İsveçli Şair, Psikolog ve evirmen. Tomas Tranströmer edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Tomas Tranströmer hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Tomas Tranströmer hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Tomas Tranströmer hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 15 Nisan 1931

Doğum Yeri: İsveç

Tomas Tranströmer kimdir?

Tomas Tranströmer 15 Nisan 1931'de Stockholm’de doğdu. İlköğrenimini Södra Latin School’da yaptı. Stockholm Üniversitesi Edebiyat Bölümü’nde psikoloji ve şiir üzerine öğrenim gördü, 1956'da psikolog olarak mezun oldu. Stockholm Üniversitesi Psikoteknik Enstitüsü’nde ve 1960-65 yılları arasında Roxtuna’da tutuklu gençlere psikolojik danışman olarak görev yaptı. 1960'lı yılların sonuna doğru kendini tümüyle yazmaya ve serbest psikolog, psikolojik danışman olarak çalışmaya başladı. Stockholm yakınlarında Vasteras’ta yaşamaktadır. Balkan ülkeleri, Türkiye, İspanya, Afrika ülkeleri ve A.B.D.’ni gezdi. Şiirleri 60'tan fazla dile tercüme edilmiştir.

"Yoğun, şeffaf tasvirleriyle gerçekliğe taze bir giriş sunduğu için" Nobel'e layık görülmüştür.

--reklam--

Tomas Tranströmer Kitapları - Eserleri

  • Ateş Karalamaları
  • İzmir Saat Üç
  • Hüzün Gondolu
  • Windows and Stones: Selected Poems

--reklam--

Tomas Tranströmer Alıntıları - Sözleri

  • dünyanın tabanı üzerinde bir çengele tutunmuş sürükleniyorum. (Ateş Karalamaları)
  • Metro istasyonunda Levhalar arasında bir kalabalık Yüzlerine vuran ölü bir ışık altında Tren gelip toparladı Yüzlerle çantaları Sonra karanlık. Oturduk Heykeller gibi dehlizlerde Kayıp giden vagonlarda Kımıldamadan. Düşlerle ….. (Ateş Karalamaları)
  • Yağmurun şıpırtısını dinle. Bir sırrımı fısıldıyorum ona ulaşabilmek için. (Ateş Karalamaları)
  • unutuluş üniversitesini bitirdim ve elim çamaşır ipindeki gömlek kadar boş. (Ateş Karalamaları)
  • Bir evin beş penceresi var: dördünden bakınca dışarısı pırıl pırıl. Beşinci pencerenin dışında karanlık bir gök, gök gürültüsü ve fırtına var. Beşinci pencerenin önünde duruyorum. (Ateş Karalamaları)
  • . Zaman düz bir çizgi değil, daha çok bir labirent ve doğru yerde duvara yakın basarsanız, acele eden adımları ve sesleri duyabilirsiniz, diğer taraftan geçerken kendinizin geçtiğini duyabilirsiniz. ... (Hüzün Gondolu)
  • O kasvetli aylarda ancak seninle seviştiğim zaman ışırdı hayatım. Ateş böceği nasıl yanıp söner, yanıp sönerse insan bir an görüp yitirerek izleyebilir onun uçuşunu karanlık gecede, zeytin ağaçları arasında . O kasvetli aylarda büzülüp cansız kalırdı ruh, oysa doğru sana yönelirdi vücut. Gece gökyüzü kükrerdi. Gizlice sağdık evreni ve hayatta kalmayı başardık. (Ateş Karalamaları)
  • Her şeyi bağışlayan ama hicbir seyi unutmayan bir orman burası. (Ateş Karalamaları)
  • Güneş batmak üzere. Gölgelerimiz birer dev. Az sonra her şey gölge olacak. (Ateş Karalamaları)
  • Sanki çocukluğumuzdan kalma oyuncaklar, devleşmiş, hiçbir zaman olmamız gereken insanlar olmadığımız için bizi suçluyorlar. (Ateş Karalamaları)
  • Bir gün bir şey geldi pencerenin camına. İşi bıraktım, kaldırıp başımı baktım. Pırıl pırıldı renkler. Fır dönüyordu her şey. Sıçrayıp birbirimize koştuk toprakla ben. (Ateş Karalamaları)
  • O kadar çok şey gördük ki, gerçeklik öylesine yıprattı ki bizi, ama işte yaz geldi sonunda: (Ateş Karalamaları)
  • AĞAÇ VE GÖKYÜZÜ Bir ağaç var yağmurda dolaşan, koşarak geçiyor yanımızdan bardaktan boşanan külrengi yağışta. Bir işle görevli. Güç alıyor yağmurdan meyve bahçesindeki bir karatavuk gibi. Yağmur dinince, ağaç da duruyor. İşte orada, sessiz duruyor bizim de aydınlık gecelerde kar tanelerinin havada uçuşmalarını beklediğimiz gibi. (Ateş Karalamaları)
  • '' Sızıyoruz uyuyan eve. Yavaşça açıyoruz kapıları. Eğilip yaslanıyoruz özgürlüğe. '' Böyle diyor beyaz yelkenler. (Ateş Karalamaları)
  • Deniz bir duvar. Martıların çığlıklarını duyuyorum bize el sallıyorlar. (Ateş Karalamaları)
  • Çok yetenekli bir konyağın hafif esintisi alıp götürüyor onu tam ortasında bir görevin. Hep bir görevi vardır. Yılda iki bin mektup! Yanlış yazdığı sözcüğü yüz kere yazan okul çocuğu eve gönderilmeden önce. Gondol ağır yüklü hayatla, basit ve siyah. (...) (Hüzün Gondolu)
  • Bana öyle geliyor ki, sokak beni görebiliyor. (Ateş Karalamaları)