Doğum Tarihi:
Doğum Yeri:
Kerim Demirci kimdir?
Doç. Dr. Kerim Demirci. Pamukkale Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü öğretim üyesi.
--reklam--
Kerim Demirci Kitapları - Eserleri
- Oksford'un Öküzü
- Türkoloji İçin Dilbilim
- Unutulmayan Mısralar El Kitabı
- Bir Deste Berceste
- Zamirler
- Teorik Bir Yaklaşımla Zamirler
--reklam--
Kerim Demirci Alıntıları - Sözleri
- Vazgeçtim bu dünyadan, dünyadan geçtim ama Seni yalnız komak var, o koyuyor adama (Bir Deste Berceste)
- Evlerin olmazsa olmazıdır mobilyalar. Karı-koca haftalarca gezer ve almak konusunda tereddütler yaşar, hatta kavgalar ederler çünkü evde en uzun süre kullanacakları eşya türüdür. Mobilya denilince zihnimizde oturmakla ilgili bir çağrışım olur. Amma çok gariptir ki mobilya kelimesi oturma veya durmanın tam aksine hareket ile ilgilidir. Latin kökenli mobil kelimesi hareket eden, hareketli demektir. Arapça karşılığı menkul veya müteharrik; nakledilebilir veya hareketli anlamlarında. Mobilya da mobil'den geliyor ve taşınabilir ev eşyaları anlamındadır. Cep telefonuna mobil telefon diyenler var. Hareketliliğe mobilize olmak diyenler de... Dört tekerlekli küçük trafik araçları için kullandığımız otomobil kelimesi aslında kendinden hareketli demek. Mobilyanın otomobille alakası olamaz demeyin. Demek ki varmış. (Oksford'un Öküzü)
- Câhilde bir kem söz var ki, değse bin baş incidir Sarraf olmayan ne bilir, sanır her taş incidir Âşık Tüccârî (Unutulmayan Mısralar El Kitabı)
- İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı (Bir Deste Berceste)
- Dilbilgisi ve dil kullanıcısı arasındaki ilişki, doktor ile hasta ilişkisine benzer. Hasta, doktorun dediklerini ve reçetede yazılanları uygulamak zorundadır. Dil kullanıcıları da gramerin çizdiği yoldan çıkmamalıdır. (Türkoloji İçin Dilbilim)
- "Etimoloji: Kelimelerin üstündeki tozu toprağı atıp içlerinde ne olduğunu gösterme ve kelimelerin kalbine yürüme işidir. " (Oksford'un Öküzü)
- Yukarıdaki başlığı latife olsun diye yazdım. Son on, on beş yılın ekonomik anlamda en önemli iki kelimesi AVM ve Mall olmalı. İnsanlar AVM ve Mall'larda çılgınca harcama yapıyor ve zaman geçiriyorlar. Eskiden daha küçük çapta olmak üzere bu işlevi iş hanı ve pasaj adı verilen yerler üstlenmişti. AVM alışveriş merkezi tamlamasının baş harflerinden oluşuyor, mall ise İngilizceden gelmiş bir kelime. Bizim bildiğimiz mal ile hiçbir ilgisi yok. Mall diye yazılsa da mol diye okunuyor. Anlamı ise gölgeli yürüme yeri, hatta mesire bile denebilir. Evet, mall’lar tabiattan iyice kopan modern insanın mesire yeri durumunda! (Oksford'un Öküzü)
- Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilür Müptelâ-yı gama sor kim geceler kaç saattir SABİT Yılın en uzun gecesinin hangi gece olduğunu müneccim ile muvakkit (zamanı söyleyen) nereden bilsin; gecelerin kaç saat olduğunu dert çekenlere sormalısın. (Bir Deste Berceste)
- Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı Düşün altında binlerce kefensiz yatanı (Bir Deste Berceste)
- "Özgünlük nokta-yı nazarından maharet languada değil, languayı kendi parolü haline getirip üslup yaratabilmektedir. Michel Foucault'un terimini ödünç alarak ifade edersek, kişinin 'bilgisinin arkeolojisi' onun düşüncesini, hayat anlayışını ve üslubunu tayin eder. Bunlar da kişinin dili kullanımına, yani parolüne yansır." (Türkoloji İçin Dilbilim)
- Bir kasedir alev dolu gönlüm, yana yana Men ta senün yanunda dahi hasretem sana! (Bir Deste Berceste)
- Altun ile mizanda bir gelse dahi seng Siklette bir olmak ile kıymette bir olmaz Kemal Paşazâde Terazide altın ile taş aynı ağırlıkta olsa da ağırlıkta bir olmak kıymette de bir olmak anlamına gelmez. Cüsseye ve ağırlığa bakma değere bak. Mîzan: terazi, Seng: taş, Sıklet: ağırlık (Unutulmayan Mısralar El Kitabı)
- Kül olayım kerem gibi yana yana Ben yanmasam Sen yanmasan Biz yanmasak Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa? (Bir Deste Berceste)
- "Dil, eski ifadeyle zamanla ve mekânla mukayyet yeni ifade ile zamana ve mekâna bağlı olan insan bu iki bağdan sıyrılarak anlatım yapma imkânı sayılır." (Zamirler)
- Kanı ol gül gülerek geldiği demler şimdi Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz Mâhir (Unutulmayan Mısralar El Kitabı)
- Hevâya düştün ey dil, meclis-i takvâya gelmezsin Gözün aç, gâfil olma, bir dahi dünyaya gelmezsin Lâedrî (Unutulmayan Mısralar El Kitabı)
- Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli (Bir Deste Berceste)
- Köfte Farsçadan alınmış olup dövülmüş, ezilmiş, çiğnenmiş anlamındadır. Köfte zaten etin dövülmesiyle yapılır. Özellikle yaramaz çocuklar için kullanılan köftehor ise köfte yiyen anlamındadır. Malum, Farsçada hor kelimesi yemek anlamında. Eskiden gam çeken insanlara gamhor da derlerdi. (Oksford'un Öküzü)
- Artık demir almak günü gelmişse zamandan Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan (Bir Deste Berceste)
- Eğer alırsan beni gözlerinin içine Yabancı hayallerin gözlerimde işi ne? (Bir Deste Berceste)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin