Yrd. Doç. Doktor Oğuz Tan edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Oğuz Tan hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Oğuz Tan hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Oğuz Tan hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Tam / Gerçek Adı: Oğuz Tan

Doğum Tarihi: 1969

Doğum Yeri: İstanbul

Oğuz Tan kimdir?

1969 yılında İstanbul'da doğdu. 1994'te İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. Kütahya'da pratisyen hekim olarak çalıştı. Psikiyatri ihtisasını Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde tamamladı.

Tıp yayıncılığıyla uğraştı. Çeşitli bilimsel yayınlara imza atmasının yanı sıra çok sayıda tıbbi makale ve kitabın Türkçe'ye kazandırılmasına çevirmen ve editör olarak katkıda bulundu. Halen Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nde psikiyatri uzmanı olarak görev yapıyor. İngilizce biliyor. Bilim tarihi, edebiyat ve Türk müziğine ilgi duyuyor. Evli ve iki çocuk babası.

--reklam--

Oğuz Tan Kitapları - Eserleri

  • Takıntılar
  • Depresyon
  • Korkacak Ne Var!

--reklam--

Oğuz Tan Alıntıları - Sözleri

  • Düşünceleri kontrol etmek mümkündür. Duygular da düşünceler sonucunda oluştuğu için, onlar da kontrol edilebilir. (Korkacak Ne Var!)
  • Kılı kırk yaran, ince eleyip sık dokuyan, el attıkları her işi kusursuz yapmaya çalışan insanlar daha sık depresyona girerler. Çünkü bu insanların kafası devamlı meşguldur. (Depresyon)
  • Freud'un bilime getirdiği en büyük yenilik şuydu: İnsanın şu andaki ruhsal durumu, hayatının erken dönemlerinde yaşadığı ama hatırlamadığı olaylara bağlı olabilirdi. Korkan insan korktuğu şeyden niçin korktuğunu genellikle bilmez. İşte Freud bu bilinmeyen, hatırlanmayan kökenleri araştırıyordu. Bunun için de rüyaları anlattırıp çözmeye çalışıyor, ve serbest çağrışım gibi yöntemlere başvuruyor, günlük hayattaki basit dil sürçmelerinden, küçük unutkanlıklardan anlam çıkarmaya çalışıyordu. Freud'a göre her şeyin anlamı vardı, hayatta hiçbir şey tesadüfi değildi. (Korkacak Ne Var!)
  • Gerçek korku, bizi ne zaman harekete geçmemiz gerektiği konusunda uyarır, bu anlamda bir tür uyarandır. Fobiler ise bizleri kısıtlar, engeller ve mantıkdışı tepkiler duymamıza sebep olur. Fobide yaşanan korku hissi iyice aşırılaşır. Korku duygusu zihinde başlar, yaşanan olayla birlikte duygusal tepki açığa çıkar ve benzer durumlara yönelik yoğun bir endişeye dönüşür. Fobik tepkiler genellikle çocuklukta öğrenilir. Bununla beraber hayatın herhangi bir döneminde de görülmeye başlayabilir. (Korkacak Ne Var!)
  • Ama her takıntılı, ağaca bakarken ormanı gözden çıkarır. (Takıntılar)
  • Kafa bozuk plak gibi takılır kalır aynı yerde. (Takıntılar)
  • ...Yoksa takıntılı insan da masayı, örtüyü, vazoyu düşünmek değil; hayatın güzelliklerini yaşamak ister. (Takıntılar)
  • Kendimi sürekli kötü hissetmek… Öyle alıştım ki buna. Bir şeye üzülmem, durup dururken moralimi bozmam öyle kolay ki. (Depresyon)
  • “Kendin yen, güçlü ol,“ gibi öğütlerse, zaten değersizlik duyguları taşıyan hastanın kendisini iyice yetersiz hissetmesine yol açar. (Depresyon)
  • Korkunun somutlaştırılması, onunla başa çıkma gücünü artırabilen bir durumdur. (Korkacak Ne Var!)
  • "normal seviyede korku” insanı tehlikelere karşı koruyan, zorluklarla başa çıkmasını sağlayan, hayatını sürdürmesini temin eden bir duygudur. “Aşırı korku" ise tam tersine hayata intibakımızı zorlaştıran bir durumdur. Hatta "korku hastalığından mustarip kişilerde, ortada gerçek bir tehlike yokken aşırı korku ortaya çıkar. (Korkacak Ne Var!)
  • İçlerindeki karamsar ses, kendilerini merhametsizce eleştirir. (Depresyon)
  • Hayattan zevk alamama hali, depresyon ağırlaştıkça, hayata katlanamama haline dönüşür, hayat zevk veren bir şey olmaktan çıkar, bir acı kaynağı haline gelir. Artık yaşamanın bir saniyesi bile işkencedir. Ve depresyondayken saniyeler geçmek bilmez, asır gibi uzar gider. (Depresyon)
  • Depresyonun verdiği ruhi ıstırap o kadar büyüktür ki, hasta fiziki acıyı hissetmez bile. (Depresyon)
  • Sağlıklı bir insana doğan güneş, yağan yağmur, güzel bir film, komik bir fıkra mutluluk duygusu verir. Ama depresyondaki kişi bu mutluluk duygusunu, yaşama sevincini pek hissedemez. Hayat ona boş ve anlamsız gelir. (Depresyon)
  • Ama görülen, yaşanan, öğrenilen her şey, unutulsa bile insanda iz bırakıyordu. (Korkacak Ne Var!)
  • Nitekim kendisine zarar vermekten endişe duyan takıntılıların çektiği acı, başkalarına zarar vermekten korkanların duyduğu acı kadar büyük değildir. (Takıntılar)
  • Aynı şeyi düşünüp duran kişinin “zihni geviş getirmektedir.“ (Depresyon)
  • Sosyal fobi gibi bozukluklarda yaşanan kaygıların, kişinin çocukluk yaşantılarına bağlı olarak ortaya çıkan çarpık kendilik algısının etkisiyle oluştuğu düşünülür. Sosyal ortamlardan korkmanın sebebi, kişinin her an hata yapma riskinin olduğuna, toplumdaki diğer insanlardan daha çok hata yaptığına inanmasıdır. Sosyal fobik kişi, gerçekte çok hata yapan bir insan değildir. Hatta muhtemelen başkalarından daha az hata yapıyordur. Böylesi durumlarda, bireysel ve grup müzikle tedavi etkinlikleri, bozulmuş kendilik algısını düzeltmede etkili olur. Bunun için şarkı söyleme ve müzik aleti çalma faaliyetleri en etkili yöntemlerdendir. (Korkacak Ne Var!)
  • Günümüzde bile okuma yazmayı öğrenip sonra unutan insanlara rastlarız. Çünkü okuyacak materyal, yazacak bahane bulamamışlardır ömürleri boyunca. (Takıntılar)