Yazar, Çevirmen Yüksel Pazarkaya edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Yüksel Pazarkaya hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Yüksel Pazarkaya hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Yüksel Pazarkaya hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 1940

Doğum Yeri: İzmir, Türkiye

Yüksel Pazarkaya kimdir?

1958 yılında liseyi bitirip üniverite okuma amacıyla Almanya'ya gitti. Stuttgart Üniversitesi'nde kimyager olarak diplomasını alır almaz, aynı üniversitede okumaya devam etti. Daha sonra Alman Dili ve Edebiyatı ile Filozofi bölümünü de başarıyla bitirdi. 1973 yılında Edebiyat Bilimcisi olarak tanındı ve yaşamını yazar olarak sürdürmeye başladı. Birçok şiir, makale, roman ve çeviri yazıları yayınladı. 1961 yılında Almanca ve Türkçe'nin karışık olarak kullanıldığı tiyatro sistemini önerdi. 1962 yılıda arkadaşlarıyla birlikte Stuttgarter Studio adını verdikleri ilk amatör tiyatro gurubunu kurdu. 1986 yılında Köln'de bulunan Alman radyosu WDR'de redaktör olarak çalışmaya başladı. 2000 yılında Orhan Veli, Nazım Hikmet ve Aziz Nesin'in kitaplarını Almanca'ya çevirdi. Bu çevirileri yüzünden Dresden Teknik Üniversitesi (Technischen Universität Dresden) tarafından kendisine sanat ödülü (Chamisso-Poetikdozentur) verildi  

Şiirleri: Koca Sapmalarda Bir Varlık (1968), Aydınlık Kanayan Çiçek (1974), İncindiğin Yerdir Gurbet (1979), Saat Ankara-Takvim Dizeleri (1981), Sen Dolayları (1981), Karanlıktan Yakınma (1988), Dost Dolayları (1990), Sen Dolayları - Sevgi Dolayları - Umut Dolayları (Üç şiir kitabı bir arada, 1992), Mutluluk Şiirleri (1995), Somut Şiirler (1996), Aynı Gökyüzü (1997). Hikâyeleri: Oturma İzni (1977), Yaban Sıla Okur mu? (1979). 

Romanı: Ben Aranıyor (1989).

Oyunları: Ohne Bahnhof (Bekleyen Tren, 1967), Mediha (1992), Komşumuz Balta Ailesi (Almanca televizyon dizisi senaryosu).                                                                                                    

Diğer eserleri: Orhan Veli Kanık (49 şiiri ve şairin tanıtımı, Almanca, 1966), Moderne Türkische Lyrik (Almanca Türk şiir antolojisi, 1971), Die wasser sind weiser als Wir (Almanca Türk şiiri antolojisi, 1971), Behçet Necatigil, Gedichefe (Şiirler 1972), Ağaca Takılan Uçurtma (Çocuklar için şiir antolojisi, 1974), Oktay Atatürk'ü Anlatıyor (1982), Rosen im Frost (Zemheri Gülleri, 1982), Solingen'den Sonra Almanya Üzerine (1995), Kara Bıyıklıların Aksakalı Demirtaş Ceyhun (2004).

--reklam--

Yüksel Pazarkaya Kitapları - Eserleri

  • Çevirinin Estetiği ve Çeviri Serüveni
  • Sen Dolayları
  • Mediha
  • Aziz Nesin Konuşuyor
  • Geçip Giden Her Saat Daha Gençleşiyor ( Rainer Maria Rilke'nin Yaşamı ve Şiiri )
  • Oturma İzni Güz Rengi
  • Sırma Kedi İle Deliş Fare Tatil Köyünde
  • Somut Şiir
  • Savrulanlar
  • Ferhat'ın Yeni Acıları
  • Aşktır, İlaçtır
  • Sana Son Umudumu Söyleyeceğim
  • St Louis Günleri
  • Dost Dolayları
  • Köşetaşı
  • Yol Dolayları
  • Sen Dolayları Sevgi Dolayları Umut Dolayları
  • Kurtuluş Savaşı Türküleri
  • İnsan Dilden Yeter Dilden Biter - Atasözlerinde Dil Felsefesi
  • Ben Aranıyor
  • Güz Öyküleri
  • Bahar Öyküleri
  • Yaz Öyküleri
  • Kış Öyküleri

