Doğum Tarihi: 8 Mart 1970
Doğum Yeri: Gaziantep
Hüseyin Köse kimdir?
1970′te Gaziantep’te doğdu. 1993’te Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. Değişik dönemlerde Varlık, Sombahar, Yeni Biçem, Akatalpa, İnsan, Lacivert, Öteki-siz, Şiir Ülkesi, Şiiri Özlüyorum, Ücra, Har, Sincan İstasyonu, Yeniyazı, Karayazı, Bireylikler, Kurşun Kalem, Zalifre Yazıları, Mühür, vb. dergilerde şiirleri yayımlandı. 1995 ve 1998 yıllarında Varlık dergisince düzenlenen Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’nde şiir dalında iki kez mansiyona değer görüldü. Yine 1995’te Ali Rıza Ertan Şiir Ödülleri’nde mansiyon/başarı ödülü aldı. 1998’de Üzülmüş Evler Kraliçesi isimli dosyası ile Arkadaş Zekai Özger Şiir Ödülü’ne değer görüldü. İlk şiir kitabı Üzülmüş Evler Kraliçesi 2000’de Mayıs Yayınları’ndan çıktı. Mahvedici Melek isimli ikinci şiir dosyası ile 2003 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü’nü aldı. Kitap, 2007’de İlya Yayınları’nca yayımlandı. Üçüncü yapıtı Orada Olmayan Adam 2010’da Artshop Yayınları’ndan çıktı. Orada Olmayan Adam, sırasıyla 2010 Kuşadası Mavi Güvercin Şiir Ödülü ile 2010 Behzat Ay Yazın Ödülü’nü aldı. Unutma Mesafesi, şairin Yeniyazı Yayınları’ndan çıkan dördüncü şiir kitabı. Köse, Unutma Mesefesi ile 2012 Kıyı-Ruhi Türkyılmaz Şiir Ödülü’nü aldı. Halen Erzurum Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. İletişim ve medya alanlarında yayımlanmış çok sayıda akademik çalışması var.
--reklam--
Hüseyin Köse Kitapları - Eserleri
- Skolastik Fantazya
- Medya Mahrem
- Şovenist İnşa
- Taşlara Düğüm
- Şair ve Taifesi
- Ziyan Balkonu
- Medya ve Tüketim Sosyolojisi
- Orada Olmayan Adam
- Mahvedici Melek
- Medya ve Toplum İmgesi
- Bourdieu Medyaya Karşı
- Üzülmüş Evler Kraliçesi
- Medyatik Parodigma
- Unutma Mesafesi
- Alternatif Medya
- İletişim Sosyolojisi
- Mahvedici Melek
- İletişimin Issızlaşması
- Algılanan Taraftar Odaklılık ve İlişki Kalitesinin Taraftar Tüketim Davranışı Üzerine Etkisinin İncelenmesi
- Kara Perde
--reklam--
Hüseyin Köse Alıntıları - Sözleri
- ...Devrim artık gündelik hale gelmiş, gündelik olarak tasarlanır ve yaşanır olmuştur. Lefebvre'nin gündelik yaşamdaki devrimden kastettiği şey, bireyin kendi yaşamını bir yapıt olarak kurgulayıp yaşaması, başka bir deyişle gündelik yaşamsal deneyimin sürekli eleştirel tutumla zenginleştirilmesi... (Medya ve Tüketim Sosyolojisi)
- Sartori’ yi izleyerek söylersek, “televizyon, görüntüleri üretirken kavramları siler ve böylece soyutlama yeteceğimizi ve onunla beraber tüm anlama edimimizi azaltır.” (Medya ve Toplum İmgesi)
- Tüketim olgusu, artık değer yaratan seri üretim ve montaja dayalı kitlesel üretim eyleminin ayinsel pratiği olarak, özünde 2. Dünya savaşından sonraki yıllarda yaygınlaşan kültürel ve simgesel metalar ekonomisinin paranteze aldığı bir kitlesel davranış biçimini simgeler. (Medya ve Tüketim Sosyolojisi)
- Sen göğsünde neyi avutabilirsin? Vazgeçiş hıncının çocukluğunu mu? Neye yarar bir kış günü ay olsan, Bahçe kapısı yapsan değdiğin karanlığı? Alsa rüzgâr kalbini ve uzaklara götürse Yalnızlığısın hayatın adalar boyu (Ziyan Balkonu)
- Özgürlük, var olma sürecinin ilk adımıdır. Çünkü insan kendi özgürlüğüne mahkûmdur, zorunludur.(Sartre) (Skolastik Fantazya)
- “Hayat hızlandıkça anlam gecikir.” (Medya ve Toplum İmgesi)
