Doğum Tarihi:
Doğum Yeri:
İsmail Bozkurt kimdir?
İsmail Bozkurt, Kıbrıs’ta etkin görevlerde bulunmuş bir politikacı ve devlet adamı. Lefkoşa, Geçitkale, Boğaziçi bölgesi Mücahit komutanlıkları, Türk Cemaat Meclisi ve Toplumcu Kurtuluş Partisi başkanlıkları, Kültür ve Turizm Bakanlığı geçmişteki bu görevlerden birkaçı. Ayrıca makale ve denemeleriyle kendini Kıbrıslı okurlara kabul ettirmiş bir yazar.
Türk okuru, daha önce Cem Yayınevi’nce yayımlanan Kızıl Meydan’da Bir Uçak (1987) adlı kitabıyla tanımıştı İsmail Bozkurt’u. Bu kez Yusufçuklar Oldu mu? adlı bir romanla çıkıyor Türk okurunun karşısına Bozkurt. Yine aynı yalın ve içten anlatımıyla.
--reklam--
İsmail Bozkurt Kitapları - Eserleri
- Yusufçuklar Oldu mu?
- Zirköy'den Mermertepe'ye
- Manzum Mensur Hikayeler
- Anadolu Türk Aşiretleri
- Beştulum'dan Zirköy'e
- Bir Gün Belki
- 2020 Hüzün Beyitleri
- Kızıl Meydan’da Bir Uçak
- Armutlu Tarla
- Bir Meme Kanseri Ve Kanser Savaşçıları
--reklam--
İsmail Bozkurt Alıntıları - Sözleri
- "Dünya ne tuhaf? Ne adaletsiz? Dünyaya kadın olarak gelmek ne büyük talihsizlik" diye içinden geçirdi Ayşe. "İnsan dünyaya erkek gelmeliymiş!" Duraksadı. "Ama dünyaya erkek gelirsen bu kez de savaşlarda yok olmak var!" (Yusufçuklar Oldu mu?)
- Uzun yıllardır bazen sinsice, üstü kapalı olarak, zaman zaman da açıktan yapılan yabancıları övme, kendimizi yerme ve aşağılama; Türk'ten başkasını büyük ve medenî, fakat Türk milletini küçük ve gayri medenî görme ve gösterme hastalığı son yıllarda açıkça "Türklüğü yok sayma", "Türk'ü hakir görme" ve hatta "Türk'e hakaret ve düşmanlık etme" cür'etkârlığına dönüşmüş; Türklüğü aşağılayıp olmadık iftira ve hakaretlerde bulunmayı, Türklüğü inkâr etmeyi kârlı ve itibarlı bir meslek haline getirmişlerdir. "Türk'üm" demek ırkçılık, kafatasçılık ve çağ dışılık, fakat başka bir millete mensubiyet ilericilik, çağdaşlık, hatta Müslümanlık olarak gösterilmeye çalışılmaktadır. (Armutlu Tarla)
- TMT içinde, yalnızca görülen, işitilen ve kendilerine emanet edilen şeyleri değil, hissedilenleri de açıklamak ihanetti. TMT üyeleri, bunun böyle olduğunu peşinen kabul ederdi. İhanetin cezası ölümdü. (Zirköy'den Mermertepe'ye)
- Bu toprağın üzerinde gezerken nereye nasıl bastığının da farkında olmak zorundasın. Bu toprağın altında yatanlar üstünde kalanlara daima vasiyette bulunmuşlar ve "Sadece bizim ölümümüz sizi kurtarır. Sizden sonrakilerin de toprakta rahat yaşayabilmeleri için sizin de gözünüzü kırpmadan ölüme gidebilmeniz gerekir." Demişlerdir. (Armutlu Tarla)
- Küheylan; sabrın, sükutun ve soyluluğun temsilcisidir. Onun için soylu kızlar küheylana benzetilirler. (Anadolu Türk Aşiretleri)
- “Arap kısrak bir küheylan doğurur, bir damla yaş çıkarır gözünden. Karatavuk bir yumurta yumurtlar, mahalleyi birbirine katar.” (Anadolu Türk Aşiretleri)
- Bu durumunu kimse ile konuşamıyordu da. Annesi bile yakın değildi kendisine. Bazı arkadaşlarının, anneleri ile sırdaş olduğunu duydukça delirecek gibi oluyordu. (Yusufçuklar Oldu mu?)
- TMT üyesi olanlara '' kurt'', en küçük nüve/hücre' ye ''çadır'' denildi; ''çadır''lar ''oba''ları, ''oba''lar ''otağ''ları, ''otağ''lar ''yayla''ları, ''yayla''lar ''başyayla''ları oluşturdu; ''başyayla''lar TMT'nin başı Bozkurt'a bağlandı. (Zirköy'den Mermertepe'ye)
- "Türk mü?" "İnsandır o anne, insan! Benim sevdiğim insan!" (Bir Gün Belki)
- “Ali’m haleye (halaya) çıkınca Havasını değiş abdal. Sığ vurmuş da yıkamamış, Beydağı yapılı Battal.” (Anadolu Türk Aşiretleri)
- Vay halimize biz çara çapıta sarılıp da insan diye ortaya çıkanlara ne kadar da aldanıyoruz? (Manzum Mensur Hikayeler)
- Türkmen ağaları, Avşar Beyleri, bunlar ailelerinden okulludurlar. Edebe, görgüye, ikrama, izzete, dair her şey aileden öğrenilen davranışlardır. (Anadolu Türk Aşiretleri)
- Dününü bilmeyenlerin gününden haberi mi olur sanıyorsunuz? (Armutlu Tarla)
- “Şöyle oğlunuz var mıydı? Erbişim (ibrişim) bürük bürünür, Şu Sarız’ın döleğende Al at, ne hodul görünür.” Bürük: Erkeklerin taktığı atkı. Hodul: kendini beğenmiş, kabadayı. (Anadolu Türk Aşiretleri)
- "Rum ya da Türk. Hıristiyan ya da Müslüman. Hepsi, insan değil mi? Türkler de insan değil mi?" (Bir Gün Belki)
- Ne kadar kaynatsan da, Katran olmuyor şeker. Gen ağır bastığından, Herkes cinsine çeker. (Armutlu Tarla)
- Ne derdin var, sorulmaz; Derman bulunmaz derde. Anlatılmaz insanlık, İnsan olmayan yerde (Manzum Mensur Hikayeler)
- Düğünde bayrak kaldırıp bayrak bağlı ağaç dalının en sivri ucuna bir güzel kırmızı elma saplanır. Bu elmaya, gelin kapıya yaklaşır iken, iyi atıcılar tarafından tabanca ile ateş edilir ve elma düşürülür. (Anadolu Türk Aşiretleri)
- Sevindir bir öksüzü, Sevinir gökler yerler. İstine• gerekirken, Mescide haram derler. •İstine: Sahibine (Armutlu Tarla)
- Bayrak dikilmeden önce oğlan evinin büyükleri, imam ve davul zurna ekibini de yanlarına alarak düğünden önce “yas alınacak” komşu varsa önce onlara giderler. Bu yas alınacak komşular, evinden yakın geçmişte cenaze çıkmış olanlardır. İmam bir dua okur.En yaşlılardan birisi de hane sahibinden düğün çalacaklarına dair bilgi verip izin ister. Usulen de davul zurna, yas almak için ağırdan bir “ Cezayir Havası” vurur ve teşekkür edip ayrılırlar. Bu merasim, köyde ve komşuda kaç tane böyle yaslı aile varsa hepsine aynen uygulanır. (Anadolu Türk Aşiretleri)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin