Doğum Tarihi: 1983
Doğum Yeri: Silistre
Ramis Çınar kimdir?
Ramis Çınar, 1983 yılında Silistre’de doğdu. 1989 yılında gerçekleşen zorunlu göç esnasında ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç etti. İlk, orta ve lise öğrenimini Tekirdağ’da tamamladı. Selçuk Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nü bitirdi (2004). Özel sektörde satın alma, kamuda basın-yayın alanlarında çalıştı.
Üniversite yıllarında yazınsal çalışmalarına başlayan Çınar, buruk bir aşk hikâyesini konu alan Söylenmemiş Sözler adlı romanıyla 2009 yılında edebiyat dünyasına adım attı. Ekim 2012’de, Balkan Savaşları ve 1. Dünya Savaşı’nın yaşandığı yıllarda Rumelili kalabalık bir ailenin hikâyesini, dönemin atmosferiyle birlikte anlattığı Savaş ve Ayrılık & Elveda Rumeli adlı romanını yayımlayan Çınar, daha geniş bir okur kitlesine ulaştı. Bu eserin güncellenmiş 2. baskısı Parafiks Yayınevi tarafından Nisan 2014'te yeniden yayımlandı. Çınar'ın uzun yıllar üzerinde çalıştığı Aşk, Hayat ve Arayış adlı romanı Haziran 2014'te kitapseverlerle buluştu.
--reklam--
Ramis Çınar Kitapları - Eserleri
- Elveda Rumeli
- Ömrümün Dört Mevsimi
- Kanadı Kırık Kelebekler
- Aşk, Hayat ve Arayış
- Savaş ve Ayrılık
- Söylenmemiş Sözler
--reklam--
Ramis Çınar Alıntıları - Sözleri
- "Şu dünyada savaş kadar kötü bir şey yok." (Elveda Rumeli)
- "Hiçbir yer insanın memleketi gibi olamaz.." (Elveda Rumeli)
- Şimdi, ergenlik çağındaki haliyle hatırladığı Kübra'nın ölümünü düşünüyordu. Savcıdan haberi aldığında inanılması zor bir şaka gibi gelmişti. Gerçeği kavradıkça acısı daha da artıyordu. "Ah be Kübra bu duruma mı düşecektin?" diye söylendi. Gerçekten de üzülmüştü ama üzüntüsünün nedeni ömrünün baharındaki bir insanın, rüzgardaki bir mum misali sönmesi değil, onunla cinsel birlikteliğinin yalnızca bir kereyle sınırlı kalmış olmasıydı. Saplantılı bir tutkuyla arzuladığı genç bedenin toprak altında böceklere, solucanlara ve çıyanlara yem olacağını aklından geçirince içinde isyan duygusu kabardı. (Kanadı Kırık Kelebekler)
- "Şu hayatta her şeyin bir sebebi var .." (Elveda Rumeli)
- Belki o benim kaderimdi.Ve aynı zamanda kadersizliğimdi. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- Yine de bu dünyada ebedi bir acı yok. İnsan unutmasa bile zamanla alışıyor. (Elveda Rumeli)
- Yaşadığım acı hiçbir zaman azalmadı. Sadece zamanla saba katlanılabilir hale geldi. Böylelikle günlerimi daha dingin bir ruh haliyle geçirmeye başladım. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- “ İyi ve güzel şeylerin olabilmesi için ne yapması gerektiğini bilmiyordu.Bunu bilse bile kaderine yön verecek gücü bulamazdı kendinde.Doğduğu yeri, ailesini ve ne şartlarda yaşayacaklarını kendisi seçmemişti. Ama kendi rızası dışında yaşanan gelişmelerden fazlasıyla etkilenmişti..” (Kanadı Kırık Kelebekler)
- Hasret öyle bir şey ki, insanın sıradanlığın içinde bile ayrı kaldığı her şeye özel ve sıra dışı anlamlar yüklemesine neden oluyordu. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- Annesiz ve babasız oluşum çocukluğumun en acı hatıralarını yaşamama neden olacaktı. Sokakta, mahallede veya okulda bir araya geldiğim çocuklarla aramızda ne zaman bir anlaşmazlık çıksa çok ağır ifadelerle geçmişimi yüzüme vurdular. Bana en hassas olduğum konu üzerinden saldırdıkları için onlara her defasında en ağır şekilde karşılık verdim. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- Genetik özellikler, gelenekler ve alışkanlıklar gibi mutsuzluklar da sonraki nesillere geçiyordu sanki. Ne gariptir ki, bu kitabı kısır döngüyü değiştirmek kolayca mümkün olmuyordu. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- "Bu toprakta uzun yıllardır kan hiç durmadı." (Elveda Rumeli)
- "Onların gözü yükseklerde de; benim ki alçaklarda mı sanki? Düşmez kalkmaz bir Allah. Nereden biliyorlar ileride kimin ne durumda olacağını?" (Ömrümün Dört Mevsimi)
- Abisinden ödünç aldığı arabayla amaçsızca gezerken, en damar şarkıların çalındığı bir radyo kanalını açtı ve baharat kıvamındaki arabesk nağmeleri acısına sos yaptı. (Kanadı Kırık Kelebekler)
- Pek çok insanın birbirini tanıdığı, mahrem konuların kolayca dedikodu malzemesi olabildiği, çevredeki mahalle baskısı ve değer yargılarını daha çok küçük yaşlarda içselleştirmiş olmasının etkisiyle annesi ve babası boşanmış bir kız durumuna düşmenin utancını yaşadı. (Kanadı Kırık Kelebekler)
- Akşam hareketliliğinin yaşandığı caddelerde ilerlerken, ön yolcu koltuğunda oturan Mehtap, hayatlarında kırılma noktası olan olaylara sahne olan bu şehrin hızla değiştiğini aklından geçirdi. Hee zamanki alışkanlıklarını sürsüren insanların rahatlığıyla dinginliğini, yaşamın ne denli adaletsiz ve acımasız olduğunu düşündü. (Kanadı Kırık Kelebekler)
- Çünkü aşk gençlik, umut, yaşama tutkusu ve mutluluktu. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- "Seninle karşılaştıktan sonra yaşadıklarımızı düşündüm. Sana haksızlık ettiğimin farkına vardım. Bu yüzden de üzgünüm?" (Ömrümün Dört Mevsimi)
- Oturdukları mahallenin varsıl sakinlerine imrenmesiyle oluşmaya başlayan hayalleri, sonradan daha şatafatlı semtlere çıktıkça iyice şahlandı. (Kanadı Kırık Kelebekler)
- Göç, coğrafyayı değiştirmiş olsa da yaşam koşulları aynı kalmıştı. Hele yoksulluklarından hiçbir şey eksilmemişti. (Kanadı Kırık Kelebekler)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin