Doğum Tarihi: 13 Nisan 1960
Doğum Yeri: Lahey , Hollanda
Michel Faber kimdir?
1960’ta Hollanda’da doğdu. 1967’de ailesi Avustralya’ya göç etti. Melbourne Üniversitesi’nde felsefe, retorik ve İngiliz Edebiyatı eğitimi aldı. Temizlikçilik vb. işler yaptı. Hemşirelik eğitimi aldıktan sonra, 1990’ların ortasına kadar bu mesleği sürdürdü. 1993’te ikinci eşiyle birlikte İskoçya’ya göç etti. Halen burada yaşamaktadır.
On dört yaşından beri yazan Michel Faber’in ilk romanı Aslında Hepimiz Aynıyız (2000) Whitbread İlk Roman Ödülü’nde finale kaldı ve Dublin Impac Ödülü’ne aday gösterildi. Yağmur Yağmalı, Yüz Doksan Dokuz Basamak ve Cesaret Beşlisi kitaplarıyla yaygın bir okur kitlesine hitap etti.
Yazımı yirmi yıl süren Günahkâr Kırmızı Masum Beyaz romanını 2002 yılında yayınladı.
Yazarın ayrıca The Apple (2006) adında bir öykü ve The Fire Gospel (2008) adında bir de romanı bulunmaktadır.
--reklam--
Michel Faber Kitapları - Eserleri
- Derinin Altında
- Yüz Doksan Dokuz Basamak
- Ateş Müjdesi
- Cesaret Beşlisi
- Günahkar Kırmızı Masum Beyaz
- Yağmur Yağmalı
- Aslında Hepimiz Aynıyız
--reklam--
Michel Faber Alıntıları - Sözleri
- "Biliyor musun," dedi, sanki rüya görüyor gibi, "bazen asıl konuşmaya değer şeylerin, insanların konuşmayı kesinlikle reddettikleri şeyler olduğunu düşünüyorum." (Derinin Altında)
- Kuşları sevmek için yaşamak gerekliydi.. (Yağmur Yağmalı)
- Kimsenin onunla konuşmaması çok önemli değildi aslında, dinleyecek hali yoktu zaten . (Yağmur Yağmalı)
- "Sorun da buydu: içine edilmiş bir ülkede, kimlerin seni canından bezdirmek için sonsuza dek yaşayacağını, hangilerinin yeryüzünde geçirdikleri değerli son dakikalarını sana ayırdıklarını bilemezdin." (Ateş Müjdesi)
- Aynı acıların çekilmesinin yakın arkadaş olmaları için yeterli olmadığını görmüştü Isserley. (Derinin Altında)
- ‘Bazen asıl konuşmaya değer şeylerin, insanların konuşmayı kesinlikle reddettikleri şeyler olduğunu düşünüyorum.’ (Aslında Hepimiz Aynıyız)
- Herkes kalmak zorunda değil ama birileri gitmesin… (Derinin Altında)
- Malum, her insan gibi görünen tam olarak insan da değil. (Derinin Altında)
- Vazoya koysaydın sevgini, acaba bir kaç gün dayanır mıydı? (Aslında Hepimiz Aynıyız)
- Az önce yedikleri için şükür duası etti. Bu onun tuhaflıklarından biriydi; önce değil sonra şükretmek. Bir fırsat yakalamakla onun tadını çıkarmak arasında pek çok şey ters gidebilirdi , dolayısıyla elden kaçacak bir şey için Tanrı'ya şükretmek acıklı bir durumdu. (Yağmur Yağmalı)
- şu ana kadar sapasağlam kalabilmiş olmasına rağmen tuhaf bir şekilde kırılgandı. (Yağmur Yağmalı)
- Ben sadece ,ileriye doğru gitmeye karar verdikten sonra geriye dönmekten pek hoşlanmam. (Yağmur Yağmalı)
- Tanrı elbetteki gezegendeki tüm insanları tanıyordu. (Yağmur Yağmalı)
- İnsanlar, birinin kendin yaşamının ötesinde bir şeyi umut etmesini düşünemiyorlar artık. (Yağmur Yağmalı)
- Birkaç dakika sonra yemek yemenin ona göre olmadığı düşüncesine kapıldı. (Yağmur Yağmalı)
- Nefes aldığım sürece seveceğim... (Derinin Altında)
- Nefes aldığım sürece seveceğim… (Aslında Hepimiz Aynıyız)
- Ancak yaşıyor gibi yapmalıydı, umudu, canlılığı , duyguları varmış gibi yapmalıydı, kızının hatırı için , böylece kızı da pes etmezdi. Kızı için güçlü olmalıydı , onu rahat ettirmeli , eve yatağına götürmeliydi, ihtiyacı varsa onu taşımalıydı hatta. (Yağmur Yağmalı)
- "Biliyor musun," dedi, sanki rüya görüyor gibi, "bazen asıl konuşmaya değer şeylerin, insanların konuşmayı kesinlikle reddettikleri şeyler olduğunu düşünüyorum." (Aslında Hepimiz Aynıyız)
- Aynı acıların çekilmesinin yakın arkadaş olmaları için yeterli olmadığını görmüştü Isserley. (Aslında Hepimiz Aynıyız)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin