Doğum Tarihi: 1892
Doğum Yeri: Adana
Ölüm Tarihi: 1984
Ölüm Yeri: Medine
Mahmud Sâmi Ramazanoğlu kimdir?
Mahmut Sami Ramazanoğlu (1892, Adana-12 Şubat 1984, Medine) yazar, din adamı, hukukçu. Erenköy Cemaati (Altınoluk) lideri.
İlk, orta ve lise tahsilini Adana'da tamamladı. İstanbul'da Darü'l-fünun Mektebi'ne girdi. Hukuk Fakültesi'ni birincilikle bitirdi. Memleketi Adana'da Cami-i Kebir'de vaaz ve hususî sohbetler yaptı. Şahsi geçimi için bir kereste ticarethanesinin muhasebesini tuttu.
1979 yılında Medine'ye yerleşti. Arzu ettiği gibi Medine'de 12 Şubat 1984 pazar günü vefat etti. Medine'deki Mescid-i nebevi yanındaki Cennet'ul Bâkîyye Mezarlığı'na defnedildi.
--reklam--
Mahmud Sâmi Ramazanoğlu Kitapları - Eserleri
- Dualar ve Zikirler
- Hazret-i Yûsuf (Aleyhi's-Selâm)
- Fatiha Suresi Tefsiri
- Mükerrem İnsan
- Musahabe 1
- Musahabe 3
- Musahabe 2
- Hz. Ömer'ül Fâruk (r.a.)
- Bakara Süresi Ve Tefsiri
- Hz. Osman Zinnûreyn (r.a.)
- Hz. Ebû Bekir Sıddîk (r.a.)
- Yunus ve Hud Sureleri Tefsiri
- Musahabe 6
- Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri
- Musahabe 5
- Günlük Dualar Ve Sureler
- Musahabe 4
- Hz. Aliyy'ül Murtezâ (r.a.)
- Ashab-ı Kiram 1
- Hülefa-i Raşidin
- Ashab-ı Kiram 2
- Hazret-i Halid Bin Velid (r.a.)
- Tebük Gazvesi
- Hz.İbrahim (a.s)
- Uhud Gazvesi
- Hazreti İbrahim- Yusuf -Yunus -Hud (as)
--reklam--
Mahmud Sâmi Ramazanoğlu Alıntıları - Sözleri
- Fani olan dünya sizi şımartıp da baki olan ahiretten alıkoymasın. Fani olana baki olanı tercih ediniz. (Hülefa-i Raşidin)
- "Haram lokmadan neşv ü nema bulan insan vücuduna cehennem ateşi evladır." Menavi Haram lokma kalbi ve kanı bulandırdığı gibi azaları da ifsad eder. Fena amel işletir. Helal lokma ile beslenen kalb ve cesedden salih ameller sudur eder. Nitekim temiz ve münbit topraktan bereketli mahsul alınıp, çorak ve fena topraktan iyi mahsul alınamadığı gibi. Haram lokmadan da fena amel işlenir. (Musahabe 4)
- İhyâ’da der ki, insanı vuslattan alıkoyan sülûkün olmayışı, sülûkdan alıkoyan iradenin olmayışı, iradeden alıkoyan imanın olmayışı, imandan alıkoyan da hidâyetin olmayışıdır. (Yunus ve Hud Sureleri Tefsiri)
- "Ben şu halimle ibadete yönelsem ne olacak ? Bunca zamandır günahlar da ısrar etmişim. Mâsiyetlerde bulunmuşum..." gibi fâsit fikirlere maruz kalacak fakat gelen ihtar ile: "Her şeye rağmen Allah'a tevbe etmeliyim, beni bütün bunlardan ancak o kurtaracaktır. mâsiyetlerimin kirlerinden temizlenip O'nun hizmetine salih kul olacağım" diyecek tövbe menzilinde aldığı ihtar onu kurtarmış olacak. (Fatiha Suresi Tefsiri)
- Örfde fetih, bir memleketin harben ve kahren alınmasına denildiğine ve Hudeybiye'de ise harb edilmediğine göre bunun da ehl-i irfan nazarında bir Feth-i Mübîn olarak tavsif buyurulması, Mekke'nin, Hayber'in ve sâirenin fetihlerinin mebdei bulunması itibariyledir. (Hz. Osman Zinnûreyn (r.a.))
