Doğum Tarihi: 21 Aralık 1971
Doğum Yeri: Ankara, Türkiye
Melek Özlem Sezer kimdir?
Hacettepe Üniversitesi, Ekonomi Bölümü’nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yaptı ve “Masallarda Toplumsal Cinsiyet” konulu bir tez hazırladı.. Üniversitelerde masal analizi dersleri verdi. Milliyet Çocuk (Miço) dergisinde köşe yazarlığı yaptı. Çocuk tiyatrosuna emek verdi. TRT radyolarına yetişkinler ve çocuklar için masal, özel radyolarda şiir programları hazırlayıp sundu. TRT Çocuk kanalı için animasyon senaryoları yazdı, seslendirme yaptı. Sinema, halkbilim ve şiir dalında pek çok ödül sahibi olan yazar, çocuklar ve yetişkinler için yirmiyi aşkın eser kaleme aldı. Derin adlı şiir kitabıyla 1998 Cemal Süreya Şiir ödülünü almıştır.
--reklam--
Melek Özlem Sezer Kitapları - Eserleri
- Masallar ve Toplumsal Cinsiyet
- Masal Masal Matitas
- Büyüklere Mektuplar
- Eldivenlerimi Kim Çalıyor?
- Eyvah, Gölgeler Değişiyor!
- Kırk Yamalı Ayna
- Karagöz'ün Gölgesini Kim Çaldı
- Nefser
- Sakız Çiğneyen Kedi
- Büyüklerle Dalga Geçme Dersleri
- Şiir Yazdım Masal Sandım
- Sen Hiç Kebikeç Gördün mü?
- Şapkadaki Balık
- Derin
- Bana Ezop De!
- Yokoko Maceralı Bir Yolculuk
- Sordum Durdum
- Dolapta Kim Var
- Yusuf ile Zeliha
- Taşa Yazdığım
- Söğüt Sefası Meyhanesi
- Ne Güzel Dedemsin Sen Nasreddin Hoca
- Ben de Karagöz ve Hacivat'la Eğlenmek İstiyorum
- Ejderhamın Sevdiği Oyunlar
- Benim Adım 13
- Uuuuu
--reklam--
Melek Özlem Sezer Alıntıları - Sözleri
- İnsan çok acı bir olay yaşadığında, sevdiği birini yitirdiğinde ya da o ilişki kendiliğinden yitip gittiğinde, bir ismin anlamı değiştiğinde, çok sevilen bir beden ölümün kıyısına çekildiğinde kalbinde kırk tane mum yanarmış. Zamanla bu mumlar teker teker sönermiş. Alevle birlikte acı da azalırmış. Ama bir mum hep yanarmış. İyi ki de yanarmış. Çünkü o yaşadığımızın kanıtıymış... (Masal Masal Matitas)
- Din sömürüsünün ulaştığı uç noktalarda, bizi en çok sömüreni huşu içinde destekleyen kitlelerin; dolandırıcının yaptıkları ne kadar ayyuka çıkarsa çıksın, bir türlü uyanamaması şaşırtır. (Masallar ve Toplumsal Cinsiyet)
- Bir gün Abhaz Halkının Masalları'nı okuduğumda, çevremde ve ne acıdır ki annemde bile anlam veremediğim pek çok şeyin şifresini buldum. İnsan, masallarını bilmeden halkını gerçekten tanıyamaz ki... (Kırk Yamalı Ayna)
- Bence öğrencisinden öğrenmeyi bilmeyen öğretmen çiçek açamaz. (Büyüklere Mektuplar)
- Hiç masal anlatılmamış bir çocuk olmak kadar anadilinde masal dinlememiş olmak da kavurur içimi. Bu masal antolojisini, ana diline sahip çıkan ve yeni nesillere öğretenlerle, anadili hakkı için mücadele edenlere adıyorum o nedenle. Abzıyaras! (Kırk Yamalı Ayna)
- Şimdi yemekler yeniliyor hapır hupur Vah canım, anneler hep böyle mi yorulur Düşmüş başı sofraya, uyukluyor horul horul Biz diyoruz ki aman ne nefis, oh oh oh Annem müziğine devam ediyor, hor hor hor! (Sakız Çiğneyen Kedi)