--reklam--

Yüksel Pazarkaya Alıntıları - Sözleri

  • Kurdu yakalarlar Anadolu bozkırında. Hiçbir şey yap­mazlar, boğazına bir zil takarlar. Zil ses veren bir şey. Eski­den bizim at arabalarına takarlardı. Şu büyüklükte bir şeydir ve öter, çan gibi bir şeydir. Onu takarlar ve bırakırlar, fiske vurmadan kurdu bırakırlar. Kurt kuşa, sürüye yaklaşamaz, köye yaklaşamaz, hiçbir canlıya yaklaşamaz, acından ölür. Yetmiş yıldır Türk yazarlarının en büyük trajedisi "zilli kurt" olmaktır. Evvela komünist dediler, komünist zilini tak­tılar Türk yazarlarının boynuna. Ondan sonra şimdi de Kürtçülük, bölücülük damgasını vuruyorlar, zilini takıyorlar boynuna. Türk yazarları rahat etmedi. (Sana Son Umudumu Söyleyeceğim)
  • Şimdi ben kendi kendime gülüyorum demek ki deliyim... Peki, Hitler, örneğin Hitler akıllı mı? Adam neredeyse hiç gülmüyor . On binlerce insanı toplama kamplarına tıkıyor, zindanlara atıyor , kışlalarda talime tabi tutuyor, binlerce insanı can havliyle , yaşam korkusuyla ülkeden kaçırmaya zorluyor ve ordularıyla komşu ülkelere saldırıyor. Daha da yapacaklarından gayrı ... Akıllı mı şimdi bu adam; (Köşetaşı)
  • Bir düşünce boşluğundayım. Ne öncesi var, ne sonrası kafamda. Bir tek resim düşmüyor, düşüncem sanki bir fiskeyle tuzla buz. (Ben Aranıyor)
  • Ben Güney Afrika sansürcülerine Türkiye’den bazı dersler almalarını tavsiye ederim. Yani sansür yokmuş gibi bir sansür. Baskı yokmuş gibi bir baskı. Bunların derslerini almak gerek Türkiye’den, öğrensinler. (Aziz Nesin Konuşuyor)
  • Sende benim özgürlüğüm Açık deniz özgürlüğü, teknesiz, can simitsiz Sende benim özgürlüğüm Sonsuz uzay özgürlüğü, taşıtsız, havasız Sevgindir teknem, can simidim, uzay gemim, havam Sana tutsaklığımdır özgürlüğüm Salıverme beni sözde özgürlüklere Salıverme beni sevgisizliklere (Sen Dolayları)
  • Müzik , en arı, duru sanat...Müzik yaparken her şeyi unutmak gerekiyor . Hatta sözü bile... (Köşetaşı)
  • "öyle mi, demek çeviri yapmak istiyorsunuz? oturmak için kaba etiniz var mı? sözcük definecisi misiniz? anadilinizi tam biliyor musunuz? ikinci bir dile egemen misiniz? bu dilin konuşulduğu ülkeyi tanıyor musunuz? durmadan yeni ortamlara ve karakterlere nüfuz etmek için, yeterli fantaziye sahip misiniz? devamlı iş yetiştirme baskısına dayanabilir misiniz? çabucak farklı alanlara girebilir misiniz? pazarlık beceriniz var mı? haftada 100 saate kadar çalışabilir misiniz? hastalık durumunda ücretsiz izin parası almadan, noel parası almadan ve on üçüncü bir aylık almadan yaşamaya hazır mısınız? o zaman belki bizim imkânsız mesleğimize uygunsunuzdur." (klaus birkenhauer) (Çevirinin Estetiği ve Çeviri Serüveni)
  • Olayların ucunu bir türlü yakalayamadım. Soluk soluğa yaşıyorum, ama bir anlam veremiyorum ve henüz bir iç mantığını bulamıyorum. (Ben Aranıyor)
  • Bilim gizlenmez. (Köşetaşı)
  • Ah bu akşamüstüler, bulutlu akşamüstüler Ah bu akşamüstü bulutları, ki hüzzam söyler Ve sündürüp gönlümü, usumu, uçup gider (Sen Dolayları)
  • Bizden önceki dünya edebiyatı, ki büyük dahiler yetiştirdi, Tolstoy'lar, Dos­toyevski'ler, Stendal'ler, Balzac'lar yetiştirdi, bunlar bana öyle geliyor ki, biraz utanarak söylüyorum bunu, doğayı dekor olarak kullanmışlar sanki. Halbuki Homeros'ta doğa yaşayan, her parçasının kişiliği olan bir destandır. (Sana Son Umudumu Söyleyeceğim)
  • Benim yaşadığım dönemde ,kültürden bilimden yana Türk hükümeti ben görmedim, rastlamadım. Çünkü hükümet dediğimiz adamlar, ki devletle hükümet bir anlamda özdeşleşiyor, çünkü devletin en büyük organı, yürütme organı olan hükümettir. Hükümete gelen insanlar, genelde kültürle alışverişi olmayan insanlar oldukları için, biz Türk aydınları burada dünyada çok yalnız kalıyoruz. (Aziz Nesin Konuşuyor)
  • Yabancılaşmış bir toplumda yabancılaşmamış insanların korkunç acısını yüreğimde duyuyorum. (Sana Son Umudumu Söyleyeceğim)
  • Özgürlük sende ve seninle Özgürlük sana bağımlı olmak (Sen Dolayları)
  • İnsan olan kimin yüreği kan ağlamaz ki? (Köşetaşı)
  • En mükemmel müzik aleti, insan hançeresidir. Benimki hariç.. (Köşetaşı)
  • Bir insanın tek başına bir gizi olması anlatılmaz bir yük, anlatılmaz bir sıkıntıdır. Gizler, giz kardeşleriyle, giz dost ve arkadaşlarıyla paylaşılsın diye vardır. Yoksa, ne anlamı olurdu gizin? Giz ancak iki insan arasında paylaşılınca giz niteliğine bürünür. Gizin başta gelen işlevi de zaten, iki insanı birleştirmek, kaynaştırmak, özdeşleştirmek değil midir? (Ben Aranıyor)
  • ...bir yazara pasaport vermeyebilir. Ama bakın, buna karşılık, hayali ihracat yapanlara, kaçakçılara hiçbir kısıtlama koyamıyorlar ve bunlar herzaman sık sık kaçıp gidiyorlar. Neden? Çünkü, kendilerindendir, kendilerine yakındır. Ama yazar kendilerinden çok uzaktır. (Aziz Nesin Konuşuyor)
  • kurgusal yazılar içinde en bileşik yapıya lirik şiir sahiptir. şiiri oluşturan sözlerin düz anlamlarını, şiirin "demeci" sanılan bir anlamı hedef dile aktarmak şiiri çevirmek değildir. şiirin bütün anlam düzeylerini birden aktarmaya çalışmak gerekir. bu anlam düzeyleri şunlardır: simgesel anlamlar düzeyi düz anlam düzeyi düzün (ritim) düzeyi dize düzeyi ses düzeyi ancak bu düzeylerin birbiri üstüne/iç içe katmanlaşmasıyla oluşan yapı, bileşik yapı olarak lirik şiiri oluşturur. (Çevirinin Estetiği ve Çeviri Serüveni)
  • Bugün dünyanın birçok yerinde, özellikle ABD'de Türk Bilimcileri, orada onlara yararlı oluyorlar. Bizde onların yararlanacakları özgür atmosfer olmadığı için, gelseler de burada perişan olacaklar. (Aziz Nesin Konuşuyor)