- " Her şeyin bir alameti vardır.İmanın alameti ise namazdır." (Musahabe 3)
- Bilinmelidir ki, iman ancak sekîne ile artar. Aynı şekilde enbiyâ ve mürselîn hazaratının ve ümmetlerinin kıssalarını dinlemekle insanların yakîni artar. Bu sebeple denilmiştir ki, sâlihlerin hikâyeleri Allah'ın askerlerindendir. Fakat bu, kalbini Allah'ın sebâtda kıldığı kimseler içindir, Ebû Cehil gibi şekki üzerine şekki, küfür üzerine küfrü artan kimseler için değil. (Yunus ve Hud Sureleri Tefsiri)
- “Bir kimsenin sevdiği bir kimse aleyhindde olan duâsının kabûl olunmamasını Cennâb-ı Hakk’tan istirhâm eyledim.” (Keşfü’lHafâ, 1/404 (Dârekutnî’den) (Dualar ve Zikirler)
- Ârifin hamdi, diğer insanların hamdlerinden muhakkak ki farklıdır. O, bütün âzâ ve cevâhiriyle hamdeder. Asıl mesele de, diliyle söylediği bir şeye kalbiyle ve bütün azasının da iştirâk etmesidir. Mücerred davanın bir faydası yoktur. (Yunus ve Hud Sureleri Tefsiri)
- Hûd suresi 112 — «O halde sen, maiyyetindeki tevbe edenlerle berâber emrolunduğun şekilde dosdoğru hareket et! Aşırı gitmeyin. Çünkü O, ne yaparsanız hakkıyle görücüdür. Ebû Ali es-Sünûsî -rahmetullahi aleyh- demiştir ki: Rü'yamda Resûluliah -sallallahu aleyhi ve sellemi gördüm. Dedim ki: — Ya Resûlullah, senden «Hûd sûresi beni ihtiyarlattı» mealindeki hadis-i şerif rivayet olunmuştur. — Evet. — Orada sizi ihtiyarlatan enbiyâ kıssaları ve ümmetlerinin helâk haberleri midir? — Hayır. Oradaki: «Emrolunduğun gibi istikamette ol!» âyetidir, buyurdu. Burada istikametin hakikati bütün ahidlere sadakat ve sırât-ı müstakime mûlâzemettir. itidalden ayrılmamak gerekir. Yeme ve içme, giymeden tut, bütün dinî ve dünyevî işlerde sırat-ı müstakime mülâzemet lâzımdır. Buradaki sırat-ı müstakim, âhiretteki sırat-ı müstakim gibidir. Bu yolda itidal üzere yürümek cidden zor işdir. (Yunus ve Hud Sureleri Tefsiri)
- Hac nasıl ki, Hazret-i Ibrahim'in makamı, bizim Peygamberimiz-sallalahu aleyhi ve sellem-'in de halidir. Hal,makamdab daha mükemmeldir. (Bakara Süresi Ve Tefsiri)
- "Kim (Allah'a) bir iyilikle, güzellikle gelirse işte ona bunun on katı vardır." En'am Sûresi/160 (Musahabe 3)
- Düşman elçileri yanına geldikte onlara ikram et ve çok eğlendirme. Tâ ki askerlerinin ahvalini öğrenmeden çıkıp gitsinler. Onlara efkarını bildirme ve ordunun halel ve kusurunu gösterme. Geceleri askerine nöbet beklet ve karakollarını teksir et. Vakitli vakitsiz onları dolaş. Gâfil olanları yoluyle ve adâlet ile te'dib eyle. Müstahakk-ı cezâ olanlara cezâ vermekten korkma. Askerlerin halinden gafil olma ki bâdi-i fesâd olur. Fakat hallerini tecessüs ile onları terzil etme. (Hazret-i Halid Bin Velid (r.a.))
- Adem aleyhisselamın çamuruna otuz dokuz sene hüzün yağmuru yağdı. Bir yıl da sevinç yağmuru yağdı. Bunun için Âdemoğlunun hüznü sürûrundan çoktur. Ne var ki ,hüznünü tâkiben hemen ferah ve sevinç gelir. (Musahabe 6)
- Hayalin gözümdedir, zikrin dilimdedir, hubbun kalbimdedir, nereye kaybolacaksın? (Hazret-i Yûsuf (Aleyhi's-Selâm))
- "Kostantıniyye elbette fetholunacaktır. İmdi onun emiri ne güzel bir emirdir, ve ordusu ne güzel ordudur." (Ashab-ı Kiram 1)
- İlim öğretin ; fakat unf(kabalık, sertlik) ve şiddet göstermeyin! Zira güler yüzlü muallim sert olandan hayırlıdır. Tirmizi (Musahabe 5)
- Eğer benim bildiğimi bilseydiniz muhakkak az Güler çok ağlardınız. (Musahabe 3)
- "Bela ağızdan çıkan söze bağlıdır." (Ruh'ul Beyan 2/145) (Hazret-i Yûsuf (Aleyhi's-Selâm))
- Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- eyyam-ı biyz orucunu seferde de hazarda da terketmezdi. Taberani Eyyam-ı biyz, beyaz günler dememktir ki kameri ayların on üç, on dört ve on beşinci günleridir. O günlerin gecelerinde ayın aydınlığı olgunlaştığı için o ad verilmiştir. (Musahabe 5)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin