Doğum Tarihi: 1976
Doğum Yeri: Erzurum
Osman Nuri Küçük kimdir?
1976 yılında Erzurum'da doğdu. 1998 yılında Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde yüksek lisansını tamamladı. (2001) MEB bursu ile sahasıyla ilgili araştırmalarda bulunmak üzere yılında Mısır'da bulundu (2004). Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tasavvuf Anabilim Dalı'nda “Mevlânâ'da Benlik Dönüşümü: Sülûk” adlı Doktora tezini hazırladı (2007). 2011 yılında doçent olan Küçük halen Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesindeki görevini sürdürmektedir. KÜÇÜK, evli ve iki çocuk babasıdır.
--reklam--
Osman Nuri Küçük Kitapları - Eserleri
- İbnü'l Arabi
- Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri
- Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim
- Sufiliğin Zirvesi
- Fususu'l-Hikem ve Mesnevi'de İnsan-ı Kamil
- Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri
- Mevlana ve Hünkar
- Namazla Muhabbet
--reklam--
Osman Nuri Küçük Alıntıları - Sözleri
- Yapılan her yenilik ve iş “akılcı” yaftası ile takdir edilirken, terk edilen her metot da aynı sifatı taşıyarak ileri sürülmüş olmasına rağmen “akıl dışı” ve “çağ dışı” denilerek terk edilmektedir. Burada eskiyi ve yeniyi bulan aynı akıl olmasına rağmen “akıl dışı”na itilivermek neden kaynaklanıyor? (Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri)
- Rüyaları tıpkı masal ve mitoslar gibi semboller dili olarak niteleyen Erich Fromm, bunun unutulan bir dil olduğunu belirtmiştir. (İbnü'l Arabi)
- "Gam ferahlık haline geldi mi, insana keder verme dikeni yok olur gider." (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- “Acele, Şeytan'ın hilesidir; sabır ve tedbir, Allah'ın lütfudur.” “Yakinen bil ki bir işte teenni ve ihtiyatlı davranmak Rahmân 'dandır. Acele etmekse, mel'ün Şeytan'dandır. Ey ihtiyatlı adam! Köpeğin bile önüne bir lokma atsan, köpekliğine rağmen, o bile önce koklar da sonra yer. Hayvan burnuyla koklar, biz aklımızla koklarız. Dikkatlice bir bak; bizim de her şeyi inceleyerek aklımızla kokladığımızı (anlarsın). (Mesela) Allah bile bu yerlerle gökleri teenni ile tam altı günde yarattı.? (Teenni hikmetine riâyet etmek istemeseydi) 'Kün' der demez yerler de olurdu, gökler de; Hakk Teâlâ buna kadirdi. Bir emriyle, ânında yüzlerce yer gök yaratabilirdi. (Yine örneğin) Allah bütün kudretiyle beraber insanı, teenniyle tam kırk yılda kemal sahibi eder. Bir anda yokluktan elli kişiyi uçurup bu âleme getirmeye kadirdir. İsâ, bir duâ ile hemencecik ölüyü diriltmeye muktedirdi de; İsâ'yı yaratan, insanları bir anda yaratmaya kadir değil midir? İsâ'ya nazaran kudreti, kat kat üstün değil midir? Hakk'ın bu teennisi, arzu ettiğin ve hedeflediğin şeyi senin de yavaş yavaş, fakat sürekli ve sağlam bir biçimde teenniyle yapmayı sana öğretmek içindir. Daima akıp duran küçük bir dere ne pislenir, ne kokar. Bu teenni ile insan, saâdet ve devlete erişir. Bu teenni, yumurtadır; devlet de kuşlar gibidir.” (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- O geceleri kendi rahat yatağında bile bir kulağı kirişte uyurdu. Şimdi başkası tarafından uyutulmak hiç hoşuna gitmiyordu . (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Dünyada diken tohumu eken kimseyi, sakın gül bahçesinde arama! (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- Gayesi yüce olanın "hayır" deyişi ise daha kuvvetli olmalıdır. (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- "...zevk ve lezzetleri sebeplerde arama. Çünkü o mana,sebeplerde ödünç olarak bulunmaktadır.." (Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri)
- Bilgi huzursuzluğu arttırır. (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Hakikî bir sebep olmadıkça zahiri bir sebep kendiliğinden nasıl ortaya çıkar. (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Bu âleme bak da gör, baştan başa savaştan ibaret. Zerre zerreyle adeta kâfirlikle dinin savaşı gibi savaşır durur. Bir zerre sola doğru uçmada, öbü rü sağa doğru koşup, aradığım aramada. Bir zerre yücelere gitmede, bir zerre baş aşağı düşmede. Durur gibi görünürler ama savaşlarını durgunluk âleminde bir görsen! Onların görünüşteki savaşları, gizli savaşlarından ileri gelmede. Bu aykırılığı gör ve o aykırılığı anla."m (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Sevdiğin şeyler, seni kör ve sağır eder. (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- Mevlânâ “Gam, sıkıntı ve darlıktan başına ne gelirse hepsi, işin sonunu düşünmeme korkusuzluğundan yani edebsizlikten ve küstahlıktan gelir” ifadesiyle edebsizlik ile insanın iç huzursuzluğu ve sıkıntıları arasında bağ kurmaktadır.174 Mevlânâ’nın edebsizlik ile iç huzursuzluk arasında kurduğu bu ilişki, günümüzde insanî bunalımların nedenlerinden biri olarak gösterilen değerlerin aşınması savını hatıra getirmektedir. Bu kabule göre, insanın iç huzursuzluklarının temelinde, insan eylemlerinin öncelik ve sonralığını belirleyen sabit değerlerin olmayışı, yahut değerler arasında yaşanan çatışma yatmaktadır. Diğer bir ifadeyle insan, şayet kendini mutlu hissetmiyorsa, kendi kurallarını ihlâl ediyor demektir.175 Buna göre edeb, sâlikin her vakitte uyması gereken değerler hiyerarşisine uygun hareket etmesi iken; edebsizlik de bu tabiî seyrin dışına çıkılarak değerlerin aşınmasını ifade etmektedir. Mevlânâ, edebsizliğin olumsuz sonuçlarının, sadece insanî düzlemde birey ve toplum hayatıyla sınırlı kalmadığını; edebsizliğin meydana getirdiği dejenerasyonun, insanın yaşadığı dünyaya da sirâyet edeceğini belirtir.”176 Mevlânâ’nın bu yorumundaki edebsizliğin, Kur’ân’daki fesad kavramı ile örtüştüğünü söyleyebiliriz.177 --------- 174. Mesnevî, c. I, b. 89. 175. Benzer değerlendirmeler için bkz. Anthony Robbins, İçindeki Devi Uyandır, çev.: Belkıs Çorakçı, İnkılâp Kitabevi, İstanbul 1991, s. 433. 176. Bkz. Mesnevî, c. I, b. 80. 177. Bu bağlamda şu ayeti zikredebiliriz. ““İnsanların ellerinin işledikleri ve bundan bir kazanç sağladıkları şeyler sebebiyle karada ve denizde fesat ortaya çıktı” (Rum, 30/41). (bkz.!Konuk, Mesnevî i Şerîf Şerhi, c. I, 3. 119) (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- Vettîni Sûresindeki: Insanı en güzel şekilde yarattık' ayetini oku! Ey dost! En değerli inci cândır. (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Mevlânâ'nın semâ' için belirlediği düzenli vakitleri yoktu. Hoşa giden, manalı bir ses, Mevlânâ'yı semâ' ettirmeye kafi gelirdi. Sokakta, pazarda, meram bağında, değirmende Konya meydanında semâ' ederdi.Semâ' ile Mevlânâ, adeta zerreden küreye, atomdan gezegenlere kadar tüm evrenin işleyişibe katılımı sembolize etmekteydi. (Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri)
- PÎR-İ MUHABBET HZ. MEVLÂNÂ'YA İTHAF. Esrar Dede'nin, Şeyh Galib'in... aziz hatırası önünde eğiliyorum. Şuarâ-yı Mevleviye'nin affına sığınarak karaladığım birkaç beyit ile başlamak isterim. Ey bahr-ı bîpâyanın meltemini hissettiren Yüce Sultan! Kelimelerimizdeki bentleri kıran mana eri, Teşbihleri kafiye incisiyle dizen söz cengâveri, Söz meclisini türlü lezzetle donatan kerem sahibi. Şeriatın hüsn nikâbın açan hakikat mahremi, Sığ zihinlerin daralttığı Muhammedi yolun muhyiddini, Duygu sarrafı! Gönül dikenlerinin ilâhî hekimi, Velâyet mişkâtının uyanan kandili, Dest-gîri âşıkansın, vâris-i nebi. Gönlümüzdeki gizli putlara neşter atan ibrahim, Her kuşla konuşan Süleyman dilli, Mizmar-ı Hakk'a mazhar Davudî Veli, Neyin, rebabın, kudümün lahûtî sesi... Allah'ın kelimesini üfleyen İsevî nefes, Kelimullahın aklını konuşturan Musevî Celâl... Muhammed'in muhabbet tohumunun aşk meyvesi, Habibullah'ın ve yolunun toprağı Müslüman Veli. Muhammedi hatem sahibisin, tut mührünü gönlümüze karanlık girmesin. At oklarını; avla gönlün serkeş hüthütlerini, ötmesin. Doğru bir anlayışın hasretinden ölen engin idrak, idrâkinin nuru ile İlâhî! Gönlümüzü aydınlat! 14 Mart 2016 Pazartesi Osman Nuri Küçük (Sufiliğin Zirvesi)
- "Ey yolcu! Kalbe yürü, orada seyret, orada gez dolaş." (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- Mevlâna, birinin "Yer, gök, arş ve kürsî olmadan önee Allah nerdeydi?" diye sorması üzerine de şöyle karşılık verir: "Bu soru ta baştan bozuk. Çünkü Allah, zamanla ve mekanla kayıtlı olmayan varlığa derler. Sense bunlardan önce nerdeydi diye soruyorsun. Hallerin ve düşün celerin bile yerleri yokken, düşünceleri yaratanın yerinin olduğu nasıl dü şünülebilir? Düşünceyi yaratan elbette düşünceden daha latiftir. Meselâ; bir ev yapan mimar, elbette evden daha latiftir. Çünkü o mimar, bunun gibi veya bundan başka yüzlerce ve binlerce birbirine benzemeyen evler ve plan lar yapabilir. İşte bunun için o binadan daha değerli ve latiftir. Ancak o letafet, duygu âlemine giren bir ev kurmadıkça, bir iş yapmadıkça görün mez. Bu yüzden bir ev kurmalı, bir iş yapmalı ki letafet yüzünü göstersin. Bu nefesin, kışın görünür, yazın görünmez. Bu, yazın nefesinin yok olduğu anlamına gelmez. Bunun gibi senin sıfatların, senin anlamların da latiftir, bir iş olmadıkça göze görünmez. Meselâ; şefkatin vardır ama göze görün mez. Bir suçluyu bağışlarsın, şefkatin gün yüzüne çıkar, görünür. Aynı şekilde öflcen ve kahrın da vardır, gözle görülmez. Ancak bir suçluyu vur dun kırdın mı, kahrın göze görünür. Bu misallerin sonu yoktur. Yüce Allah da pek latiftir, bu yüzden göze görünmez. Kudreti, sanatı gözle görülsün diye göğü, yeri yarattı. Bu yüzden de "Göğe bakmaz mısınız nasıl da kur duk onu" 146 buyurur." 147 (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Bu makamda akıllar elden çıkar, kalem buraya vardı mı kırılır, birşey yazamaz olur. (Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri)
- - " (...) İbn Arabî düşüncesinde varoluş, Hakk'ın mutlak vücûdunun taayyün ve zuhûr edip varlık mertebelerine tenezzülü ile ilahi isimlerdeki kemâlâtın zuhûru olarak görülür... [...] İlâhî isimlerdeki kemâlâtın zuhûru ise ancak bütün isimlerin fiilen zuhûruna kabiliyeti olan insan-ı kâmil mertebesine tenezzül edip orada taayyün etmesine bağlıdır..." (Fususu'l-Hikem ve Mesnevi'de İnsan-ı Kamil)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin