Doğum Tarihi:
Doğum Yeri: İstanbul
Semra Aktunç kimdir?
Semra Aktunç İstanbul’da doğdu. İÜ Felsefe Bölümü’nü bitirdiği yıl (1971) Hulki Aktunç’la evlendi: İki oğlu var. Mudanya ve Çamlıca Kız liselerinde felsefe öğretmenliği yaptı.
Öykü kitapları: Başkalarının Fotoğrafı (1999), Öyküler Unutmaz (2004), Yalos (2013).Semra Aktunç
--reklam--
Semra Aktunç Kitapları - Eserleri
- Ölmek İçin Güzel Bir Gün
- Yalos
- Öyküler Unutmaz
- Aşkefza
--reklam--
Semra Aktunç Alıntıları - Sözleri
- "Birlikte konuşup ağladığımız o son akşam söylediği söz hem çıkmıyor aklımdan, hem ürpertiyor beni hala: Sana yazmıyorsam, bil ki artık bu dünyada değilim." (Ölmek İçin Güzel Bir Gün)
- Ruhların oturduğu pencerelere bakacak cesaretim yok, ya Sait Faik de oradaysa? (Yalos)
- ...sezerdim bizi sevdiğini; sezilen şeyden söz etmek gerekmez ki... (Yalos)
- Şimdiki gençler bize benzemiyor Nermin Abla. Sevimsiz değiller de ne bileyim, çok acemiler sanki. Yaşama acemisi. Yalnızlar, ürkekler, çabuk sıkılıyorlar. İşlerini kaybetmekten, birilerine bağlanmaktan korkuyorlar. Tek başlarına yaşamayı seçiyor, hayatlarını böyle kurguluyorlar. Tuhaf bir iletişim kuruluyor bazen aralarında, çabucak tüketiyorlar onu da. Âşık olmaktan çok aşk yapmayı tercih ediyor, birlikte olmak diye adlandırıyorlar sevişmeyi. İlk duyduğumda hoşuma gitmişti bu "birlikte olmak". Ne iyi işte demiştim, kimse kimsenin olmuyor, kimse kimseye "en değerli şeyini" vermiyor. Sonraları fark ettim ki birlikte olmak, gerektiğinde karşılanan bir ihtiyaç yalnızca, sonra herkes kendi dünyasına kapanıyor. Böyle olunca sevgi, özveri, birbiri için özel olma, vazgeçilmezlik filan yok, yitip gidiyor. Bazen bir-ikisini el ele görünce öyle yakıştırıyorum ki birbirlerine ama olmuyor, haftalar içinde bitiyor aşk. Bir anlatabilsem Nermin Abla, yaşayabildiğimiz ve mutluluk diyebileceğimiz ne varsa, bir sevincin hüzne dönüşmesi arasında değil midir zaten? Sevinçleri çoğaltmak, hüzün zamanını geciktirmek gerekmiyor mu? O biricik hayat hep bir vedaymış gibi görülebilir mi? (Ölmek İçin Güzel Bir Gün)
- Birlikte konuşup ağladığımız o son akşam söylediği söz hem çıkmıyor aklımdan, hem ürpertiyor beni hala: Sana yazmıyorsam, bil ki artık bu dünyada değilim." (Ölmek İçin Güzel Bir Gün)
- Acı azaldıkça yalnızlık çoğalıyor. Yalnızlığın pek korkunç olmadığı da anlaşılıyor, hatta insanın doğasına uyan bir yanı olduğu çıkıyor ortaya. (Yalos)
- Birlikte konuşup ağladığımız o son akşam söylediği söz hem çıkmıyor aklımdan, hem ürpertiyor beni hala: Sana yazmıyorsam, bil ki artık bu dünyada değilim." (Ölmek İçin Güzel Bir Gün)
- ... umut tükenmiyor ki. (Yalos)
- "Derslerden önce mutlaka bir iki öykü okurum, iyi gelir, Sait Faik birinci yazarımdır." (Yalos)
- İnsan en sonunda kaçmaktan başka yol bulamıyor, giderek nasıl alışıyor kaçarak yaşamaya. Ve bir gün gözlerinin içine bakamaz oluyorsun hayatının, kendi hayatının... (Yalos)
- Bazı konularda pek çok kişi aynı fikri taşır, Eylül ayında en az bir gün ve yarım gece Ada’da yaşanmalıdır, fikri de böyledir, kimse itiraz etmez. Eylül mehtabını şöyle doya doya izlemelidir ki, alsın götürsün sizi hatırladığınız aşklara, heyecan dolu gençlik akşamlarına ve gülümseyerek andığınız acemi öpüşlere. (Ölmek İçin Güzel Bir Gün)
- "Bir neş'e umdu gönül, serapa keder oldu." (Ölmek İçin Güzel Bir Gün)
- Bazı akşamlar iskeleye inermiş Hüseyin Rahmi Bey, elinde beyaz eldivenler, bastonuna seyrekçe dayanıp yavaş yavaş yürürmüş sahilde, Adalılar saygıyla selamlarmış onu. Kimi zaman uzun süre kalırmış aşağılarda, sonra kimselere görünmezmiş. Gözümün önüne getirmeye çalışıyorum yazarın turlayışını kıyıda, o zamanlar Rum, Türk, Ermeni, Yahudi iç içe yaşıyorlar Ada’da, evlerden ud sesleri, piyano nağmeleri yükseliyor. Bağırıp çağıran yok. Satın alacağı balığı ayağıyla gösteren de. Ada huzuru, herkesin birlikte sağladığı ve koruduğu bir şey. Rembetiko şarkılarını gece yarısından sonra da duyabilirsiniz ama yormaz sizi, uykunuzu bölmez. En çok da bizim eski şarkılar duyulur, “Nihansın dideden ey mest-i nâzım”. (Ölmek İçin Güzel Bir Gün)
- "Birlikte konuşup ağladığımız o son akşam söylediği söz hem çıkmıyor aklımdan, hem ürpertiyor beni hala: Sana yazmıyorsam, bil ki artık bu dünyada değilim." (Ölmek İçin Güzel Bir Gün)
- Keder de bir zaman sonra sevince dönüşmek istiyor. (Yalos)
- Şimdi bir ada çayı içip mehtabı bekleyeceğim iskelede, bir hüznün içindeyim ama zararı yok, hüzün mehtaba yakışır. (Ölmek İçin Güzel Bir Gün)
- Yalnızca aşk istiyorsun, birinin aşkını değil. Ya da aşkın bir formülü gerek sana, hep elinde tutabileceğin, hep sende kalacak, seninle yaşayacak... Ben ya da bir başkası, seni ilgilendirmiyor. (Yalos)
- Her şeyi ithal edebilirsin, tarihi asla. (Yalos)
- Yalnızlığın pek korkunç olmadığı da anlaşılıyor, hatta insanın doğasına uyan bir yanı olduğu çıkıyor ortaya. (Yalos)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin