Doğum Tarihi: 1979
Doğum Yeri: İstanbul
Sibel Oral kimdir?
Sibel Oral 1979 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. 2000 yılında müzik dergileriyle başladığı gazetecilik mesleğine farklı yayın kuruluşlarında muhabir olarak devam etti. İlk romanı Beni Beklerken 2006 yılında ikinci romanı Zayi "Harp ve Darp Ülkesinde Bir Selvi" ise 2011 yılında yayınlandı. 2009 yılından beri çalıştığı Taraf Gazetesi'nin Kültür Sanat Editörlüğü'nün yanı sıra ilk sayısı 11 Şubat 2011'de yayımlanan Taraf Kitap'ın da editörlüğünü sürdürmektedir.
--reklam--
Sibel Oral Kitapları - Eserleri
- Toprağın Öptüğü Çocuklar
- İşitiyor musun Memet?
- Beni Beklerken
- Zayi
--reklam--
Sibel Oral Alıntıları - Sözleri
- ben, kendimi bekliyorum! (Beni Beklerken)
- "Onu kaldırdım, bunu kaldırdım, ona baktım, buna baktım... Oğlumu gördüm. Harap içinde. Üç saat yaralı kaldı, üç saat... Ambulans gelmedi. Hiçbir şey gelmedi. Kimse..." (Toprağın Öptüğü Çocuklar)
- O yıllarda da "tam bağımsızlık", "devrim", "sosyalizm" gibi ağızlara sığmayan şeyler duyuyordum. Babamın bazı kitapları pastane kâğıtları ile kaplanmıştı. Kitapları annemin bana aldığı pastaların ambalaj kâğıtlarıyla kaplıyorlar, okumaları bittikten sonra çatı katındaki küçük odada saklıyorlardı. Artık çocukluğum değil, annemle babamın kitapları yasaklı zamanlar yaşıyordu. Onlar için üzülüyordum. Ama anneme göre bir gün onların bu tutsaklıkları, yasaklıkları da bitecekti. O zamana kadar bizim gibilere ihtiyaç vardı, dimdik durmalıydık faşistlerin karşısında. "Faşist ne demek anne?" "Eli kanlı demek." "Eli kanlı ne demek?" (Zayi)
- K ağlıyor, Ş ağlıyor, F ağlıyor Alfabenin tüm harfleri ağlıyor. Geçti, geçecek diyemem, Geçmeyecek. (Toprağın Öptüğü Çocuklar)
- Öldürülmüştü insanlar. Öldürülüyorlardı ve daha da öldürüleceklerdi. Birbirlerini öldürüp tarih yazıyorlardı. (Zayi)
- " İnsan kendi topraklarında yaşama hakkına sahip değil mi?" "Sahip..." Ama bizi kendi topraklarımızdan aldılar. (Toprağın Öptüğü Çocuklar)
- Ne olsan aslında hiçbiri olamıyorsun. Sıradan bir kaçak, sıradan bir göçmen, sıradan bir vatansız, sıradan bir Mehmet olamıyorsun. (İşitiyor musun Memet?)
- “ Kendini öldürmek, bir anlamda itiraf etmektir. Hayatın bizi aştığını ya da anlayamadığımızı itiraf etmek.” (Beni Beklerken)
- - Neden ağlıyorsun? + Mutsuzum. - Bu yeni bir şey değil ki... (Beni Beklerken)
- Ve bu sokaktaki insanlar; karaya oturmuş, oracıkta unutulmuş birer gemi sanki... Hele bu şehir, hele bu İstanbul yok mu? Milyonlarca balığı koşturuyor asfaltlarında. (Zayi)
- Biliyorsunuz ya bir ağrısı vardır gitmenin Nereye, ama nereye olursa gitmenin. Hüzünle karışık bir ağrısı. (Zayi)
- “ Freud, rüyamızda gördüğümüz herkesin kendimiz olduğunu söyler.” “ O zaman insan kendinden korkar, değil mi?” (Beni Beklerken)
- Adalet annem sırlarımızı bir yere bırakmamamız gerektiğini söylerdi hep. "Sırlarımız sadece bizimdir ve bizim gibi, bizi anlayacak, bizi anladığında biz gibi düşünecek, yeri geldiğinde kendini bırakıp biz olacak diğer bizlere anlatabiliriz," derdi. (Zayi)
- ben, kendimi bekliyorum! (Beni Beklerken)
- Birileri onları kör etti, dilsiz, kulaksız bıraktı. Ben durdum ve baktım sadece... (Zayi)
- "Saçlarım tutuşur canım yanar kavrulur / Beni bombalar öldürmez bu sessizlik öldürür / Canımın kardeşi, kız kardeşi/ Duy ağıdımı." (Toprağın Öptüğü Çocuklar)
- Bizi bu harp ve darp ülkesinde yaşatanlar bir gün kahraman ilan edilecekler. O kahramanlara karşı duran bizlereyse hain diyecekler. Biz öldürmezken ve onlar sürekli öldürürken kim haktan ve adaletten bahsedebilir ki? (Zayi)
- Susup yaşıyorlar aşk dediklerine "aşk" demeye demeye... Deseler beklentiler başlayacak. Çünkü biliyorlar aşk demek beklenti demek. Ama onlar bekleyemez hiçbir şey, ne aşktan ne de birbirlerinden... (Zayi)
- Aslında kimse kimseye yardım edemez; insan kendine yardım etme gücünü kendi içinde bulmalıdır." (Beni Beklerken)
- "Gittiler; dağdan, taştan, o topraktan çekerek aldılar çocuklarını. Benim babam gitti, yeğenini aldı. Halama, yani kardeşine diyordu, 'Ağlama, bir şeyi yok.' Ama ölmüştü." (Toprağın Öptüğü Çocuklar)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin