa, nasıl bunca yazar, hem de iyi yazar yetiştirebiliyoruz diye. (Edebiyatımızdan Portreler)
- Gördün işte üç gün hastalansak bize başkaları bakıyor (Mustafa'dan Kemal'e)
- "Yaşamımızın her dönemi önemlidir.Ama çocukluğumuz,önem sıralamasında birinciliği alır" (Ünlüler De Çocuktu)
- “Akıl Çağı” diye nitelenen çağımızda neredeyse her şey akıldışı. (Edebiyatımızdan Portreler)
- "... İşte gezip dolaşırken beni düşündüren noktalar bunlardır: 1) Öz - Niçin yazıyorum bu konuyu? Ne demek istiyorum? 2) Biçim - Nasıl söylemeliyim? Yukarıdaki öz ve biçim çözümlenmişse, hele bir de nasıl bağlıyacağım kafamda satırlaşıvermişse, değme keyfime. Bir kol cengi sırasına göre canımın o an çektiği İstanbul'un artık hangi lokanta, ya da meyhaneyse, atarım kapağı. Fazla içmem. Neşemi sürdürmek, daha iyi düşünmek için pek pek iki duble. Bu iki duble içilirken, konu kendi kendini yazar da yazar. Size bir örnek: BEREKETLİ TOPRAKLAR ÜZERİNDE'nin ilk yazılışında Adana'daydım. Kafamda bu öz ve biçimi tespit etmiştim de roman yazıyorum. Köse Hasan'ın ölüm sahnesine takılmıştım. O sırada tam Seyhan kıyısındayım. Kendi kendime mırıldanarak, Hasan'ın hemşerisine vasiyetini en iyi biçimde vermek için nasıl dedirtmeliyim diye, bir, beş, on, tekrarlar yapıyorum. Birden istediğim klişe düştü kafama, “- Kardaşlar, beraber tuz epmek yidik ola ki, benim size hakkım geçmiştir. Benim iflâhım kesik...” falan der ya? Oralara gelince bir an Köse Hasan sanki. Elimde kızım için satın aldığım saç tokası. Hemşerilerime bunu kızıma götürmelerini vasiyet ediyorum. Öyle dokundu ki, başladım ağlamağa. Çevremde insanlar. Görmelerinden de çekiniyorum. Açtım adımlarımı ama hemen kâğıtla kaleme sarılıp o pasajı notladım." Bir önceki paylaşımın anısı böyleymiş. Üstad'ın hatırasına saygıyla... (Orhan Kemal'in Hikayeciliği)
- Bunun bilincine de herkes yetişkin olunca varır. (Ünlüler De Çocuktu)
- Yaşam bir mucize, sanat bu mucizeye insanın bir yanıtıdır... (Edebiyatımızdan Portreler)
- Hayat, hayatı hayat yapan öğeler artık ciddiye alınmıyor. Bir hızlılık içinde günün kurtarılması söz konusu. (Edebiyatımızdan Portreler)
- “Akıl Çağı” diye nitelenen çağımızda neredeyse her şey akıl dışı. (Edebiyatımızdan Portreler)
- "Savaş,düşmanlık tohumlarını bütün dünyaya serpen bir kötülük rüzgarından başka bir şey değil" (Ünlüler De Çocuktu)
- Dürüstlük bile kendini yalanla savunur olmuştu. (Edebiyatımızdan Portreler)
- Sanat ve kültür yaşamımıza canlı ve aktif bir soluk katmak için boş romantizm ve kuru nostaji yerine akıllı, ama ödün vermeyen bir bakışa gereksindiğimizi düşünüyorum. (Edebiyatımızdan Portreler)
- Yerinde söylenmiş üç sözcük, olanaksızlıkları olumlu kılar. (Edebiyatımızdan Portreler)
- İçe dönük olmak bir yazarın karakteridir gibi geliyor bana. (Edebiyatımızdan Portreler)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin