Doğum Tarihi: 1921
Doğum Yeri: Viyana
Nermin Abadan-Unat kimdir?
Prof. Dr. Nermin Abadan Unat, 1921 yılında Viyana'da doğdu. Türkiye'de iletişim bilimlerinin oluşumuna katkı veren öncü isimlerdendir. Public Opinion sözcüğünün Türkçe karşılığı olan Kamuoyu sözcüğünü Türkçeye kazandırmıştır. Ayrıca Public Relations teriminin Türkçe karşılığı Halkla Münasebetler (Halkla İlişkiler) sözcüğünü literatürde ilk kez kullanan kişi olarak bilinir.
İzmir Kız Lisesi'nin ardından İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Nermin Abadan, 1944 yılında girdiği Ulus gazetesinde 1950 yılına kadar çalıştı. Kazandığı bir bursla Amerika'ya giden Nermin Abadan, Minnesota Üniversitesi'nde aldığı lisansüstü eğitimden sonra 1953 yılında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde asistan olarak göreve başladı. 5 yıl sonra doçent, 1966 yılında da profesör oldu. Aynı fakültede Siyasal davranış enstitüsünü kuran Unat, yurt dışında birçok yerde çalışmalar yaptı. Yurt dışındaki göçmen Türk işçiler ve kadın sorunları konularıyla ağırlıklı olarak ilgilendi. Türk Toplumunda Kadın adlı kitabı, Almanca ve İngilizce dillerinde de yayımlandı.
Uluslararası Siyasi İlimler Derneği (IPSA) başkan yardımcılığı, Türk Sosyal Bilimler Derneği başkanlığı, ve 1978’den itibaren Avrupa Konseyi’nin kadın-erkek eşitlik Komisyonu başkan yardımcılığı gibi görevlerde bulundu. 1978 - 1980 yılları arasında CHP'den kontenjan senatörü olarak meclise girdi. 1989 yılında SBF'den emekli oldu.
Nermin Abadan Unat, Boğaziçi Üniversitesi ile İstanbul Üniversitesi’nin Kadın Araştırma Merkezi’nde ders vermektedir. Yurt dışındaki Türk işçiler konusunda yaptığı çalışmalar nedeniyle Almanya Devlet Başkanı’ndan liyakat nişanı alan Nermin Abadan'ın Almanca, İngilizce, Fransızca kitap ve makaleleri bulunmaktadır.
Nermin Abadan, 1967 yılında vefat eden siyasetçi, hukukçu ve yazar Yavuz Abadan ile evliydi.
--reklam--
Nermin Abadan-Unat Kitapları - Eserleri
- Bitmeyen Göç
- Yüz Yıllık Umut
- Kum Saatini İzlerken
--reklam--
Nermin Abadan-Unat Alıntıları - Sözleri
- Tahminlere göre, 1964-1973 yılları arasında Türkiye’den yurtdışına giden yaklaşık 9.000 kadar ilkokul öğretmeni, endüstri işçisi olarak çalışmıştır. Bu işçilerin yurtdışına gidebilmek için asıl mesleklerini gizlemiş oldukları da anlaşılmaktadır. Tarım toplumlarının egemen özelliğini oluşturan (sosyo-ekonomik açıdan) aşağı doğru toplumsal hareketlilik, kısmî olarak statü bilinçliliğine yol açmakla beraber, yoğun ölçüde işten duyulan memnuniyetsizliği de yaratabilir. (Bitmeyen Göç)
- 1966-67 yıllarında özellikle Alman otomobil sektöründe baş gösteren ekonomik kriz başkaları ile birlikte 70.000 kadar Türk işçisinin işten çıkartılmasına neden olmuştu.13 Bu durum ilk defa olarak yabancı işgücü sorununa eleştirel bir gözle bakılmasına yol açmıştır. Yabancı işçilerin bir Konjunkturpuffer (yedek işgücü ordusu) mu yoksa ileri derecede endüstrileşmiş bir toplumun doğal öğesi mi oldukları konusunda yoğun tartışmalar başladı. (Bitmeyen Göç)
- e. Kapitalist ekonomiler, kendi sınırlarının ötesinde yaptıkları yatırımları korumak için, gerektiğinde siyasal ve askerî müdahaleler yapmaktadırlar. Bu tür müdahaleler başarısızlığa uğradığında bu kez merkez ülkelere yönelen sığınmacı akımlarına yol açmaktadır. Bu gelişme de uluslararası göçün bir diğer görünüşüdür. (Bitmeyen Göç)
- Kültürel değerler adına genç dimağları tartışılmaz dogmalara saptıran ulus-ötesi ağlar ağırlık kazanırlarsa, dışarıdaki Türkler etnik ve dinsel farklılaşmalar nedeni ile “alt sınıf”ların önemli bir kısmını oluşturacaklardır. Yeni ülkelerinde farklı, insan hakları ve rasyonel düşünceye üstünlük tanıyan, laik dünya görüşünü önplanda tutan kuşaklar yetişirse Türk kültürü yeni bir sentez içinde filiz verecektir. Türkiye’ye düşen görev iç odaklı politikalar yerine dışa dönük, küreselleşmeye karşı haklı eleştirileri ve dirençleri belirli bir uyumla birlikte götürecek politikalar üretmek ve ulusal sınırlarımızın dışındaki Türkiye’leri kucaklayarak ilgisini sürdürmektir. (Bitmeyen Göç)
- Miraç gibi hem Almanya hem de Türkiye’de faaliyet gösteren seyahat acenteleri her hacı adayından 1700 dolar ücret talep etmişti. Oysa böylesi bir hac yolculuğunun esas fiyatı 1300 dolardı. Geri kalan 400 dolar ise iki seyahat acentesi ile Erbakan'ın genel başkanı olduğu Refah Partisi arasında bölünmüştü. (Bitmeyen Göç)
- Başta Frankfurt olmak üzere çeşitli kentlerinde 112 dernek; İsviçre, Avusturya, Belçika, Hollanda ve Danimarka’da ise 44 Türk işçi derneği faaliyete geçmişti. Zamanla bu dernekler ideolojik bir kutuplaşmaya sürüklendiler. Daha 1973’te faşist eğilimli Milliyetçi Hareket Partisi; Berlin, Hannover, Köln, Mannheim, Münih ve Stuttgart’ta altı özerk birim kurmuş ve “Bozkurt” adlı bir milis örgütünü faaliyete geçirmiş bulunuyordu. (Bitmeyen Göç)
- “Şahap, evinde karısı, beş çocuğu, oğlunun karısı ve iki torunu ile hep birlikte oturuyordu. Misafir odası modern şehir işi möblelerle döşenmişti, ama hiçbiri de kullanılmamıştı. Odada iki tane elektrikli battaniye, iki tane abajurlu lamba, bir tane mikser, bir tane elektrikli bıçak bileyicisi, 5-6 tane saat, bir tane elektrikli süpürge, tavanda bir sürü plastik noel süsleri, romatizmalı kimselerin kullandıkları elektrikli güneşlenme makinası, bir çamaşır makinesi, Türk malı kurutucusu, bir buzdolabı vardı, ve aile köye ELEKTRİĞİN GELMESİNİ bekliyordu!” (Bitmeyen Göç)
- 1992 anketine göre sığınmacılara karşı kaba kuvvet kullanmaya Batı Almanyalıların ortalama %8'i onay vermiş, Doğu Almanyalıların ise %18'i. Genel olarak şiddet yanlısı yüksek öğretim görmüş Almanlar %6, ilkokul eğitimliler ise %18,5'dur. Bu şiddettin gösterilmesinden utanç duyanlar ise Doğu'da ortalama %58 iken, Batı Almanya'da %66'dır. [Kendime not: Görüldüğü üzere Batı Almanya, Doğu Almanya'ya göre; her bölgede okumuşlar ise okumamışlara göre şiddete daha karşıdırlar. Dün Türk'e, bugün başka bir ırka, yarın ötekine şiddet aynı şeydir, sadece cahil insan ırkçıdır. Sadece zekâsı yetmeyen, eğitimsiz insan özgürlüğünü arayanlara terörist der. Ve sadece yetersiz insanlar şiddeti gördüklerinde "haketmiş aslında" diyerek kendilerini teskin ederler.] (Bitmeyen Göç)
- Günümüz aydınları içinde Anti-Kemalizm'i( Kemalizm karşıtlığı) ilerici bir düşünce tarzı sayanlar bu milletin Atatürk'e olan bağlılığını anlayamazlar. Herkes yaşlısı, genci, köylüsü, kentlisi, bu ülkenin ancak Mustafa Kemal sayesinde yeniden yaşanabilir bir hale geldiğini biliyordu. Özellikle yirmi birinci yüzyılın başında Bosna-Hersek'te Müslüman azınlığa yapılan etnik temizliği izleyen bugünkü kuşaklar Atatürk'ün büyüklüğünü daha iyi anlamaya çalışmalıdır. (Yüz Yıllık Umut)
- Johan Galtung’un işaret ettiği gibi “asimetrik” (bakışımsız) etkileşim, belirli tipteki bir işbölümü ile gelişen ülkeler arasındaki ilişkileri belirlemektedir. “Merkez uluslar” kendi işgücü kaynaklarının gitgide daha yüksek düzeyde bir eğitim düzeyine ulaşmasını ve üstün nitelikler kazanmasını ararken, “çevre uluslar” hammadde sağlamak ve diğer ülkelerin mallarına pazar oluşturmakla yetinmişlerdir. Bu durum (niteliksiz işçi) gönderen ülkeler aleyhine “yeni bir bağımlılık” ilişkisi yaratmakta, işsizliğin, yoksullaşmanın ve azgelişmişliğin sürdürülmesine yol açmaktadır. İşçilerin ülkelerine gönderdiği tasarruflar da bu kısır döngünün devam etmesine neden olmaktadır. (Bitmeyen Göç)
- Federal Alman Cumhurbaşkanı Theodor Heuss Ankara ziyaretinde, meslekî bilgilerini geliştirmek üzere yüz elli Türk sanat enstitüsü mezununa Praktikant (stajyer) olarak Almanya’da staj görme olanağının hazırlandığını beyan etmişti. Bu gelişimi takiben, merkezi Hamburg’da bulunan Zentralverband des Deutschen Handwerks (Alman Sanatkârlar Genel Merkezi), Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu ile “Mittelstand hilft dem Mittelstand” (Ortadirek ortadireğe yardım eder) parolası ile işbirliği yapmak istediğini bildirmiştir. (Bitmeyen Göç)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin