Türk Eğitimci, Yazar Memet Türkkan edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Memet Türkkan hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Memet Türkkan hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Memet Türkkan hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 1941

Doğum Yeri: Ürgüp, Nevşehir, Türkiye

Memet Türkkan kimdir?

Eğitimci, yazar. Ürgüp İlçesi’nde doğdu. Yükseköğrenimini Yüksek Öğretmen Okulu , Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı. Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde Kamu Yönetimi Uzmanlığı öğrenimi gördü. Bandırma, Yozgat ve Artvin liselerinde, Necatibey Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenlik yaptı.

Bir süre Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve yerleştirme Merkezi test Hazırlama Bölümü Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu (1977-1978). Gazi Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü, Öğretmen Okulları Genel Müdür Yardımcılığı ve MEB danışmanlığı yaptı. 1980’de devlet hizmetinden ayrıldı. Cumhuriyet gazetesinin çıkardığı Sınava Doğru dergisinin yönetiminde görev aldı.

Özel bir şirkette genel müdürlük yaptı. “Bir Çocuk Oyunu” adlı öyküsü ile 1975 Antalya şenliği Öykü Yarışması’nda Mansiyon, Neyidik Ne Olduk adlı kitabıyla Kültür Bakanlığı 1979 Çocuk Yılı Roman Ödülü’nü kazandı. Bir çok kez basılan Güneşin Katli adlı romanı oyunlaştırılarak, uzun süre sahnelendi.

--reklam--

Memet Türkkan Kitapları - Eserleri

  • Güneşin Katli
  • Ölüm Aşıp Giderken
  • Neydik Ne Olduk
  • Tek Bir Gece
  • Öğretmenimi Seviyorum
  • Altı Delik Deşik Kent
  • Salur Kazan'ın Tutsaklık Destanı

--reklam--

Memet Türkkan Alıntıları - Sözleri

  • Yıllarını aldığımız gençlerimiz verdiğimiz bilgi ve .maharetle hayatlarını kazanabiliyor mu? Yoksa Misisipi Irmağı'nın uzunluğunu, Ağrı Dağı'nın yüksekliğini bilen okur-yazar cahiller durumunda mı? (Güneşin Katli)
  • Kim ki korkaktır, kim ki kültürden, düşünceden yoksundur; kim ki muhbirdir, gammazdır, kim ki insan satar, o derhal ödüllendiriliyordu. (Güneşin Katli)
  • “Güneş’le yaşadığım günlerden değil Güneş’siz yaşamaktan yakınıyorum.” (Güneşin Katli)
  • Bilir misin agaç neden yıkılmaz,ağaclar neden dimdik durur?Birbirine sırt vermekten .Birbirine el vermekten.Sık ormanlarda birbirine yaslanarak büyüyen ağaçlar kolay devrilmez.Tek başına bir ağacı düşün.Daha iki balta darbesi yer yemez yere yıkılır.O dimdik ağaç eğilir,toprağa serilir (Güneşin Katli)
  • “Boşu boşuna öldü denir mi? Olmaz öyle şey. Bir bedeldir Güneş Hoca. Onun ölümü bir şeyin bedelidir. Halkının gittikçe uyanmasının, bizim burda sendika kuruşumuzun sarı sendikayı yenişimizin işçi arkadaşların bilinçlenmesinin bedelidir bu ölüm. Emperyalizmi ve faşizmi göğüslememin bedelidir.” (Güneşin Katli)
  • Onu Güneş olduğu için öldürdüler. (Güneşin Katli)
  • Kim ki korkaktır; kim ki dönektir: kim ki kültürden, düşünceden yoksundur; kim ki muhbirdir, gammazdır; kim ki insan satar, o derhal ödüllendiriliyordu. (Güneşin Katli)
  • 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günümüz Kutlu Olsun ❤ (Öğretmenimi Seviyorum)
  • 27 Mayıs 1960’da devleti kurtarmak için hükümeti indirmek üzere silaha sarıldıklarında Kudret Bey, devletten yana mı yoksa hükümetten yana mı olması gerektiği konusunda şaşırıp kaldı. Bereket ki hiç kimse ondan devleti ya da hükümeti korumak için, sık sık tutukluk yapan belindeki Kırıkkale tabancasını çekmesini istemedi ve o da bu badireyi sessizce atlattı. Bu nedenle Güler’in baba evinde hiçbir politik koşullanması ya da bilinçlenmesi olmadı. Baba ocağında yalnızca iyi çay demlemeye; iyi pastalar, kekler yapmaya ve misafirlerini iyi ağırlamaya, giysilerini modaya uygun seçmeye ve sonuçta çok iyi, çok temiz hanım hanımcık bir ev kadını olmaya koşullandı. Baba evinden onda kalan bir koşullanma da annesi ile babası arasında çoğunlukla sessiz ve alttan alta süren, zaman zaman gürültülüce ortaya çıkan uyumsuzluk ve anlaşmazlığın çocuk bilincinde uyandırdığı -giderek genç kızlığında da bilinçaltına ittiği- ailelerinin dağılacağı korkusu ve tedirginliğiydi. (Ölüm Aşıp Giderken)
  • “Sanırım insanları oldukları gibi değil de kafamızda olduklarını sandığımız gibi görüyoruz.” (Güneşin Katli)
  • “Bu bir gülümseme değil, sanki anlamına ancak ikimizin vardığı veda, bir nöbet devri, bir sorumluluk dağını kanı çekilmiş omuzlarından benim omuzlarıma yükleyişti. Bütün yaşamım boyunca unutamayacağım bir gülüş…” (Güneşin Katli)
  • Biliyorum “geceler sonsuza dek sürmez.” (Güneşin Katli)
  • Yıkılmayan, dik duran ağaçlara hayranım. Gövdesini kökünden ayırsan da yıkılmayan ağaçların karşısında külâhını çıkarmak gerek… Bilir misin ağaç neden yıkılmaz, ağaçlar neden dimdik durur? Birbirlerine sırt vermekten, birbirine bel vermekten sık ormanlarda birbirine yaslanarak büyüyen ağaçlar kolay devrilmez. Tek başına bir ağaç düşün. Daha iki balta darbesi yer yemez yıkılır. O dimdik ağaç eğilir, toprağa serilir. (Güneşin Katli)
  • “Ben bir kentte, bir öğretmenin öldürülüşünün öyküsünü istemiştim; onlar tüm illerdeki üç yüz bin öğretmenin öyküsünü anlattılar.” (Güneşin Katli)
  • Tavşan korktuğu için kaçmaz,kaçtığı için korkar. (Güneşin Katli)
  • “İçimden söylüyorum, bütün türküleri içimden yanlışsız olarak söylüyorum. Bir tel gerili içimde, saz teli. Sessizce, söylediğim türkülere eşlik ediyor.” “Hiç kopmuyor mu?” “Kopmaz olur mu, kopuyor, ama yeniden geriyorum. İlk kez On İki Mart Muhtırası’ndan sonraki günlerde kopmuştu. Yeniden gerdim. İkinci kez karım öldüğünde koptu.” “Öldüğünde mi yoksa senden boşanıp gittiğinde mi?” “Boşanması ile ölümü iç içe geçti. Ayrıca benden boşandığında aklı başında değildi. Kendisi boşanmazdı, annesi bo-şandırtmıştır. Bana şaka gibi geldi, şaka yapıyorlar sandım; öldüğünde anladım her şeyi. Ölümünü duyduğumda içimde gerili saz teli koptu. Türkü söyleyemedim. Sonra külleniyor her şey. Zaman her şeyi silip götürüyor. Ben de teli yeniden gerdim. Ama sen akort ettin bu kez. Telin düzenini sen ayarladın.” (Ölüm Aşıp Giderken)
  • Özlediğimiz dünyayı başkası gelip kurmayacak. Biz kendimiz savaşıp kendimiz kurmalıyız. Bunu aklına böyle koy. (Güneşin Katli)
  • “Demek ki onlar gerçekleri aydınlığa çıkaran gün ışığına düşmandılar. Yani Güneş’e düşmandılar.” (Güneşin Katli)