- Adorno'nun da deyimiyle, her fırsatta engellenmiş bir bilince, Aydınlanma karşıtlığına ve kollektif uyumluluğa işaret eden kültür endüstrisinde kitleler her zaman ikinci konumda olup sadece "makinenin bir eklentisidir. Tüketici de, kültür endüstrisinin bizi inandırmak istediğinin tersine kral değildir; kültür endüstrisinin öznesi değil, nesnesidir." Kültür endüstrisinin tipik ürünü olan nesneleşmiş birey, sürekli bir varolma yanılsaması içinde yaşamını sürdürürken, aynı zamanda yaşamı tarihsel niteliğiyle duyumsama yoksunu birisi olarak "bugüne hâkim olan ruhun bir ânı"na tanıklık eder. (Medya ve Tüketim Sosyolojisi)
- Kişisel tarihimizin yaratıcısı olabildiğimiz ölçüde birey oluruz. (Skolastik Fantazya)
- Kendi saplantılı imgesine bunca düşkün olmasına rağmen, kendilik gerçeğine aynı ölçüde aç ve yabancı bir uygarlığın dolaysız çıktıları olduğumuza göre; şu halde, inşa etmek de, toplumsal gerçekliğimizin gösteri yoluyla imhası aynı zamanda. Dahası; yıkım, inşanın ta kendisi… (Şovenist İnşa)
- Sorular var yine soruların ardında. Kapıların ardında başka kapılar. (Mahvedici Melek)
- Nesneler sadece rahatımıza ve alışkanlıklarımıza müdahale etmekle kalmazlar, onlar aynı zamanda dünyanın ve bizlerin temsil biçimlerine kavuşmamızın da ayrıcalıklı bir aracını sunarlar bize. Nesneler, sadece duyumsal varlığımızın ve hareket organlarımızın bir uzantısı değildir. Onlar temel olarak ruhumuzun da bir uzantısıdır. (Medya ve Tüketim Sosyolojisi)
- Yeni sürülmüş tarlaların sükuneti yüzünde 'Öyle asılsız bir serenat iste' dedi; Dikkat et omuz boşluğundaki meleklere. (Mahvedici Melek)
- "Kitlesel hipnozdan önce dalgınlık vardı, psikiyatrdan önce Şaman, tamtamlardan önce ince uykuların çimeni, Aşil'den önce topuk ve dümdüz edilmiş vahalarından öte gayya kuyuları ruhun.../ Sonra herkes biraz azaldı, caddeler kalabalıklaşınca." (Şair ve Taifesi)
- "(...) Çünkü her şair sonsuz bakiyesi olan bir yaradan inmiştir yeryüzüne, bir babadan. Ağzında yaralar, yarım repliklerle heceleyerek tamamlar ikinci doğumunu, sonraki ömrünü..." (Şair ve Taifesi)
- Ezeli bir korkudur çocukluk. Ölümcül bir aranışın şerrinden kaçarken ve yetişemezken sesi soluğuna karşı tarafın, mavi bir bulutun ucunda salınan kaygısızlık. (Mahvedici Melek)
- İnsanların uzun süreler boyunca yan yanayken bile hiçbir ilişkisel çaba içinde olmamaları, kuşkusuz yabancılaşmanın ve ilgisizliğin şahikasıdır. (Medya ve Toplum İmgesi)
- Mağrur bakışlarımda müthiş yanlışlardan dönmenin imkansızlığı. Bazı ürkek sevmelerin kaçak hayaletiydi hayat Öğretmen ne vakit tahtaya kaldırsa,bildiğim Ne varsa her şeyi anlatıyordum o yüzden Oysa sadece sorulana yanıt verir çoğu kişi Ey yüksek kaldırımlarda alçacık tavanların teneke çığlığına asılı duran dünya! Ey eşi bulunmaz bir nakış gibi baktıkça genişleyen ağrı! Çetin geçirilen kıştım,gecikmiş baharların Sancıyan karnında... (Taşlara Düğüm)
- "Şiir gerçeklikler inşa etmez, daha ziyade belli bir amaçla yapılandırılmış anlamsal ve söylemsel çerçeveleri imha eder. Yine aynı nedenledir ki, Bataille'a göre "şiir, sadece onarıcı bir yıkımdır. Gururlu bir sersemliğin zamandan kopardığını çürüyen zamana (geri) verir” (Şair ve Taifesi)
- Ilkel topluluklarda, maddi artigin biriktirilmeyip tabana yayilmasinin saglanmasi, toplumsal baris ve dayanisma acisindan onemli bir toplumsal erdem oldugu gibi, bu topluluklari gunumuz catismaci kapital toplumlardan ayiran en onemli ozelliktir. Potlaca dayali ilkel ekonomilerde, kabile sefi basta olmak uzere, tum kabile uyelerinin bireysel sayginlik ve itibari, armagan verebilme gucunde yatmaktadir. Nitekim sef hediye veremez duruma gelirse sefligini de kaybeder. (Medya ve Tüketim Sosyolojisi)
- Birey olmak,herkes olmaktan kendini ayırt etmek,kendi hissi,düşüncesi , yapıp etmeleri ile yaşamak,var olmaktır. (Skolastik Fantazya)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin