Yazar Pam Brown edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Pam Brown hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Pam Brown hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Pam Brown hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 1948

Doğum Yeri: Seymour

Pam Brown kimdir?

--reklam--

Pam Brown Kitapları - Eserleri

  • Charlie Chaplin
  • Martin Luther King
  • Florence Nightingale
  • Çok Sevgili Anneme
  • Çok Sevgili Büyükbabama
  • Çok Sevgili Oğluma
  • Hoşgeldin Bebek
  • Sevgili Öğretmenime

--reklam--

Pam Brown Alıntıları - Sözleri

  • Üstte: Köleliğin korkunç gerçeği. Ailelerinden ve Köylerinden sürüklenip alınan köleler, silahlı çapulcular tarafından birbirlerine zincirlenirlerdi. Bu Afrikalı köleler, yıllar boyu ağır işlerde çalıştırılıp, kullanılırlardı. ABD'deki kölelik günleri, Abraham Lincoln'ın, 1863'teki bildirisiyle son buldu. Ama dünyanın başka ülkelerinde kölelik düzeni hala sürüp gitmektedir. Bu fotoğraf, 1890'da Batı Afrika 'da yakalanmış köleleri göstermektedir. Sağda: On beş milyon kişi, ranzalara zincirlenmiş olarak At/antik Okyanusu'nu aşıp Amerika ya getirilmiştir. Bu yolculuklar sırasında birçoğu sağlıksız koşullar yüzünden ölmüştür. Martin Luther King Jr. 'ın dedesi de bir köleydi. (Martin Luther King)
  • Kimi zaman ise ağlamamak için gülüyorum ki, bu bambaşka bir şeydir. (Charlie Chaplin)
  • Derinde bir yerlerde, zamanın anlamsız bir biçimde israf edildiğinin bilincini taşıyordu. Yaşamı hep böyle mi geçip gidecekti? (Florence Nightingale)
  • Gülümsemediğin gün, kaybolmuş bir gündür. (Charlie Chaplin)
  • Uçamazsan koş, koşamazsan yürü, yürüyemezsen sürün. Ama ne yaparsan yap ilerlemek zorundasın.' (Martin Luther King)
  • "Benim Acım birinin gülüşüne sebep olabilir ama benim gülüşüm asla birinin acısına sebep olmamalı " (Charlie Chaplin)
  • Dört çocuğumun, bir gün, derilerinin rengiyle değil, karakterlerinin özellikleriyle değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklarını düşlüyorum. (Martin Luther King)
  • Üstün" beyaz ırk, üstünlüğünü haydutların ve katillerin yöntemleriyle kanıtlamaya çalışıyordu." (Martin Luther King)
  • Annelerde kırık parçaları yapıştıran sihirli bir tutkal vardır.  (Çok Sevgili Anneme)
  • Yaşamının, belli bir amacı olduğuna inanmıştı. (Florence Nightingale)
  • “Vatanseverlik, dünyadaki insanların acı çekmelerine neden olan en büyük deliliktir. (Charlie Chaplin)
  • Çekilen acıları öğrenen Britanya halkı, askerlere gönderilmek üzere, gemiler dolusu çarşaf; bandaj ve yiyecek bağışladı. Ne var ki, beceriksiz sağlık memurları, bunların dağıtılmasını engelliyorlardı. Askerlerin çoğu, Florence Nightingale'i "Çekiçli Bayan " diye çağırıyorlardı. Gerçekten de, malzeme depolarının kapaklarını kırarak açmış ve gelen malzemeyi umutsuz hastalara dağıtmıştı. (Florence Nightingale)
  • Şu zalim dünyada hiçbir şey kalıcı değildir, dertlerimiz bile… (Charlie Chaplin)
  • "Benim zavallı askerlerim. Sizi Kırım mezarlarında bırakıp geldiğim için, ben ne kötü bir anneyim . Hastalıklar yüzünden, altı ayda sekiz alayın yüzde yetmiş üçünü yitirdik. Onları düşünen kim kaldı?" (Florence Nightingale)
  • Annelerde kırık parçaları yapıştıran sihirli bir tutkal vardır. (Çok Sevgili Anneme)
  • Gariptir. Mükemmel bir hemşire olduğu halde, sarhoş adamlarla, başka insanların ondan korkmasına neden olan soğuk bir yanı vardı. (Florence Nightingale)
  • Florence Nightingale, tarihe Kırım Savaşı'nda yaralıların arasında gezinen, Lambalı Kadın olarak geçmiştir. (Florence Nightingale)
  • Sözlük Ayrımcılık: Bir insanın ya da bir grup insanın, ötekilerden ayrılarak olumlu ya da olumsuz muamele görmesi. Siyah insanlar, ırkları nedeniyle olumsuz muamele görüyorlardı. (Martin Luther King)
  • sol düşüncelere ya da örgütlere, herhangi bir yakınlığı olan, hatta anlayışla yaklaşan herkes, vatan haini ilan ediliyordu. (Charlie Chaplin)
  • Kadınların iyi bir evlilik yapmaları, aile kurmaları, boyun eğen ve destekleyen kişiler olmaları bekleniyordu. Florence ise iyi eğitimli, düşünen ve sorumluluk duyan bir insandı. Yemeklere ve danslara davet edilmedikleri günlerde, şömine başında oturulan uzun gecelerde yapılan nazik ve anlamsız sohbetlerden boğulmaya başlamıştı. Çığlıklar atarak evi başlarına geçirmek istiyor, ama dilini ısırarak susuyor ve giderek daha mutsuz bir genç kıza dönüşüyordu. (Florence Nightingale)