İngiliz Filozof Stephen Law edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Stephen Law hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Stephen Law hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Stephen Law hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 1960

Doğum Yeri: Cambridge, Birleşik Krallık

Stephen Law kimdir?

Stephen Law: Londra'daki City Üniversitesi felsefe bölümünden birincilikle mezun olmuştur. Çalışmalarına Oxford Üniversitesi'nde devam eden Law, şu anda Londra Üniversitesi, Heythrop Akademisi'nde felsefe öğretmenliği yapmaktadır. Stephen Law, felsefe alanında yetişkinler ve çocuklar için çok sayıda kitap yazmıştır. Aynı zamanda, Royal Institute of Philosophy'nin yeni popüler dergisi THINK 'in editörüdür

--reklam--

Stephen Law Kitapları - Eserleri

  • Büyük Filozoflar
  • Felsefe Jimnastiği
  • Görsel Rehberler 5 - Felsefe
  • Felsefe dosyaları 2
  • Yaşam ve Evren Hakkında Merak Ettiklerimiz
  • 30-Second Philosophies: The 50 Most Thought-provoking Philosophies, Each Explained in Half a Minute

--reklam--

Stephen Law Alıntıları - Sözleri

  • Augustinus kötülük problemine göre " deprem, tsunami ve doğal hastalıklara neden olan işleyiş ve bunlara ilişkin yasalar artık bilinmektedir. Bu nedenle bu tür olayların insanın işlediği günahtan kaynaklandığı yönündeki iddia insana mantıklı gelmez. Tanrı dünyayı yarattıysa doğanın yasaları tarafından yöneltilen bir dünya yaratmıştır tanrı tarafından konan bu yasalar ışığında ister insanların günahından ister başka sebeplerden ötürü depremler her halükarda olacaktır." (Büyük Filozoflar)
  • "Mutluluk insanın nihai eylemlerinin mutlak amacıdır." -John Stuart Mill (Görsel Rehberler 5 - Felsefe)
  • Konfüçyüs'ün altın kuralı: Başkalarına asla yapmaman gereken şeyler, kendine yapılmasını istemediklerindir. * Bu söz çok rağbet görüyor olsa da bu altın kuralın birçok karşı örneği vardır. Diyet yapan şişman bir adam düşünelim. Bu kişi kendisine şişmanlatıcı bir yemek ikram edilmesini istemez. Oysa Konfüçyüs'ün altın kuralı gereğince, karşısındaki ölme noktasına gelse bile şişman adamın da yemek ikram etmemesi lazım gelir ki bu da pek ahlakî bir sonuç doğurmaz. Ya da bir doktor düşünelim, ölümcül bir hastalığa yakalandığında gerçeğin kendisine söylenmemesini yeğliyor olsun. Konfüçyüs'ün altın kuralına göre, hastaları gerçeği öğrenmek isteseler bile doktorun bu haberi vermemesi gerekir. Aynı şekilde bu örnekte de doğru bir sonuç ortaya çıkmamaktadır. * Karşı örnekleri çoğaltmak mümkündür ama bu söz asırlar boyunca onca hikmet sahibi insan tarafından neden bu denli ciddiye alınmıştır. Belki de bu kuralı harfi harfine uyulması gereken, istisna tanımayan bir yasak olarak değil de, bir tür ahlakî bir hatırlatıcı olarak görmeliyiz. Davranışlarımızı belirlerken tercihlerimizin özellikle bizden uzak olanları derinden etkileyebileceğini kolayca unutabiliriz. Bu altın kural bir adım geri atarak eylemlerimizden etkilenebilecek insanların açısından olaylara bakmamızı hatırlatır. Eğer siyasi bir lider, başka bir ülkeyi bombalama emri verirken o ülke vatandaşlarının bundan göreceği zararı düşünmezse o halde bunu kötü bir karar olarak nitelendirmekte haklıyız demektir. * Konfüçyüs'ün altın kuralı ne yapıp yapmayacağımızı söyleyen bir kanun değil, bir şeyi yapıp yapmamaya karar verirken etraflıca değerlendirmemiz gerektiğini söyleyen bir hatırlatıcı olarak olarak düşünmemiz çok daha mantıklı olur. (Büyük Filozoflar)
  • Yarışta en hızlı koşucu en yavaş koşucuyu asla geçemez; hızlı koşucu,ilk önce yavaş koşucunun başladığı noktaya ulaşmak zorunda olacağı için yavaş olan daima bir adım önde olur. (Büyük Filozoflar)
  • bir zamanlar adamın biri dedi ki tanrı çok tuhaf bulmuş olmalı etrafta kimse yokken bu ağacın hala var olmayı sürdürdüğünü anladığında sayın bayım şaşırmanız çok tuhaf ben her zaman etraftayım işte bunun için ağaç sürdürmekte varlığını çünkü gözlemleyen biri vardı saygılarımla tanrı (Görsel Rehberler 5 - Felsefe)
  • Buda’ya göre hem kendimizi hem de dünyayı kavrayışımız yanlıştır. Kendimizi ebedi bir öze, çekirdeğe sahipmişiz gibi düşünür, dünyayı da kendi özüne sahip ebedi bir yer zannederiz. Oysa dünya fanidir ve sonsuza dek sürmez. Ne biz ne de dünya kalıcı ve temel bir öze sahiptir. Bunun farkında olmaksızın düşüncelere, nesnelere ve hatta kendi kimliğimize sıkı sıkı tutunmaya çalışır, bizi sonsuza dek mutlu edeceğine inandığımız şeylere hakim olmayı arzular, fakat kaçınılmaz olarak hayal kırıklığına uğrarız. Uçan kuştan medet umduğumuz için elde ettiğimiz mutluluk da kısa ömürlü olur. (Büyük Filozoflar)
  • Nietzsche sevgiyi şöyle tanımlar: Sevgi bir başka insanın bizden başka türlü yaşaması, davranması ve deneyimlemesi gerçeğini anlamak ve bundan zevk almaktan başka nedir ki? (Büyük Filozoflar)
  • “...kötü şeylerin var olmasında bir hayır olmasaydı her şeye gücü yeten tanrı, kötülüğün var olmasına asla izin vermezdi…” (Büyük Filozoflar)
  • O yalnızca yinelenen varoluşu yaratıp coşkun bir arzuyla dolu olan ve orada burada yeni hazlar arayan bir özlem ya da susuzluktur. (Büyük Filozoflar)
  • Sevgi bir başka insanın bizden başka türlü yaşaması, davranması ve deneyimlemesi gerçeğini anlamak ve bundan zevk almaktan başka nedir ki..? (Büyük Filozoflar)
  • Hiç kimsenin gözlemlemediği bir ağaç hayal etmeye çalışın. Başaramazsınız çünkü ağacı hayal ederken kendinizi ona bakarken hayal edersiniz. (Görsel Rehberler 5 - Felsefe)
  • Felsefe merakla başlar. (Büyük Filozoflar)
  • Devletle özdeşleşecek şekilde yeni yurttaşlar yetiştirmeliyiz. Eğitim, içinde bulunduğumuz toplumla kenetlenmemizi sağlayan toplumsal bağların kuvvetlenmesini amaç edinmelidir. Egitim ayrica iyi bir yurttaş olmaya yönelik niteliklere vurgu yapmalı ki böylece birbirimizi kardeş gibi görelim. Ancak bu şekilde oy verirken kişisel çıkarlarımız yerine kamu yararını gozetiriz (Büyük Filozoflar)
  • Aslında tutkulu doğamız yalnızca düşüncelerimizi etkilemez; bu etki ayni zamanda seçimlerimizin hem kaçınılmaz hem de meşru bir belirleyicisi olarak değerlendirilmelidir. (Büyük Filozoflar)
  • Dikotomi (İkiye Bölünme Paradoksu): Başlangıç noktasından bitiş çizgisine önce gitmek isteyen bir yarışmacı düşünün. Bitiş çizgisine ulaşması için önce yolun yarısına kadar koşması gerekir. Bu sorun değildir. Sürenin yarısını, yolun yarısına ulaşmak için harcayabilir ve geri kalan süreyi de bitiş çizgisine ulaşmak için kullanır. Ancak yolu yarılamak için önce yolun ilk çeyreğini tamamlamak zorundadır. Bunu da yolun yarısı için ayırdığı zaman diliminin yarısını kullanarak başarabilir. Ancak yarışın ilk çeyreğini tamamlamadan evvel yolun sekizde birini bitirmesi gerekir, ama bunu yapabilmek için de önce yolun on altıda birini koşması gerekir. Bu durum bir sona ulaşmadan böylece sürüp gider. Ne kadar giderse gitsin, tamamlaması gereken bir başka mesafe çıkacaktır. Aşılacak nihai bir mesafe olmadığı için koşucu yarışı asla tamamlayamaz. (Büyük Filozoflar)
  • Var olan şey nasıl yok olabilir? Yoktan nasıl var olmuştur? Eğer geçmişte var olduysa ya da gelecekte var olacaksa şu an yok demektir. Bu yüzden varoluş sonlanmaktır; yok oluş ise bilinemez. (Büyük Filozoflar)
  • Kendin için uygun görmediğin hiçbir şeyi başkalarına dayatma. (Büyük Filozoflar)
  • Hayata kılavuzluk eden us değil, alışkanlıklardır. (Büyük Filozoflar)
  • Örneğin aşık olma hazzı özlemenin acısını ve ayrılmanın muhtemel acısını da taşır. Fakat insanlar yine de aşık olmayı leziz bir akşam yemeğine tercih ederler. (Görsel Rehberler 5 - Felsefe)