Alman arkeolog Klaus Schmidt edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Klaus Schmidt hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Klaus Schmidt hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Klaus Schmidt hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Tam / Gerçek Adı: Klaus Schmidt

Doğum Tarihi: 11 Aralık 1953

Doğum Yeri: Feuchtwangen, Almanya

Ölüm Tarihi: 20 Temmuz 2014

Ölüm Yeri: Almanya

Klaus Schmidt kimdir?

11 Aralık 1953'da Feuchtwangen'da dünyaya geldi. 1974-1983 yılları arasında Heidelberg Üniversitesi ve Erlangen Üniversitesi'nde Prehistorya, Yakın tarih, Klasik arkeoloji ve Jeoloji alanında öğrenim gördü. Öğrencilik yıllarından itibaren Almanya, Yunanistan, Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün’de çeşitli arkeoloji projelerinde yer aldı. 1978 ve 1979 yılında Elazığ Müzesi’nde Norşuntepe kazısı malzemesi üzerinde yaptığı buluntu çalışmalarını doktora tezi yapan Schmidt, 1983’te Heidelberg Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı.

1984-1986 yıllarında Alman Arkeoloji Enstitüsü (DAI) seyahat bursunu kazandı. 1986 -1995 yılları arasında Alman Araştırma Vakfı(DFG) araştırma bursunu kazandı ve Heidelberg Üniversitesi‘ nde Prehistorya anabilimdalında araştırmacı olarak çalıştı. Doçentlik tezini 1999 yılında Nürnberg Üniversitesi’nde bitirdi ve 2007 yılında aynı üniversitede profesor unvanını aldı. 2001 yılından itibaren çalışmalarını Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün Berlin'de bulunan merkezinde Orient Bölümünde araştırmacı ve Erlangen Üniversite'sinde öğretim görevlisi olarak sürdürmüştür.

Klaus Schmidt, Göbeklitepe’de 1995’te Şanlıurfa Müzesi ve Alman Arkeoloji Enstitüsü ortak projesi olarak başlayan, 2007 yılından itibaren “Bakanlar Kurulu kararlı kazı” statüsünde devam eden kazının başkanlığını yürütmüştür. Ayrıca Ürdün’de bulunan “Aqaba” projesinde Ricardo Eichmann ve Lutfi Halil ile birlikte proje başkanlığını yürütmüştür.

Arkeolog Çiğdem Köksal ile evli olan Klaus Schmidt, geçirdiği kalp krizi nedeniyle 20 Temmuz 2014’te Almanya’da hayatını kaybetti.

--reklam--

Klaus Schmidt Kitapları - Eserleri

  • Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe

--reklam--

Klaus Schmidt Alıntıları - Sözleri

  • İlk Neolitiğin zengin ve neredeyse bereketli denebilecek resim dünyası, olasılıkla Buzul Çağı'ndaki kamp ateşinin ışıltılarıyla biraz daha aydınlanabilir, böylece daha sonra ki binyılların mütevazi maddesel kültürü, çok eski insan geçmişinin desenleriyle süslenebilirdi. Geçmişin taştan şahitleriyle geri­ye bakmak, belki sonunda bazı yerlerin ve bazı Eski Doğu mitolojik öykülerinin çok ama çok geriye doğru uzanan izlerini bulmamıza yardımcı olabilir. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
  • Göbekli Te­pe'deki taşlan yuvarlak planlı yapılan ise kazılıncaya kadar, insanlar gör­meden binyıllarca toprak altında kalmıştır. Ancak öte yandan böylece tahribattan da korunmuşlardır. işte bu nedenle de Göbekli Tepe'deki taştan yuvarlak planlı yapılar, kendisinden birkaç bin yıl daha genç olan uzaklardaki üvey kardeşinden daha iyi korunduğu izlenimi vermektedir. Bu nedenle de gelecekle Göbekli Tepe'deki anıtların uygun bir şekilde korunacağını ummaktayız. Kazı bütçesinin elverdiği koşullarda geliştir­diğimiz koruma çatısı sistemi geçici bir çözüm de olsa , oldukça karmaşık bir planı ve zahmetli çalışmayı gerektirmiştir (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
  • Kesin olan, Göbekli Te­pe'de Neolitik Çağ insanlarının sadece görkemli mimariye sahip ol­madıkları, aynı zamanda büyük bir sembol hazinesine ve mesajları­nı hem kendi dönemlerindeki hem de kendilerinden sonraki kuşak­lara anlaşılır bir şekilde bırakabilecekleri çok ayrınlılı bir işaret dili­ne sahip olduklarıdır. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
  • Taş Çağı'nda bulduğumuz işaret ve sembollere uzmanlık dilinde piklogram - bire bir çevirecek olursak , resim işare­ti- denilmektedir. Bunlar dilden bağımsız bilgiler aktarır. Bu işaretler olmadan, pek çok ulustan insanın bulunduğu hava alanlarımız çok büyük olasılıkla işleyemezdi. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
  • Arkeolojik kalıntı, dikkatsizliği affetmez. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
  • Bilgi akışı, bilgiye bakış açısının deği­şimi ve bunun düşünce sistemimize olan etkisi, uygarlık tarihiyle ilgilenen herkesi heyecanlandıracak ölçüdedir. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
  • Bir kültürü sadece arkeolojik kalıntılardan yola çıkarak, o kültürle ilgili yazıli belgelere sahipmişcesine, o dönemde yaşamış birinin bakış açısıyla açıklar gibi anlatmak imkansızdır. Ancak bütün bunlara rağmen Eriha 'da olduğu gibi Ayn Gazal 'da da -burada aynı zamanda Göbekli Tepe'deki daha zengin buluntularla önemli karşılaştırma yapabilme fırsatı doğmakta somut kalıntılar o dönem insa­nının kültsel ritüellere ve uygulamalara karşı büyük ilgi gösterdikleri­ni ortaya koymaktadır. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
  • Yaklaşık 12.000 yıl önce. Fırat ve Dicle Nehirleri ara­sında kalan bölgede, insanlık tarihinin en önemli de­ O işimlerinden biri yaşanmaktaydı . insanoğlu avcı­ toplayıcı bir yaşam tarzından, yerleşik hayata, çiftçi­ üretici düzene geçmek üzereydi . Binlerce yıl öncesi­nin avcı toplayıcıları nın bu geçiş döneminde, sandı­ Oımız gibi m ütevazi ve basit bir yaşam tarzıyla yetin­memiş oldukları nı, aksine, görkemli bir evre yaşadık­larını, Göbekli Tepe'de bize bıraktıkları izlerde görebi­liyoruz. Göbekli Tepe'nin etkileyici anıtsal buluntuları yetkin bir taş işçiliğini yansıtmakta, taş üzerinde ka­bartma tekniğiyle yapılarak aktarılan motiflerin içerik zenginliği ise karmaşık bir düşünsel düzeye ulaşıldı­ğını göstermektedir. Tüm bu bulguların yanında, eserlerin nitelik ve nicelikleri gözlemlendiğinde, ras­lantısal değil düzenli bir tekrarlama şeklinde saptanabilen büyük boyutluluk, anıtsallık ve sayısal yoğun­luk, arka planda olması gereken gelişkin sosyal dü­zenin. organizasyon ve koordinasyon kabiliyetinin ipuçlarını vermektedir. 12.000 yıl öncesinden günü­müze ilettiği bu kapsamlı bilgi hazinesi ile, geçm işi­mizin önemli bir zaman dilimi hakkında daha önce düşünmemizin dahi mümkün olmadığı soruları ürete­bilmemizi sağlayan Göbekli Tepe , emsalsizliği ile biz bilim insanlarını olduğu kadar, belki daha da fazla, bulunduğu toprakların insanlarını etkileyen. haklı ola­rak gururlandıran eşşiz bir değerdir. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
  • Yabani hayvanlar normalde evcilleştirilebilir. Evcilleştirme kavramını ev hayvanı olmakla, yani domestikasyon ile bir tutmak ya da karıştırma­mak lazım. Hayvanat bahçesi hayvanları genelde evcilleştirilmiş, daha doğrusu insana alışmıştır. Ama buna rağmen evcilleştirilmiş karaca bir ev hayvanı değildir. Karaca ve pek çok diğer hayvan, içinde yaşadıkla­rı çevre ile olan bütüncül ilişkileri nedeniyle evcilleştirilemezler. Hap­sedilmiş bir yabani hayvan bu duruma tepkisini kısır kalarak gösterir. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
  • Arkeolojik kazı yapmak aynı zaman da, buluntu ve yapıların içinde bulunduğu kontekstin .. açılarak, geri dönüşü olmayan bir şekile de tahrip edilmesidir. Elde edilen bilginin sınanması için deneyin tekrarlanma olasılığı olan doğabi­limcileri çalışmalarının tersine, arkeolojie de bir kazının yeniden yapılması imkanı yoktur. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)