- Kediler ve Kadınlar Sarı boya,en sarı boya,kızıl boya Kahverengi,kestane,siyah boya Bütün bunları karıştırıp Çizgiler de yapıyorlar arada Kuaför sürekli boya hazırlıyor Ve herkesten farklı olmak için Ah çekip didiniyor kadınlar Oysa hiç uğraşmaz kedilerim Eşi yoktur güzelliklerinin Birinin tüyündeki desen Benzemez ki diğerine Saçı boyalı kadınlara bakarken Gülmeleri bundandır işte! (Sakız Çiğneyen Kedi)
- Anne, doğum günün kutlu olsun Ben öptükçe, kalbine mavi kuşlar konsun! (Sakız Çiğneyen Kedi)
- Ah ah yalnız kalmaktan beter acı var mı insana? (Masal Masal Matitas)
- Melahat Abla, birbirimize yardım etmemiz için sevgi yeterli değil mi? Neden hep borçlardan söz ediyorsun? (Büyüklere Mektuplar)
- bilsen öyle yorgunum ki martılar kanat çırpmıyor uykularımdan geçerken (Derin)
- Bence, "Erkekler ağlamaz," denilen bir yerde, asıl ağlamak cesurların ve güçlülerin işidir. (Büyüklere Mektuplar)
- Masal insanın en özgürleştiği anlatım biçimi olduğundan; anlatıcı başka bir zeminde söylese kafasının uçurulacağı fikirleri, alkış alarak anlatıyor. Etrafını masalın acar diliyle eleştirirken ya da ortak anılara gönderme yaparken kahkahalar göğü çınlatıyor. (Kırk Yamalı Ayna)
- 1864'teki Büyük Sürgün'den beri Türkiye diasporasında yaşayanların anavatanlarındaki nüfusu aştığı ama Türkiye'deki çoğu kişinin adını bile bilmediği Abhaz halkının Apsuva kolundan doğdum ben. Tarihi boyunca katliamlara uğramış, dalları koptuça kökü de sarsılmış; kırık dökük gemilerle yaptığı sürgün yolculuğunu, balıkların kardeşlerini yediğine şahit oluşunu birkaç kuşak anlatmış ve sonra unutmayı seçmiş bir halk. (Kırk Yamalı Ayna)
- Düştüm sanırken dalgın aklıyla batağa saplanmış.. (Masal Masal Matitas)
- Uzun süre şair olarak davet edildiğim etkinliklerde punduna getirip masal anlattım örneğin. "Önce biz çocuk muyuz, masal da neyin nesi dedik ama sonra hoşumuza gitti. Büyük olmamıza rağmen..." dedi dinleyiciler. "Büyük olmamıza rağmen" benim yıkmak için en çok uğraştığım yargılardan. (Kırk Yamalı Ayna)
- Çocuklaşmanın formülü çok basit aslında: Neşe, cıvıltı ve pırıl pırıl bir zekâyla bakmak hayata! (Büyüklere Mektuplar)
- Ah Nefser, dertlerimi başkalarına anlatmaya Çok üşeniyorum... (Nefser)
- Uyuyorum Nefser, uyanıyorum da üstelik Ama ne gün, ne gece bir nebze değişmiyor Başlamak için heves, bitirmek için mecal Ömrümüz var da Nefser, hayat niye yok? (Nefser)
- ... muhatap alınmadığında, bir dil öğrenilmiyor ve bu insanın canını fena acıtıyor. O zaman kırgın, buruk, üstelik kâh coşkuyla koşan kâh küsüp uzaklaşan bir sevgi geliştiriyor insan kendi kültürüne karşı. Sanırım bana bırakılan en kötü miras, bu çaresiz sevgi. (Kırk Yamalı Ayna)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin