Doğum Tarihi: 1953
Doğum Yeri: Urfa
Kemal Gündüzalp kimdir?
1953 yılında Urfa’da doğdu. İlk ve ortaokulu Ceylanpınar’da okudu. Ankara Bahçelievler Cumhuriyet Lisesi’ni, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi.
İlk şiiri 1971, ilk yazısı 1972, ilk öyküsü ise 1973 yılında yayımlandı. 1976-2018 yılları arasında yüz on dergide altı yüz elliyi aşkın şiir, öykü, eleştiri, deneme, inceleme ve kitap tanıtma yazısı yayımladı. Bazı şiirleri Farsça’ya çevrildi. On sekiz ortak kitapta yazı, şiir ve öyküleri yayımlandı.
--reklam--
Kemal Gündüzalp Kitapları - Eserleri
- İlkyaz Şakası
- Bir Rüyayı Nakışlamak
- Aşk Mavidir
- Öyküden Öyküye
- Düş Yorumcusu
- Saklı Sandık
- Sonbahar Şarkıları
- Tembel Hanımlar Çarşısı
- Ötekiler
- Eksik Sevinçler
- Quo Vadis Şiir?
- Son Bakışta Ayrılık
- Yangın Gülleri
--reklam--
Kemal Gündüzalp Alıntıları - Sözleri
- Yitirilmiş bir yaşamın gün ışığıdır Hiç sabahları olmamış bir kentte, Yoksa nasıl görülür hep aynı düş? Özlemi geçmiş eski bir baba kucağıdır. (Düş Yorumcusu)
- "Yaşam hep olduğu gibi kendi bildiğini dayatıyor." (Ötekiler)
- "Sabahları günaydınlarla esenleştiğim bir manavın gözleriydi sanki Oysa hep gül kokulu bahçıvanlardı yüreğimi kuşluklarda sulayan... Gözlerine ansızın baktıkça kaçırırdı bakışlarını o kız uçup giderken Bitmiş bir masaldı anlattığım, yenik bir savaşçının korkularında... Beni anımsa! Sitem etmeden uzaklardan yol gözleyen bir aşk mı? Unutulur sandığım her şey ertelenmiş yaşamalarda saklı kalsın..." (Sonbahar Şarkıları)
- "Bulduğumuz, her zaman aradığımız değildir." (Ötekiler)
- "Fırtına... Yaşanmış hızlı gençlik yaşları, Ne çok yitikle döndü limana gemiler. Denizci bir babam yoktu ki, Bozuk pusula Birkaç acemi tayfa Eskimiş bir kaptan Kurtaramadı gemisini dalgalardan; Vurdu karaya Toprak: Şu kumlarda yatan ceset ben miyim? Yeni bir kıyı arayamam Yeni bir deniz Yeni bir gökyüzü Bir kutup yıldızı Her şey burada Ufka uzattığım ellerimin ötesinde: Güneşi tutabilirim birazdan" (Düş Yorumcusu)
- sürgündü taşrada ve aşk bitmeyen acıydı. (Bir Rüyayı Nakışlamak)
- Başka soru sormasa.Annesinin olmadığını,öldüğünü,onu çok özlediğini söyleyemiyordu nedense.Sanki annesiz olmak bir eksiklikti.Belki yoksulluktan daha çok büyük bir noksanlıktı. (Aşk Mavidir)
- Gecekondulu bir kadının bitmeyen yorgunluğu Sarhoş bağırtıları arasında inceliksiz duyarlıklar Sabah esintisi giriyor açılmış pencerelerden Bir çığlık gibi fırlıyor en son arabesk şarkılar. Ölü günlerin bitmeyen soğuk yalnızlığında Kime gitsem bu gece, hangi sıcaklık sarsa beni? (Düş Yorumcusu)
- "Ölüler konuşmaz" denildiğinde hep kuşkulanırdın. Sorun, inanmanın sınırında bitiyordu. Kanıtlayamıyordun. Kimsenin de kanıtlayacak hali yoktu ya... "Bir gün konuşacağım" derdin, "Öldükten sonra yani." Bir gün, öldükten sonra... Belirsiz bir zaman parçası... Sahi, ölüler konuşuyor mu? Şimdi biliyor musun artık? (İlkyaz Şakası)
- "Ben galiba bu inceliği seviyorum yollara çıkarken yalnız ve terk edilmiş duygularla: “Güle güle gidin ve güle güle gelin” deyişini sevgileri gizemle dile gelen kadınların. Bir ırmağın boylu boyunca sessiz akışı gibi ve yollar boyunca uzanışı yanı başımda Sonra ırmak gideceği yere gider elbet, ben başka yere: Denize ve deniz olur suyun adı." (Sonbahar Şarkıları)
- “Benden selam söyle, bir göç denemesiydi yaşanan. Aklımda hep bitmemiş öykülerin kervanı olacaktı.” (Eksik Sevinçler)
- "Gece mavidir yüreğinin köşesinde O zaman seviler de mavileşiyor... Zaman ve sonsuzluk, dipsizliğin senin Uçurum gibi bir şey... Doruktan düşme! Dağınık bir serseri dolanıyor Saçlarının rengini özlerken yanı başında... Ne gariptir şu mahalle çeşmeleri Öylece akarlar susuz bir şiiri..." (Düş Yorumcusu)
- "Çizgilerini düşündüm, cıvıl cıvıl yaşamanı At bir kahkaha, kimin ömrü uzayacak artık? Gün sıcak, bulut yumuşak... Özlenmiştir dostluk Yalnızsın, toprağın kucağında gizli bir sonsuzluk." (Düş Yorumcusu)
- Sanki Aygül'ü o kargaşada yitirdi ve "elveda" bile diyemeden ayrıldılar. (Aşk Mavidir)
- "Hani çay rengi akşamlarda Dokunan özlem olurdu ansızın, Susku... Kimin gizidir taşınan? Ay batmış karanlık içinde" (Düş Yorumcusu)
- Sanatın mutluluğu yazması ender bir durumdur. (Öyküden Öyküye)
- baştan sona: bir öykünün neresinde duruyordu yalnızlık. (Bir Rüyayı Nakışlamak)
- ben üşürüm, ellerim sığmaz cebime; bomboştur. (Bir Rüyayı Nakışlamak)
- Sessizlikte daha çok yalnızlaşır insan. (İlkyaz Şakası)
- "Ölüler konuşmaz" denildiğinde hep kuşkulanırdın. Sorun, inanmanın sınırında bitiyordu. Kanıtlayamıyordun. Kimsenin de kanıtlayacak hali yoktu ya... "Bir gün konuşacağım" derdin, "Öldükten sonra yani." Bir gün, öldükten sonra... Belirsiz bir zaman parçası... Sahi, ölüler konuşuyor mu? Şimdi biliyor musun artık? (İlkyaz Şakası)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin