Doğum Tarihi: 9 Eylül 1940
Doğum Yeri:
John Dunn kimdir?
1940 doğumlu olup, Cambridge King’s College’da Siyaset Teorisi Profesörlüğü yapmaktadır. Dunn’un eserleri modern siyaset teorisini tarihsel bir perspektifle incelemeye odaklanır. The Cunning of Unreason, Rethinking Political Theory, Democracy: The Unfinished Journey başta olmak üzere birçok eser ve sayısız makale kaleme almıştır.
--reklam--
John Dunn Kitapları - Eserleri
- Locke
- Locke
- Halkın Özgürlüğü
--reklam--
John Dunn Alıntıları - Sözleri
- Dini törenler bir inancın yansıması değil uygulamasıdır. (Locke)
- Buna karşılık Sartori’nin ifade ettiği gibi günümüzde dahi birçok yazar liberalizmi ekonomik liberizm ile karıştırmaktadır. Bu liberalizme karşı büyük bir haksızlıktır. Birçok liberal düşünür gibi Locke’da bir laisses faire ekonomisi kuramcısı değildi. Bu düşünürlere göre liberalizm hukuk devleti ve anayasal devlet demekti. Üstelik özgürlük ekonomide serbest ticaret hele hele en güçlünün yaşayabilmesi demek olmayıp siyasal özgürlük demekti[10]. (Locke)
- Bir kelime olarak demokrasinin taşıdığı politik kuvvet, bir fikir olarak taşıdığı entelektüel kuvvetin garantisi olmaz. (Halkın Özgürlüğü)
- Her hak özgür eylemi kısıtlar. Özgürlük bile zorunlu başkalarının eylem özgürlüğünü ihlal eder. Ancak demokrasinin kendisi, irade üzerinde dolaysız bir baskıdır: Sizinle aynı toplumdaki yurttaşların çoğunluğunca yapılan tercihlerin kabul edilmesi, onlara riayet edilmesi ve hatta boyun eğilmesi talebi. (Halkın Özgürlüğü)
- Laissez Faire AçıklamaLaissez faire, sadece mülkiyet haklarını korumayı amaçlayan yeterli düzenlemelerin bulunduğu bir ekonomik ortamda özel taraflar arasındaki alım satım işlemlerinin müdahaleci hükümet kısıtlamaları, tarifeler ve sübvansiyonlardan arındırılmasını ifade eder. Laissez faire, "bırakınız yapsınlar" anlamına gelir. Vikipedi (Locke)
- Locke'un geliştirdiği politik görüşler baştan savma ve acemiceydi. (Locke)
- Yurttaşlık Yasası: Toplum içinde yaşadığımıza göre öteki insanlarla ilişkiler açısından suçluluk ve suçsuzluğun ölçüsü yurttaşlık yasasıdır. İnsanların eylemlerinin suç olup olmadığını saptamak üzere bunların karşılaştırıldığı bir başka yasa türüdür. Buradaki iyi ve kötü, yasaya uyup uymadığımıza göre yargıç kararıyla gelen iyi ya da kötüye haz ya da acıya ödül ve ceza denir. (Locke)
- Devlet katındaki en üst güç yasamadır. Yürütme ise sınırlı bir yetkidir. Bu iki güç aynı oranda birleşmemelidir. Yasama da üstün egemen güç olmasına karşın sınırsız ve keyfi değildir; sınırlarını özgürlükler, doğal haklar ve mülkiyetin dokunulmazlığı belirler. (Locke)
- Herkes kendi inançlarından sorumludur ve Ahiret Günü herkes eşit bir şekilde Tanrı'ya hesap verecektir. Ama bu arada, sivil düzeni koruma görevini yargıç üstlenecektir. (Locke)
- Ekonomiler daima yöneticilerin insafındadır. Kapitalist ekonominin işlemesine temel teşkil eden özel mülkiyet, politik iradeyle askıya alınmakta veya iptal edilmektedir. Sistemin işlemesine aracılık eden para, politik tedbirler yoluyla beslenmek zorundadır ve yöneticilerin yahut kamu görevlilerinin beceriksizliği veya sahtekârlığı sebebiyle tehlikeye girebildiği gibi tasfiye de edilebilir. (Halkın Özgürlüğü)
- Locke entelektüel yaşamının tümünü iki büyük soruya ayırmıştı: İnsanlar herhangi bir bilgiye nasıl ulaşabilirler? Ve yaşamak için neler yapmaları gereklidir? (Locke)
- Shaftesbury'nin sağ kolu olarak Locke, kendi ülkesindeki politik güçler ve kamu kuruluşlarıyla rekabete girmiş ve Machiavelli'nin değerlendirebileceği gibi politik erdemleri olan bir yaşam sürmüştü. (Locke)
- Filazof John locke ayakkabı tamircisinin anılarıyla uyanan bir prensi ve prensin anılarıyla uyanan bir ayakkabı tamircisini hayal eder... Prens uyandığında kendini ayakkabı tamircisi gibi hissetmeden haklıdır... Locke göre önemli olan bedensel süreklilik değil, psikolojik sürekliliktir. Eğer prensin anılarına sahipsen prenssindir. Ayakkabı tamircisinin Anılarına sahipsen, prens bedeninde olsan bile ayakkabı tamircisidir... (Locke)
- İktidara sahip olanlar önünde diz çökmeye alıştık fakat artık ayağa kalkmamız gerekiyor. (Halkın Özgürlüğü)
- Sonuçta, Locke’un formülasyonu Barry’nin ifade ettiği gibi “büyük ölçüde mülkiyetin birik(tiril)mesine ilişkin saf ahlaki teorilerin hareket noktası olmuştur. Çünkü bu formülasyon devlet gibi ayrıcalıklı kurumlar için mülkiyet hakları keşfeden kurallara bireyci karşı çıkışın da temelini oluşturur. Ancak bu anlayış çağdaş dünyada pek fazla uygulanabilirliğe sahip görünmeyebilir, çünkü Locke’un esas olarak hakkında konuştuğu şey –yani toprak/arazi- bireysel sahiplenme için çok uzun zamandır sözkonusu değildir. Yine de, mülkiyet başka biçimlerde her zaman yaratılmaktadır ve böyle durumlarda bir tür Lockeçu mantığın pekala bir yeri olabilir”[11]. 1] Alaeddin ŞENEL, Siyasal Düşünceler Tarihi, Sevinç Matbaası, Ankara 1982, s.444-45. [2] John LOCKE, Hoşgörü Üzerine Bir Mektup, Çev.Melih YÜRÜŞEN, Siyasal Kitabevi, Ankara 1995, s.7. [3] LOCKE, Two Treatises Of Government, s.184. [4] YAYLA, a.g.e., s.34. [5] AKIN, a.g.e., s.131. [6] George SABİNE, Siyasal Düşünceler Tarihi II, Çev. Alp Öktem, Türk Siyasi İlimler Derneği Yayını, Ankara 1969, s.214. [7] YAYLA, a.g.e., s.40. [8] AKIN, a.g.e., s.131-32. [9] RUSSELL,', a.g.e., s. 614-17. [10] Giovanni SARTORİ, Demokrasi Teorisine Geri Dönüş , Çev. Tunçer Karamustafaoğlu-Mehmet Turhan, Türk Demokrasi Vakfı Yayını, Ankara, 1993, s. 405. [11] Norman BARRY, Komünizm Sonrası Dönemde Klasik Liberalizm , Çev. Mustafa Erdoğan, LDT Yayınları, Ankara, 1997, s. 91. (Locke)
- Adalet fikri demokrasi fikri yan yana geldiklerinde çok tehlikeli bir bütün teşkil etmektedir. Uygulamada ise sürekli çatışma halindedirler. Her gerçek yönetim yapısı, kapitalist bir ekonominin pürüzsüz işlemesi için gerekli şartlardan oldukça farklı ve genellikle bu şartlarla son derece uyumsuz saiklerle karşılaşacaktır. Ancak demokrasi oldukça bariz bir biçimde, egemenlerine ve sözde onlarla eşit konumdaki seçmenlere, kendilerine iyilik yapma girişimiyle tercihlerini doğrudan ekonominin faaliyet koşullarına dahil etme hakkı ve kimi durumlarda bunu yapma fırsatı vermektedir. (Halkın Özgürlüğü)
- Nitekim bu kelime, kökeni bakımından bir meşruiyet temelini veya iyi niyetleriyle yahut soylu misyonlarıyla tanımlanan bir rejimi kastetmemekte; aksine belirgin bir yönetim biçimine tekabül etmektedir ve bir kelime olarak yaklaşık iki bin yıllık tarihi boyunca, ağırlıklı olarak bu terimi en çok kullanan kişilerce tanımlanan bu yönetme biçiminin, teorik açıdan son derece gayri meşru, pratik açıdansa tamamen talihsiz olduğu kanıtlanmıştır. (Halkın Özgürlüğü)
- Buradaki “kamunun iyiliği” unsuru sonraki liberal düşünürler tarafından şiddetle eleştirilmesine rağmen, klasik liberalizmin savunduğu iç ve dış güvenlik ile, yargı faaliyetlerini üstlenen “minimal devlet” veya “gece bekçisi devlet”in izleri oldukça belirgindir[17]. (Locke)
- Locke'un en önemli felsefi düşünceleri Descartes ve Gassendi'nin etkisi altında kalmış, Avrupa'daki deneyimleri ve dostluklarının sayesinde de İngiltere Adası'na sıkışıp kalmaktan kurtulmuştu. (Locke)
- "Çünkü insanlar kendilerinin köle olduğu iyi bir yönetim istemezler; özgür olmak ve yönetmek isterler." (Halkın Özgürlüğü)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin